ne kadar seversen sev,
nasi taparsan tap,
sonunda ayrilik oldugunu gördügünde yikici etki birakan duygudur.
hayal kirikligidir ask,
beklentilerinin bir anda yok olmasina seyirci olmaktir,
yasayan bilir derler ya hani,
asil cani yanan bilir askin nasil bir sey oldugunu...
ask cok sevdiginden kendinden bile kiskanmaktir,
gözünden sakinmaktir ask,
gözünden sakinip da en cok zarari vermektir,
yipratmaktir ask,
yipranmaktir...
ayrilmaktir ask,
cok sevsen de, cani yanmasin diye severken ayrilmaktir.
neden sonuç ilişkisine dayanmayan kavramdır. kimse neden aşık olduğunu bilmez. hayatının hatası olduğunu, olacağını görse bile kendini atar bu boşluğa. sonunda ya düşer ya biri tutar onu ama mutlaka bir evresinde üzülür insan. çok ilginçtir bir anda aşık olabilir insanoğlu ama unutması yıllarca sürer belki de hiç bitmez...
bunun tanımını tam olarak yapamasam da erkekler için durumu şöyle özetleyebilirim. aşk korktuğumuz herşeyin bileşkesidir. herkes birşeylerden korkar. çünkü bu bir ihtiyaçtır. işte bu yüzden bizim için aşk imkansızdır. çünkü küçüklüğümüzden beri korkmamayı öğrettiler bizlere. erkek adam korkmaz! ne dayak yemekten, ne öğretmenden, ne polisten, ne böcekten, ne hayvanlardan. hiçbirşeyden korkmaz erkek. ve ileri ki yaşlarında bunun eksikliğini hisseder. bu yüzden değilmidir ucuz vamp kadın temalı dandirik dizilerin bukadar rating rekorları kırması?
ve erkek kendisine bir korku buldu. bu korkuyu özgürce yaşayabiliriz. bu korkuyu kimseye açıklamak zorunda değiliz. bir kızı severiz, onunla çıkarız, ona aşık olduğumuzu sanarız.. ta ki ondan korkmadığımızı farkedene kadar. oysa ki aşk o 165cm boyunda ki kızdan ölesiye korkmaktır. onun incinmesinden, kırılmasından, küsmesinden, suratını asmasından, size bağırmasından okadar korkmaktır ki dizlerin titremesi, onun karşısında konuşamamaktır aşk. bazı şanslı kişiler sevdikleri insana ilişkiye başladıktan sonra aşık olurlar. bazı insanlar da daha kendisine karşı nasıl duygular beslediğini bilmediği bir kıza aşık olurlar. ve belkide kendisini hiç sevmemiş ve sevmeyecek olan kızın kendisine karşı olan(olmayan) hayali sevgisini kaybetmemek için açılamazlar.çünkü o kızın karşısında kekeleyerek te olsa birdaha konuşamamanın, yüzünü birdaha görememe nin acısını kaldıramayacaklarını düşünürler. her akşam eve koşa koşa gelirler belki o kişi msn ye girmiştir de birazda klavyede kekelerim diye. ve girmez. beklenen şeyler hep beklenmedik anlarda olur ya ondan. ama siz onu hiçbir zaman unutmazsınız. kalbinize bir çizik atılır, ve her onu hatırlayışınızda ağlamamak için kendinizi tutarsınız. ve her tutamayıp ağladığınızda içinizden birşeyler gider. giden temiz duygularınız, o kıza karşı beslediğiniz şefkat ve sevgidir. yine de nekadar format atarsanız atın bilgisayarınızdan silinmeyen illet bir virüs gibi kalır database nizde. işte böyledir aşk. ama bir kızı en çok sahip olamayanlar sever, en temiz hayalleri onlar kurarlar.
sevgi almadan sevgi vermektir der kimileri.. ve doğrudur aslında. çünkü bi insanı hiçbirşey beklemeden sevmenin tadı yoktur ne ekmekte ne de suda.. yeri gelir onların yerini alır aşk.. ince bir sızı olur çok yüreklerde.. bir ah gibi kısa ve derindir aşk. buna değer hiçbirşey bulamamıştır bilmemne laboratuvarındaki prof.dr.bıtbıt.vıkvık.bilmemkimler.
aşk iki kişinin aynı anda, aynı zamanda ve zeminde birbirlerini sevmeleri ve bunu yaşamalarıdır. tek kişi aşkı yaşayamaz. tek kişilik olan sevgidir.. belki tutkudur... belki hırstır.. vs dir işte. ama aşk iki kişi olunca aşktır.
bu devirde artık pek kalmayan soyut olgu. insanın hakikaten pek fazla bilmese de "nerde o eski aşklar, aşıklar" diyesi geliyor. şimdi bakarsanız, artık kızlar ve erkekler birbirleriyle flört ederken*"karşımdaki kişiyi seviyor muyum" diye bakmıyor. artık öyle bir devir olmuş ki ;
kızlar, çıktığı erkeği nasıl sömürürüm, nasıl parasını yerim vs. şekline düşünürken ; erkekler için ise artık seks oldukça önemli bir konu olmuş durumda. "çıktığım kızdan nasıl faydalanırım, onu nasıl istediğim gibi kullanırım" diye düşünüyorlar, tabii bunda kızların da her çıktığı erkeğe 'ileride evleneceğim erkek' gözüyle bakmaları da önemli bir etken..
