insanın içini yakan duygu.
yaşanırken iyi ki var iyi ki insanız iyi ki aşık oluyoruz diye düşündürür bittiğinde ise lanetler yağdırtır.
insanı kendisine yabancılaştırır.
bir günü çok mutlu diğer günü hayalet gibi geçirmenize sebep olur.
bir gün öncesinde hiç tanımadığınız varlığından bile haberdar olmadığınız insanın bir gün sonra hayatınızın merkezinde olmasıdır bir nevi..dünya onun etrafında döner.o gider.. dünya durur.bir bakmışsın bir zamanlar hiç tanımadığın biri için şimdi hayatını ikinci plana atıyorsun.hayatın ondan öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılmış.arada mantık olaya karışmaya çalışır.içinden bir ses 'aylar önce tanımıyordun onu gayette mutluydun şimdi de hiç tanışmamışsınız gibi düşün' der.ama işler öyle yürümez.
dedim ya hayatınız değişmiştir ondan öncesi ve sonrası olarak.bir süre bir daha o duyguyu yaşayamayacağınızı düşünürsünüz ama zaman siler herşeyi.sonra yine aşık olur yine ayrılır yine aynı acıları yaşarsınız.
kısır bir döngüdür aşk.
insani çoğu zaman gereksiz davranışlara iten bir duygudur,hayır aslında duyguda değildir,dahada öte kalbinizdeki kimi zaman sımsıcak kimi zaman buz gibi soğuk olan hisler bütünüdür.insanı dengesizliğe* sürükler kimi zaman, kimi zaman da mutlu eder.Yine seviyorum,yine kendimi* tanıyamıyorum...
herkesin bir gün yaşamasını dilediğimdir.
ben hiç yaşamadım aşk nedir, bilmem.
tutkuyla, istekle, hatta sevgiyle bile ilgisi olmasa gerek.
bambaşka bir şey.
bu yüzden herkesin yaşadığını iddia edip kendini kandırdığı..
gerçek aşkı yaşamış bir insanın gözleri bile bir başka parlamalıdır.
çocukluğum sendin, o liseli kalbi pır pır atan genç kızlıgım da...
her gece yastığıma senden bir damla daha akıtsam da senin de dediğin gibi "mezar olarak kalacak"...
tanım: Aşk acıya tutkuyla bağlanmaktır. dikenli telleri avuçlamak, üstüne gözyaşını akıtmaktır. mutsuzluğunda derman bulmaktır...
--spoiler--
Aşk ya sen varken ya da yokken yine sürecek
Ya karanfil ya gül olup kapına gelecek
Umutsuzca yollarında bekleyecek
Adım adım seni hissedecek
--spoiler--
...çok özledi onu sonra bir sigara yaktı gecenin en koyu anını yaran kırmızı ateşiyle, içine çekti ölümü derin derin nefesler şeklinde ve sonra düşündü, aşk neydi ki aslında? sabah uyandığında telefonunda sıralı mesajlar, onca uzağa rağmen sevmek onu....aşk, anlamamak, anlayamamak ne yaptığını ya da yapacağını. bir bira kupasının en kalın yerinde biriken bira köpüğü gibi somut olsada aşk....seninle yaşananı en güzeli sevgilim.
boyun büküp esrarengiz bir şeylere,
kendiliğinden vurmak dünya yalnızlığına.
derin ve anlaşılmaz,hissel sarhoşluk halimdir,
aşk
boğulmaktır denize karşı bir manzarada..
sessizce çığlıklara bürüyüp kalp atışlarını,
bir sandalda geleceğe kaybolmaktır,
aşk
tesadüfen çarpılmaktır bir kamyon ağırlığına..
dayanılmazlığı öğrenip,
acılarla tesadüflenmektir aynı kahırla..
aşk
süresizce kaybolmak yangın ortasında,
ve ya eskimek bazı yaşanmışlıklarla..
aşk
sonuna varmadan başından anlamlandırılan,
insanı kasıp kavuran fırtınanın ardından gelendir..
insanı aptal eder biraz. aşık olduğun kişiyi her türlü mükemmel görürsün. ona gönlünü açtığını anlatan uzun, edebi bir mesaj atarsın. mesaja karşılık sıkı bir ayar yersin. "Bir daha da bu saçmalıkları duymak istemiyorum." der sana. Böyle ayar bir mesaja bakarsın, verilen ayarı görmezsin, ya da görmek istemezsin. "he he mesajıma cevap verdi, yaşasın!" diye sevinirsin. "A bak 'da'yı bile ayrı yazmış canım benim, mükemmelsin." diye düşünürsün. Hala mutlusun. biraz daha düşünürsün. düşündürtür çünkü. sorarsın kendine "aşk nedir?" , "ben niye hala mutluyum?" diye. Sonra biraz anlarsın ki aşk, kabul edilmek değildir. Aşk kavuşmak değildir. Pervanenin muma, bülbülün güle karşı hissettikleridir aşk. Lütuftur. Kimi geçici faydalanır ondan, kimi şanslıların ise varlığı o lütufla beraberdir, ondan ayrılmaz. işte onlarınkini düşünüp bizim adi * duygularımızın hakkında en ufak şey konuşmamız gerekendir aşk aslında dersin.
aslında bu kadar üzerinde durulması, adına şarkılar ve yazılar yazılması, filmler çekilmesi onun gerçekliğinin olmamasındandır. insanın doğası gereği bencil olması, feci paylaşımı ve fedakarlığı gerektiren bu şeyin bir süre sonra değerinin yitirilmesine sebep olmaktadır. etrafa şöyle bir bakıldığında aşkın ömrünün kısa olduğu görülür. tamam, aşk yoktur anlamına gelmez bu. ilk zamanlar yaşanılan aşktır fakat insancıl ve bencil duyguların biraraya gelmesi aşkın sonunu hazırlar.
dediğim gibi bunun ve hayattaki diğer çoğu şeyin çabuk eskiyip kaybolması, 'insan'a atalarından miras kalan bencillik duygusudur. başka bir şey değildir. bundan sonra da bu başlığa bir şey yazılmasın rica ediyorum arkadaşlar, kapatalım bu konuyu. zira bu, aşkın ne anlama geldiğini araştıran tartışmayı sonuçlandıran bir tanımdır.
moderatör arkadaşlardan da rica ediyorum kilitlesinler bu başlığı.