aşk bazı yazarların kalbini o kadar fazla acıtmıştır ki mana ve ehemmiyet içeren bir tanım girmeyi iplemezler bile ama yine de bir şeyler yazmadan duramazlar, tıpkı bu entry'de görüldüğü gibi.
artık öyle bir yerdesinizdir ki aşık olunanı değil aşkın kendisini sevmektesinizdir çünkü.
bir gün herşeyi değiştiren gerizekalı bir şeydir. herşeyin güzel olacağına inanıp hayatını bok edersin sırf aşıksındır, sonra o uğruna herşeyi feda ettiğin şey bırak güzel olmayı kötü bile olmamıştır. sadece boş bakan gözlerin ardında aradığın umut ışığını bulana kadar kıçını yırtarsın ama nafile aşk vurdumu seni artık kaçış yoktur mahkumsundur kör karanlıklara.
Aşksa eğer, büyüler insanı... öyle bir kere değil, defalarca, sonra bir daha, bir kere daha ve sonra bir kere daha. Aynı insanda üstelik, bir dolunay gecesi gibi, onlarca büyüleyici gecenin içinde başka bir güzellik her defasında. Empresyonist bir üslupla seyretmek onu, sabahın ilk ışıklarında, fincanındaki çayı yudumlarken, yağmurlu bir öğleden sonra, inerken merdivenleri elleri kayarak tırabzandan, bir sinema çıkışı gözlerindeki yaşları gizlemeye çalışarak ve ılık bir duştan sonra seyrederken kendini aynanın karşısında. Her mevsimde resmetmek gibi ıhlamur ağaçlarını ve ceviz ağaçlarını bir parkın içinde, yeşil, sarı, kırmızı, lacivert ve buruk, ılımlı, değişken tonlarında. Bütün komikliklerinde saatlerce gülüp, bütün hüzünlerinde daralıp sıkışmak iki duvar arasında. *
Gecenin bir yarısı, duyduğun bi cümle için tüm benliğinin tarifsiz bir mutlulukla anlatılmaz bir hisle dolmasına neden olan duygu..
Gecelerin uzamasını hatta onunla birlikteyken, konuşurken zamanıın durmasını, akreple yelkovanın donmasını ve ömürlerinin sonlarına kadar kavuşamamalarını isteten duygu..
Ağzından çıkan hiçbir söze değer biçilemez olması, hepsini yapmak isteme duygusu, ne kadar anlamsız ve komik olsa da bazen,sırf onun ağzından çıktığı için..
Başka kimseyi görememe duygusu..yanındayken de, değilken de..delicesine kör olabilmek.
yaratığı, dr frankestein e, dayanamadığı yalnızlığına son versin diye, kendisi için bir eş yaparsa(!) eğer, intikamını sonlandırıp uzaklara gideceğini söyler.
kaypaklık eder dr yine,
ve gelir adı olmayan oğul, düğün gecesi..
o nun biricik sevgilisinin göğsüne daldırıp elini, yüreğini söker kadının.
bencilce birşeydir, insanın mutlu olma çabasından kaynaklanır. karşılıksız, ömür boyu sürebilirse belki şimdiye kadar duyduğumuz tanımlara uyar. zira kimse kendisini sevmeyen, asla da sevmeyeceğini bildiği bi organizmayı sevemez. ya da ben görmedim. *
tanımlar ancak şıpsevdi sakızlarının içinden çıkanlar kadar başarılı olabilir.*