aşk, insan cinsinin devamlılık ihtiyacı sebebiyle kendi içinde ikiye ayrılan erkek ve kız canlılarının adına çekim denilen; genetik olarak da sağlam bir gelecek duygusunun farkında olmadan tesiri altında kalarak hayranlık temelinde gelişen; sarhoş ediciliği sebebiyle kusurları görmeden hedefe yönelmeyi sağlayan bir hâlin yaşanmasıdır.
insan cinsi buna yüce bir anlam yükleyerek fiziksel kaynaklı bir basitlikten azade kılmaya gayret etmiş ve nispeten başarılı olmuştur.
uyarı: yapılan tanımlama ve yorum ilahî aşk konusunu içermemektedir.
ne olduğu hakkında çok sayıda tarif var ama ne olmadığı hakkında tek bir tane; akıl-mantık işi değildir. bu yüzden yanlış kişiyle yaşanan aşk, ardında her zaman acıya sebep olur. yine de, en güzel duygudur ve doğru kişiyi bulana kadar tekrar yaşamaktan korkmamalıdır.
şimdiye kadar cevabını aradığım ama bir türlü bulamadığım sorudur.belki de aşık olmaktan, birine bağlanarak acı çekmekten, günün birinde yalnız kalmaktan korktuğum ve cesaret edemediğim içindir ki bu zamana kadar bu sorunun cevabını bulamamışımdır.
Gözlerine bakarken
güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma,
bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde
kayboluyorum...
Kahverengi pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,
durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin: