aşk

entry15893 galeri793
    616.
  1. 615.
  2. yaratığı, dr frankestein e, dayanamadığı yalnızlığına son versin diye, kendisi için bir eş yaparsa(!) eğer, intikamını sonlandırıp uzaklara gideceğini söyler.

    kaypaklık eder dr yine,

    ve gelir adı olmayan oğul, düğün gecesi..

    o nun biricik sevgilisinin göğsüne daldırıp elini, yüreğini söker kadının.

    ve uzatır doktora hala atmakta olan kalbi,

    ben sözümü tuttum derrr.
    1 ...
  3. 614.
  4. bencilce birşeydir, insanın mutlu olma çabasından kaynaklanır. karşılıksız, ömür boyu sürebilirse belki şimdiye kadar duyduğumuz tanımlara uyar. zira kimse kendisini sevmeyen, asla da sevmeyeceğini bildiği bi organizmayı sevemez. ya da ben görmedim. *
    tanımlar ancak şıpsevdi sakızlarının içinden çıkanlar kadar başarılı olabilir.*
    1 ...
  5. 613.
  6. bir çeşit kör dövüşü şuursuzluk hali acıdan zevk alma sanatı.. (bkz: aşk köpekliktir)
    2 ...
  7. 612.
  8. geç bulup çabuk kaybettiğim...
    1 ...
  9. 611.
  10. büyük aşkların kalbi kırık olur
    kalp kırılınca
    gövdeye fena batar.
    2 ...
  11. 610.
  12. aşktan bahsedelim,dedin
    bana bugüne kadar
    bahsedelim;
    al sana aşk
    al sana
    al!*
    1 ...
  13. 609.
  14. intihara,içkiye,sigaraya,karanlığa bi o kadar da bahara,tazeliğe,ferahlığa,ılıklığa yakın bi duygudur.en çok da nefrete yakındır.*
    1 ...
  15. 608.
  16. insanda gurur adına bir şey bırakmayan lanet bir duygudur. uykusuzluk, mutsuzluk eski güzel günleri hatırladıkça katlanarak çoğalır. .
    3 ...
  17. 607.
  18. aşk, bir başkasının bizimkinden farklı ve ona karşıt bir tarzda yasadığını, etkin olduğunu ve duyumsadığını anlamaktan ve buna sevinmekten baska nedir ki? *
    4 ...
  19. 606.
  20. yıllardır, hatta yüzyıllardır yaşamın anlamına varmaya çalışan düşünürler, yazarlar, şairler kendilerine özgü deyişlerle, aşkı anlattılar ve bir mesaj verdiler hep; "Ânı yaşayın!". içsel olarak bunun doğruluğunu hepimiz hissettik ama hayata geçirmekte daima zorlandık. zihnimiz bize engel oldu. ne geçmişin birikimlerini, ağırlığını atabildik üzerimizden ne de gelecekle ilgili kaygılarımızdan, beklentilerimizden sıyrılabildik. "Ânı" ya da "şimdi"yi düşüncelerin gölgelerinden kurtarıp, sadece olan haliyle yaşayıp hissetmeyi bir türlü beceremedik. bunu başardıklarını söyleyenler bile kendilerini kandırdılar; anı yaşama fikri hoşlarına gittiği için zoraki bir çabayla kendilerini anların içine sıkıştırmaya çalıştılar ve zoraki olan her şey gibi bu çaba da sahtelik yaratmaktan başka bir işe yaramadı.

    bir tek aşıklar ânı hakkıyla yaşar bana göre. Ânı yaşama şuuru yalnızca aşıklarda vardır çünkü. dudaklarından dökülen her sözcük o ânın duygusuyla dökülür. ellerinin nemli sıcaklığı o ânın heyecanındandır. gözlerindeki çocuksu pırıltılar o ânın sevinciyle doludur. alıp verdikleri nefeslerde o ânın enerjisi vardır. ve bu enerjidir ânı an yapan, şimdiyi diğer zamanlardan ayıran, geçmişi ve geleceği unutturan.

