bazen hiç yaşanılmamış gibi kendini özlettiren bazen de kendini başka bedenler için gösteren duyguların an olup en çoşkun yaşandığı bazen de nefret edilip bir daha yaşamak istenmeyen duygudur.
tarifi de en az kendisi kadar zor.
duygu yoğunluğu, duygu karmaşası, aklın uçup gitmesi, fikrin "aşık olunan"ı zikretmesi vs her ne denirse artık.
pat diye karşına çıkan birine yine aynı hızda güvenmek ve akabinde tökezleme korkusunu yenmek, düşmene asla izin vermeyecek olan birini sevmek, sevilmek, geçmiş kırıntılarını temize çekmek, yenidoğan edasıyla hayata tekrar doğmak, adına gururla aşk diyebilmek. kalp çarpıntıların ve yan etkileriyle yaşamayı öğrenmek, bu hayat biçimine tapmak. bir yandan da sonsuz olmayacağını bilmek, ömür boyu katlanılabilir olmayı dilemek...
hepsi bu.
ayakların yerden kesilmesidir.
aslında hayatınız boyunca onlarca kişi ile karşılasırsınız, tokalasırsınız, göz göze gelirsiniz ama aşık olmazsınız.
çünkü ayaklarınız yere basıyordur.
sonra ne olursa olur, boş bir anınızda onu görürsünüz.
ufacık bir kıvılcım olur, ufacık bir elektriklenme..
ama ayaklar yere basmıyordur, topraklanma yoktur.
yani ya toprak hattınız vardır ya da aşıksınızdır.
bünye'ye ilginç etkileri olan bir hastalıktır. uzun bir vakit cevapsız aşk halinde kafayı oynatma, alkolizm, boş verme veya aksine işkoliklik doruğa ulaşabilir. bu hastalık her şeyden önce insanın hayatındaki önem sırasında ciddi değişikliklere sebep verir. söylemeden geçemiycem artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
bilerek köle olmaktır.
aşk istesen bile saklanamaz. insan bilir ki kaçan, sevmeyen hep sevilmiştir. malum (bkz: 4s kuralı)... fakat yine de sürekli yaşamak ister içindeki aşkı... engellemeden kendini sevgisini gösterir. anlar mı acaba artık insanoğlu zor olan değil seveni sevmenin değerini?..
dinlenilen tüm şarkıların bir anda anlam kazanmasıdır. her şarkı size hitap eder. anlam çıkarımı yaparsınız ''lan herif burda beni anlatmış mua goyim'' gibilerinden. sevgi mutludur aşk hüzünlü. ne bok varsa fazla fazla sevcek artık. sev işte kararında.*
(bkz: ben ettim sen etme)
"eğer hayatınızın herhangi bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksın deseler yalnızca iki seyden birini seçmek isterdim. biri, o çocukluğumun bahçesindeki ağacın dalında asılı sallanırken... öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün... herkes aşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu. ama aslında bu kadar basitti işte: birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksındır."
(bkz: başucumda müzik)
(bkz: kürşat başar)
aşk konusunda edebi şeyler yazmaktan hoşlanmasam da (bu konuda acizim zaten)aşkın bir ihtiyaç olduğunu düşünürüm. bir süre birine bağlanmanız gerekir, ama çevrenizde böyle birini bulamazsınız.
arkadaş kisvesi altında yaşanmış tüm detaylar şen bir kahkahaya dönüşür hafızada. ne zaman aklına gelse, bir tebessüm tadında belirir yüz ifadesi olarak. hala yaşamakta isen aynı şehir de, ve hala gözlerinin içine baktığın da depremler sarıyorsa dört bir yanını, ve hala diz kapakların titriyor, saçmalamak ve pot kırmak için bahane aramıyorsan, durum vahimdir. duygular kemale ermiş, aşık olunmuştur. cesaret gereklidir en kallavisinden. zordur. en tutarsız kelimeleri seçersin yanında. ortaya çıkan çelişkili cümleler zinciri, sana garipsenmiş bakış olarak geri döner. tanımlamaya çalıştıkça ona olan hissiyatını, batarsın. bir yanın mecnundur, tez yazarsın duygularına, bir yanın çobandır, gökçeada da koyun otlatan.
aşık olmak, huzur bulmaktır. huzuru bulacam derkende acı çekmek ve yitip gitmek en kötüsüdür. önemli olan anın tadını çıkarabılmek ve geçmişe takılıp kalmamaktır aşk anca böyle yaşanır.
Benim başıma hep platonik olarak gelir. Belki beni sevende olmuştur ama hiç kimse söylemedi yüzüme.
Ama aşık olmak işkencedir. Daima üzülürsünüz karşılıksızsa.
Biricik aşkınız sizi sallamıyorsa, söyleyecek söz yok. Ulu ulu dağlara...
koca cüsse içinde o güne kadar varolduğunun farkına varılmayan kelebeklerin kalbe doğru pıpır uçuşması,yemekten içmekten kesilme, her daim tokmuşsun edasıyla gezme durumu..şarkılar ayrı bir anlamlı,doğan güneş daha bir güzel,hayat daha bir şirin gelir insanın gözüne..ilk aşk güzel gerisi onun tekrarıdır ve aslında saf ve hesapsız olduğun ilk aşktır sonra kurallar girer devreye öyleyse böyleler artar..makbulu ilk olandır..
önce telefondan silmek, sonrasında msn'den silmek, akabinde de "beni facebook'tan silsene, bi burada kaldın, görmeye dayanamıyorum" diye mesaj atmaktır.
facebook'tan silecek cesareti bulamamaktır. bir tuşa dokunamamaktır. kendi kendini yemektir.
"ne yani, siliyim mi şimdi seni?" diye gelen cevabı "evet" diye yanıtlamaktır. (tüm var oluş "hayır" diye haykırıyorken)
"tmm siliorm"u "sil" diye yanıtlamaktır.
sonrasında da hayvan gibi ağlamaktır.
japon çizgi filmlerindeki (bkz: anime) göz kenarlarından fışkıran gözyaşı olayının harbi olabilitesi olduğunun bizatihi müşahade edilmesidir.
sonrasında, yaşadığını ve bi yerlerde mutlu olduğunu hayal etmektir.