çok acımasız bir duygunun fazlasıyla masum bir şekilde adlandırılması.
imkansız aşk denilen şeyi yaşıyorum şu anda sanırım, ikimiz de hislerimizden eminiz belki ama bizi ayıran yine biz olduk. her görüşme eninde sonunda ağlamalarla kavgalarla bitiyor. tam lise işi anasını satayım bi de biz koskocaman insanlarız sözde. ikimizin de işi gücü var çalışıyoruz. ama demek ki bazı şeyler hiç düzelmiyor. bunları yaşıyoruz, konuşmuyoruz, sonra yine buluyoruz birbirimizi bir şekilde, yine sarhoş oluyoruz. yanında oturabiliyorum ama onu öpemediklerim, ona sarılamadıklarım birikiyor her gün.
bu aşk denilen pis duyguyu anlatmaya kalkınca çok basitleşiyor. bazı duyguların tarifi olmuyor işte. bok gibi bi şey.
başkalarının karnında kelebekler uçuşsun, bize hep karın ağrısı ağzına sıçtığım.
hormonsal bir olay olup sabahleyin minibüste başıma gelen olay.
sabahleyin minibüse bindiğim sırada zorunlu sebeplerden dolayı en öne geçtim. bir nevi muavin görevi görüyordum. ama üstüme bu kadar büyük bir sorumluluk yüklendiği için biraz altında eğilsem de görevimi başarı ile yerine getiriyordum. 2 tane köprüyü verirken bir anda gelen 1 tane bakkal beni dumura uğratsa da başarılı olmuştum.
minibüsteki herkes bana hayranlık ile bakıyor nasıl bu kadar başarılı bir inşaat mühendisi olduğumu kavramaya çalışıyorlardı.
bu arada yeni server'ımız hayırlı olsun.
neyse işte tam sokağa girişte bekleyen kalabalığın arasında o vardı. minibüse bindiği sırada şuradan 1 tane sahil uzatır mısın derken biraz mahcup biraz da hayranlıkla bakıyordu. ben gördüğüm gibi kitelenmiştim. diğer yolcuların uzattığı parayı görmezden gelir iken müstakbel yengenizin parasını sanki slow mooşın alıyormuşum gibi geldi. aldığım parayı vermedim tabi. kendi cebimden çıkardığım paradan verip hani olmazsa diye bende hatıra kalsın diye parayı özel cebime attım.
sonra 2 3 defa göz göze geldik. sanki bana hadi ama minibüsün içinde ilan-ı aşk eyle diyordu. bağırıyordu gözleri ile. o siyahtan maviye çalan bembeyaz simasında ay gibi parlayan gözleri ile. biraz geriye doğru bıraktığı beresi ile avril lavigne'nin ilk zamanlarındaki o haşarı kaykaycıyı andırmıyor değildi.
yapamadım. minibüste bana karşı inanılmaz bir saygı ve sevgi vardı. onlara mahallemizin bacısına sarkan biri olarak görünmek istemedim.
durağa geldiğimiz sırada kaptan inecek var der iken bütün minibüsten bir iç çekiş geldi. bazılarının gözlerinin yaşardığını gördüm. üzülmeyin dedim. yarın sabah yine aynı minibüste yine aynı güzergahta yine aynı güzellikler ile yine aynı mükemmel ülkede işlerimize ve okullarımıza bu araba ile beraber gideceğiz.
inerken yüzünde biraz hüzün yakaladım ceylanımın. neden iniyorsun diyordu. seninle en azından iki durak daha gitmek var iken neden bu kadar erken ayrılıyoruz diyordu. gözleri ile tabi. ikimizde mahallemizin namuslu birer genci idik. mahallenin onurunu ayaklar altına alamazdık.
başka zaman dedim kara gözlüm başka zaman sevdalım başka zaman hayatımın ilk ve sonra baharı. işte böylelik ile bu hafta aşık olduğum bir insandan bu şekilde ayrılmıştım. geçen haftadaki metro güzelinden daha iyi gibiydi bu.
özet : neyse kankiler sabah minibüste bir kız ile bakıştık. la kız bana baya baktı. ben bu güzellikte kız bana bakmaz dedim ama baya minibüsten inerken gözlerimin içine baktı. anasını satayım sen bana varsan ben seni minibüs köşelerinde süründürür müyüm be sultanım.
şimdi işin yoksa çık kalfaya neden kolonu böyle diktin diye sor. sikeyim böyle hayatı.
bana olmayandır tam bu sene bir kızı sevecektim kız 20 gün içinde iki erkekle çıktı, ha çıkabilir bence sorun yok ama 20 günde 2 yapan bir kadının kalbinde ben kaç günlük olabilirim?
onun memelerini avuçlamak istiyordum ama olmadı işte aşkımı karşılıksız bıraktı. bir daha kimseyi sevmeye yeltenebilir miyim bilemem.
Anlatmak çok zor. Sözcüklere dökmek imkansızdır. Zafer algözün dediği gibi 100 wattlık ampule 1 saat baktığın halde hatunun gözleri hala parlıyorsa işte o aşktır.
Sevgi kadar kalıcı değildir. Hayatta bir kere başıma geldi onun da sonu gelmedi. Yeni nesil çok çabuk aşık oluyor, çok çabuk unutuyor. Nasıl yapıyorlar bilmiyorum ama demek ki aşk geçici sevgi kalıcı ve az bulunan bir şey. Demek ki ben sevmişim arkadaş.
tamamıyla sıradan birini 7 milyar insandan farklı görme anlamına gelen hormonal değişim.
iyi mi kötü mi bilinmez ama unutulmaz olduğu kesindir.
her aşk bir travmadır.