Bizde bir tane var hâlâ nasıl olduğunu çözemedi. Bak diyorum eşeğe anlatsan o bile anlar 20 yılda çözemedi kendisi. Poyraz Kareyel'de bir replik var "Senin çocuğunla aranda annesi gibi bağ yok, o bağı sen kuracaksın." Öyle işte.
Duygu boyutunu anlatamam ama 10 gündür falan bu durumdayım ve sinek bile ısırmasın diye nöbet tutuyorum başında. Ve hep aklıma camiye bırakanlar, çöpe atanlar geliyor. Bu nasıl insanlık?
Henüz nasıl bir şey olduğunu bilmediğim, kendi babama bakarak nasıl bir şey olduğu hakkında fikir yürüttüğüm olgu.
50 yaşında, eyt sebebiyle 2 yıldır emekliliği bekleyen, emekliliğine 1 yıl kalmış bir adam. 2 aydır bu pandemi hedesi sebebiyle kısa çalışma ödeneğinden yararlanıyor, iş yeri çalışmayı durdurmuş. Bugün başına yine çok şanssız bir şeyler gelivermiş. Dayanamadım dedim ki: "yahu baba sen ne şanssız bir adam oldun ya". Gülerek verdiği cevap beni sebepsiz bir üzüntü ve hüzne sevketti:
"ne yapayım oğlum, şu hayatımda benim başıma gelmiş en şanslı şey herhalde bu pandemidir. 16 yaşımda istanbul'a geldiğim günden beri hep çalıştım. Ne zamandır; ilk defa 2 aydır çalışmıyor, evde kendi işlerimle uğraşıyorum, dinlendiğimi hissettim resmen. "
dedi. Cevap olarak bir şeyler söylemek istedim ama söyleyemedim. Ağaran saçlarına, kırışmaya başlamış suratına bir kez daha dikkatlice baktım ve "baba olma"nın nasıl bir şey olduğu hakkında düşünmeye başladım.
Hala düşünüyorum.
Kızınızın sevgilisi olmaktır.
ilki sonu yok, hep var olan, var olmasa bile hep kalpteki yerini koruyan tek sevgili.
Ve oğlunuzun kahramanı olmaktır, kurtarıcısı, arkasındaki dağı, idolü.
Tabii siz baba gibi baba olabilirseniz.