    oysa bizler, sancılar çekerek dolanıp duruyoruz hayatın kıyılarında. işığa üşüşen pervaneler gibi bilinçsizce dönüyoruz ânın ve aşkın etrafında. an geçti, aşk tükendi. boşlukta, yapayalnız buluveriyoruz kendimizi. Âna ve aşka olan inancımızı da yitiriyoruz. haftaların, ayların ve yılların bir akbaba gibi bizi didiklemesine göz yumuyoruz. eski aşkların açtığı yaraları sarmaya çalışırken yeni aşkların acılarıyla karşılaşıyoruz. aşktan da korkar olduk artık. sınırları koyan bizdik oysa. Ânı da, aşkı da indirgeyerek yaşadık, anlamlarını daralttık. Ânı uzatmayı bilemedik, aşkı genişletmeyi. bir âna geçmişin ve geleceğin sığabileceği hiç aklımıza gelmedi. o anda geçmişin temizlenip geleceğin ışıldayabileceğini düşünmedik bile. aşkı tek bir kişiyle sınırladık, aynı duyguyu gördüğümüz her şeye karşı hissedebileceğimiz gerçeğini bir ihtimal olarak dahi görmedik. bencilce saplandık kaldık anların ve aşkların bizi tutsak eden dar alanlarına. an, gündüzden geceye, haftalardan aylara, aylardan yıllara kadar uzanan geniş bir "şimdi" olabilecek kadar uzun olabilirdi aslında. ayaklarımızın altından gelip geçen anlara farkındalıkla serptiğimiz her güzel duyguyu arkamızda bıraktığımızı sanırken yeniden karşımıza çıktığını görebilirdik bir süre sonra. Ânı yaşarken geçmişi arındırdığımızı ve aynı zamanda geleceği de hazırladığımızı fark edebilirdik.
    ve katıksız haliyle yaşadığımızda aşkı; yükselir ve yücelirdik.

    "katıksız" diyorum üstüne basa basa, akıl aşkın gücünü keser kimi zaman; mantık, sevincini yok eder; hesap, saflığını götürür; zaman, büyüsünü inişli çıkışlı yapar. bu durumda an, aşkın koruyucu meleğidir; gerçek aşıklar, derinlik sarhoşluğu içinde âna hak ettiği değeri verirler. kurmak ile hayal kurmak, düzüşmek ile sevişmek, oyalanmak ile yaşamak arasındaki fark gibi, büyük bir fark yaratır bu. saniyeleri kalp atışlarında hissetmenin, bir saat zili yerine heyecanla uyanmanın ne demek olduğunu ancak gerçek aşkı paylaşanlar anlarlar. diğerleri ise, sarkaça tutunup bıkkın bir halde oradan oraya gidip gelmeyi sürdürürler. gerçek aşk aramak değil, bulmak; susmak değil, bağırmaktır. bir eriyip bir donmaktır. acı ve hazdır. ayrılmak ve barışmaktır. ağlamak ve gülmektir. öfkelenmek ve yatışmaktır. anlaşmak değil, belki de hiçbir konuda anlaşamayıp yine de ölümüne yakın olabilmek ve şairin dediği gibi, bir öpücük için hayatının kavgasını verebilmektir. gerçek aşk, her türlü duyguya karşın doyumsuz kalmak ve durmadan yaratmak, üretmektir. nihayetinde de karşısındakiyle birlikte kendini de sever hale gelmektir.
    6 ...
  21. 605.
  22. karşı cinsteki imla hatalarını, aşırıya kaçan smiley kullanımını görmezden gelmektir..
    5 ...
  23. 604.
  24. leyla gelin oldu mecnun mezarda. Bekir Sıtkı Erdoğan. Budur
    3 ...
  25. 603.
  26. bazı bazı bir şiir kadar edebi, zaman zaman eller kadar zarif ve masum, zaman zaman tırnaklar kadar keskin, bazen de yürek kadar yumuşak ve affedici olan yüce duygudur.
    5 ...
  27. 602.
  28. $arkı yazdıran duydugur. elbet bir gün yok olacaktır. fakat hissedildiği o an insan bir $eyler olu$turmadan, yaratmadan, ortaya çıkarmadan duramaz. mesaj atmak ister, $arkı yazmak ister, $iir yazmak ister, arayıp seni seviyorum diye bağırmak ister. sonu dü$ünmeden hareket eder. duygusalla$ır, her ayrıntıya dikkat etmeye ba$lar. sadece sevgilisiyle değil, arkada$larıyla bile konu$urken $akala$ırken dü$ünmeden hareket eder.