velhasıl, artık "biz aşığız.", "gerçek aşkı bulduk" diyenlere pek inanmıyorum... maddiyata bağlı sevgi artık nasıl aşk oluyorsa...
dipnot : bu söylediklerim 'herkes için doğrudur' şeklinde değildir, sadece yaptığım bir genellemedir...
büdüt : Ehi ehi. Deliler gibi aşığım, aşk vardır, evet. He he.
ask, elektrikle, kimyayla, artik neyle derseniz onla anlasilan bir olgu, bir hede'dir. oyle neden oldugunu bilmediginiz bir sekilde hissedilen yakinliktir. disciden cikildiginda agizda nasil bir his olusursa, ask zamani vucutta da oyle bir his olusur.
kesinlikle rastgele karsina cikan biri hakkinda uretilen 'offf, hacim hatuna bak yaa, hastasi oldum lan' veya 'ayyy, cocuga baksana yaa, eridim bittim'dusunceleriyle karsilastirilmamalidir. o hormonlarla alakalidir, hoslanmaktir.
oyle herkes illa asik olabilir diye de bisey yoktur efenim. yanlis anlasilmalara mahal vermeyiniz... cunku ask ozeldir.
ne mutlu yakalayabilene...
Evinin seni içine sigdiramayacak kadar dar oldugunu fark edeceksin...
Sokaga fırlayacaksin...
Sokaklar da dar gelecek...
Tipki vücudunun yüregine dar geldigi gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne piril piril gökyüzü...
Kendini tasiyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin...
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
"Önemli olan saglik."
"Yaşamak güzel."
"Boş ver, her şey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksin...
Göz yaşlarindan etrafi göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarinda ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"Ölüme çare bulundu" ya da "Yarin kiyamet kopacakmis" deseler basini
kaldirip Ne dedin?" diye sormayacaksin...
Yalniz kalmak isteyeceksin...
Hem de kalabaliklarin arasinda kaybolmak...
Ikisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin...
Neredeyse dakika dakika...
Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin...
Gittigin yerlere gitmek...
Bu sana hiç iyi gelmeyecek...
Ama bile bile yapacaksin...
Biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini söylese, kaçacaksin...
Aslinda kurtulmak istedigin halde, o aciyi yasamak için direneceksin...
Hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek isteyeceksin.
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
Herkesi ona benzetip...
Kimseyi onun yerine koyamayacaksin...
Hiçbir şey oyalamayacak seni...
Ilaçlara siginacaksin...
Birkaç saat kafani bulandiran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan seyrettiren...
Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi gelecek...
Bogazin dügümlenecek, dinleyemeyeceksin...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahi iple çekeceksin...
Bazen de "Hiç günes dogmasa" diyeceksin...
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çikana sarilmak isteyeceksin
...
Nafile...
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasini istedigin...
Her siçrayarak uyandiginda onun adini söyledigini fark edeceksin...
Telefonun çalmasini bekleyeceksin...
Aramayacagini bile bile...
Her çaldiginda yüregin agzina gelecek... > Aglamakli konuşacaksin arayanlarla...
Yüregin burkulacak...
Canin yanacak...
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...
Onun sesini bir kez daha duymak için yanip tutuşacaksin...
Defalarca aradigi günlerin kiymetini bilmedigin için kendinden nefret
edeceksin...
Yasadigin şehri terk etmek isteyeceksin...
Onunla hiçbir aninin olmadigi bir yerlere gidip yerleşmek...
Ama bir umut...
Onunla bir gün bir yerde karsilasma umudu...
Bu umut seni gitmekten alikoyacak...
Gel gitler içinde yasayacaksin...
Buna yasamak denirse...
****
Razi misin bütün bunlara?
Hazir misin sonunda ölüp ölüp dirilmeye?
O halde asik olabilirsin
tek bilinmeyenli denklem kadar basit gorunup cok bılınmeyenlı denklem kadar karmasık, sacma ve ıcınden cıkılmaz olan hayat problemidir. orjini mutluluk olmakla beraber finali genelde enkazla sonuclanan, sabır sınırlarını zorlayan, hayata destekten cok kostek olan trajikomik bir olaydır.
Ask kanatlarina takmis pençesini
sinsi bir rüzgar müjdeler
kirilgan
Pesine takil kos hadi
yetis ardindan
sana bir sevdadan
çaresiz çirpinislar müjdeler
ask sarhosu
sendeler
simdilerde senden arta kalan
tuzu kuru bir gerilim
sevgilim
sen gitmene bak
ben buradan bütün cesaretimle
baska kollara yelken açisini
seyredebilirim
uzaktan el sallayan
dizginlenememis
bir sevdacik törpüsü bu seni çagiran
karsiliginda gözlerinden süzülen
bir damla gülücük bekleyen
ve sen
çok sevecek
çok sevileceksin
bilirim
tirnaginin tekine ömrünü vereceksin
git baska tadlari yüregin tanimadan
git seni gönderdigime pisman olmadan
simsiki saril
bir an bile birakma
sende bilirsinki
istesem seni durdurabilirim
ama sen öyle bir sev ki
seni tutmaya gücüm yetmesin
sevgilim
ben buradan
yalniz basimada olsa
seni
ikinizin
birbirinizi
sevdiginizin
toplami kadar
sevebilirim