Bmw m3' tür. kendisine ciddi manada aşık olduğum doğrudur.. Bir m3' ün yaninda victoria secrets dan bir bağyan görsem bile ona değil aşkima bakarim. ihanet etmem ona..
--spoiler--
Ben dünyanın en büyük aşığı olabilirim
Ben koynunda yüz sene bin sene durabilirim
Ben Leyla'yı Mecnun'u Ferhat'ı Aslı'yı Kerem'i bilmem ama
Bağdat'ı iki gözüm kapalı bulabilirim
--spoiler--
bazen istediğiniz gibi gitmeyebilir işler. aldatılabilirsiniz veya acı çekebilirsiniz ama bu sizin zamanında birisine yaptığınız şeyin başınıza gelmesi durumudur. en güzeli veya en yakışıklısı değilde en hayırlısı ne ise o olsun bu gönül işlerinde. yoksa insan kendini bozuyor canı acıyor.
Gerçeği mide bulandırır,
daha ileri seviyelerde baş ağrısı, kulaklarda uğultu, yeme içmeden kesilme gibi fiziksel belirtilerin yanısıra yalnız kalma isteği, etraftan duyulan seslere tahammülsüzlük, hayal kurma ve olmayan şeyler düşünme vs. gibi ruhsal dengesizlikler de yaşatabilir aman diyim.
insan mantığını ters yatırıp düz sikmek için hormonların akla dört bir yandan uyguladıkları tamamen biyolojik bir durum. tamam kendim bile inanmadım amk.
Bugün bir mektup yazdım sana
Kelimeler üzerime yıkılırcasına – bir deprem gibi –
Soğuğunu hissettim ölümün
Halbuki bir umut gibi bekliyordum günbegün
Kıyasıya bir kavganın ortasında
Bir bedenden başka bir bedene geçerken
Ya da uçurumun kenarında Tanrı’ya isyan ederken
Hep sen geliyordun aklıma
Sana bugün bir mektup yazdım
Adres satırlarına “Sokak Kadınlarına” diye yazıp postaladığım!
Aşk ile başlayıp yarım yamalak,
Anlamsız kelime yığıntıları birikmiş,
Birkaç biranın da etkisiyle zırvaladığım,
Çalakalem bir mektuptu bu!
Sarı bir sonbahardı bu mektup.
Âşıklar bilir; “ Ne zamanki sonbahar düşse kentin çehresine, vakit ayrılıktır.”
Halbuki romantizmdir yağmurun altında ıslanmak!
Yaprağın düşüşüne inat resmedilir, onca açık sarının ve yeşilin tonları…
Yağlı boya bir tablo gibidir Sonbahar
Ve ayrılığı değil, aşkı temsil etmelidir inadına!
Yirmiden sonra saymadığın bir yaştayım şimdi.
Bilmediğimden değil
istemediğimden saymadığım.
Kahpe bir aşkın uğruna harcadığım ömrümün
Gururlu yenilgisiyle yaşıyorum diye devam ettiğim bir mektup.
Gözlerimde umudun pırıltısı,
Gözlerimde aşkın buğusu
Biliyor musun? “Ben hala seni seviyorum.”
Ne kadar da saçma hâlbuki
Siyah çarşafların üzerinde
Beyaz insan artıklarının(!) dolaştığı bir yatakta yakalamıştım seni
O haldeyken sana âşık
O haldeyken sana tutkun!
Sokaklarda haybeye aşındırırken kaldırım taşlarını
Nereden bulduysam bir kâğıt parçası
Bir aşk parçası
Bir umut parçası
Tek bir cümle yıpranmamıştı,
Onca ayak eziğine
Onca rüzgâr savruğuna
Onca yağmur damlasına
“Seni Seviyorum” diyordu sahibine.
işte o zaman toparladım kendimi
Ve bir mektup yazdım sana.
Aşk ile başlayıp yarım yamalak,
Anlamsız kelime yığıntıları birikmiş,
Birkaç biranın da etkisiyle zırvaladığım,
Çalakalem bir mektuptu bu!
Yusuf Sezgin AYBEY/ Bugün Bir Mektup Yazdım Sana
--spoiler--