    a$k duygusunu hissettiği zaman ki$i her zamankinden daha çok yalnız kalır. en basiti ve en genelinden, metallica dinlerken, anathema dinleyeme ba$lar. athena' dan, emre aydın' a geçer. * yalnız kaldığı zamanlarda daha çok dü$ünmeye ba$lar. acaba burda hata mı yaptım, o lafı söyleyince alınmı$mıdır ya da o lafıma kırılmı$tır da belli etmemi$midir acaba diye. paranoya' ya ba$lar ki$i..

    sonun geleceğini, güzel $eylerin elbet bir gün biteceğini hiç dü$ünmez. elindeki fırsatları sonuna kadar harcamaya çalı$ır. sonuna kadar kullanır da.. eline geçen $eylerin elbet bir gün anı olarak tekrar döneceğini, elbet bir gün o anıların canını acıtacağını bilmez. her $eyin sonsuza kadar güzel olacağını, her $eyin, kendi istediği gibi ya da hem kendisinin hem onun istediği gibi olacağını dü$ünür.

    ayrılık, a$kın demir ba$ı gibi, hatta ilk günden beri korkulan, her zaman ki$inin kafasının bir yerlerinde olan durumdur. elindekini kaybetmek.. kendinden o kadar $ey vermi$ken, hatta cinsel ili$ki olmasa bile sadece sevdiğin için birlikte olsan bile elbet bir gün elinden kaçıracağını bilmek.. aslında bunu mantıklı dü$ünen herkesin bilmesi gerekirken, ki$i a$ık olduğu zaman bunu dü$ünmez..

    hakkında binlerce yazı yazılmak istenir. hatta bunları kimsenin görmemesi istenir. en çirkin kıza a$ık olunsa bile, o dünyanın en güzel kızıdır. söz konusu duyguyu hisseden ki$iden, bu dü$ünceleri feri$tahı gelse yok edemez.

    he birde $arkılar sürekli loop' a alınır. romantik olanları..
    4 ...
  29. 601.
  30. "ba$lığın kısalığı *-entry sayısı" ortalamasında lider olan duygudur. *
    2 ...
  31. 600.
  32. aşk ,uykusuz kalmaktır.Uykusuz kaldıgın kisiyi düsünmektir.
    aşk ,ekiz bilinmeyenli denklem gibidir.Hiç bir zaman çözemezsin
    3 ...
  33. 599.
  34. balzac a göre ;

    " insanı sürükleyip götüren ,eşi bulunmaz bir taşıt"
    3 ...
  35. 598.
  36. 597.
  37. islaktir ask
    ve mahkumdur kurumaya...
    * *
    7 ...
  38. 596.
  39. şu zamanda gerçeğinin bulunması oldukça zorlaşan herkese göre tanımı değişik olay..
    2 ...
  40. 595.
  41. Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
    Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben
    Perde ardında sen ben dedikodusu var amma...
    Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben

    Ey dünyanın işinden haberi olmayan sen yoksun
    Dünya esen yel üstüne kuruldu..
    Varlığımız iki yokluk arasındadır
    Çevrendekilerde hiçdir sen de bir hiçsin

    Medresede söz vardır tekkede de hal
    Fakat bu aşk sözden de dışarıdır halden de
    ister şeriat müftüsü ol ister şehir vaizi
    Aşk mahkemesine gelindi mi dilsiz kesilir

    Bugün zevk etmek elindeyken zevkine bak
    Yarını düşünmen beyhude bir heves
    Bir çok kişiden arda kalanlar
    Sana da kalmayacak sen de göçüp gideceksin...

    ömer hayyam
    1 ...
  42. 594.
  43. Aşk tırmanılan duvarların en yuvarlağıdır ki etrafında döner durursun!
    1 ...
  44. 593.
  45. bağlayıcı vasfı olan fenomendir.
    2 ...
  46. 592.
  47. özgürlüğünden vazgeçmektir aşk.

    aşka yakalanmadan önce iyi düşünmek gerek. özgürlüğünden vazgeçemeyen insan aşık olamaz.

    kim günlük jargonuna "aşkım ve hayatım" kelimelerini sokmayı göze alıyor bakalım?
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük