Hayat öyle bir şey ki bazen acik kalmis perdenin arasindan iceriye sizan sabah günesi gibi. Bazen ilkokula giderken ders zilinin calmasiyla eve dogru kosarken duyulan heyecen gibi. Bazen bayrami bekleyen sabaha kadar bayramliga bakarak yatan kücük yürek gibi. Bazen üzülüp aglayan dünyada kendini yalniz hisseden 17 yasim gibi.
Ne diyom ya ben diyorum durup durup.
icim kipir kipir..
Karnima agrilar giriyor belli belirsiz..
Havalar isiniyor gibi, rüzgar insanin yüzünü oksuyor sanki..
Her sey bir baksa geliyor artik..
Ne bu?
Bir şey..
Bazen bir hüzün, bazen bir ünlem, nokta.
Nesin sen?
Acı
Sızı
.....
Ask
AŞKA DAiR BiŞiLER...
Aşk. saat 00:18 25 ocak 2008de bence ne demek oldugunu düşünenlere anlatacagım şu uzun Zahmetli,bi o kadar güzel cümle.anlatılanın aksine el avuç terlemesi,kalp atması diil bence.O kadar basit diil Aşk.Tek heceli belki ama Tek ömürle yaşanılası bişey diil.
Bence aşk herşeyi bulanık gördüğün Zaman diil.Herşeyin netlik kazandığı artık hiç birşeyin yokuş yukarı kalmadıgı bir düzlük.Ama engebeli bir düzlük.
Yaşamın kıyısından tutan ve denizi boyuna diilde enine yüzen bir çocuk bence.Zor bulunan fakat tam kaybetmek istemediğin zaman kaybolcagını sandıgın bi deger bence..
Nerden geliceği belli olmayan bir saplantı,bir şans belkide..
Uzun zamandır taşlar o kadar güzel ve sağlam oturuyor ki yerine.şu anda aşk için anlamlı şeyler yazabilicek nadir insanlardan biri olduğumu düşünüyorum.. aşk...Anlatılanın tersine..
Mesafeli aşklara tüm kastım..
Başkalarıyla da eğlenebilirken o yokkende gülebilirken.bir an duraksayıp aslında eksik bir gülücük attıgını farketmekdir aşk..
Onun haricinde bir çok insanla gün içinde muhabbetler ederken onunla konusmmaların aklına gelip telefona sarılmakdır aşk..
Aşk Sonsuz Kıskaçlık.ve bunun Yüzünden Ayrılıktır belkide..
Belkide bunun yüzünden bağlılık
Aşk ayların özlemini 72 saate sığdırmakdır.
Uzaktayken aşk telefonu duymuycam diye avuçların terlemesidir. veya söylediğin yerde olduğunu kanıtlamak için arkadaki sesleri duyurma çabasıdır.
Okadar aptal şeyler için Kava etmektir ki belki ertesi gün neye kavga ettiğini hatırlamamaktir.aşk onun çirkin olmasını istemektir. çünki artık dış görünüşün bi önemi yoktur.
en fazla ne kadar çirkin olabilir ki? diye sormakdır içinden Kim bilir belkide bu kadar mutluyken,hani derler ya mutlulugun doruk noktasındayken uyuyup sabah uyanmamak istemektir.
konu aşk olunca herkesin söylecek bir sözü olan ya da bir çok sözü olan tpkı
''aşklar'mı dedin senin incindiğin benimse yollara düştüğümdür yeniden''..dizesiyle aşkın vurgusunu en iyi yapan şair (bkz: ahmet telli)gibi.
Feniletilamin salgısının artması nedenli anandamidein cannabinoidi dominant etkiye maruz bırakması neticesinde reseptörler triftofan sentezi ile polifenolü algılıyor ve sen-nasıl da sallıyorum hey yarabbim-;
yüzünde saçma sapan bir gülümseme ile geziyorsun,
herkese ondan bahsetmek istiyorsun,
aklından çıkaramıyorsun,
bütün hayallerin iki kişilik oluyor,
kıskançlığın had safhaya ulaşıyor.
ibni sina da çıkıp tüm bu yaşananlara hastalıktır diyor. -kara sevda-
bir arkadaşıma sormuştum aşk nedir? diye, belki henüz anlamını bilmediğim bu kelimeyi bana açıklayarak aydınlığa kavuşturacaktı, ''yanılmışım''
verdiği cevap: 100 wat,lık ampüle bir dakika baktınmı bile sevdiğin insan görebilmektir gibi salakça bir yorum yapmıştı, (büyük ihtimalle 1799 entry içinde benzeri vardır.)
kurban,a sordum, yalan dostum aşk diye bişey yok dediler, haklıydılar.
evet artık cevabı biliyordum, aşk bir egodan başka bişey değildi.
birinden hoşlanıp onun elini tutmak, öpüşmek, konuşmak, sevişmek, kendini sevdirmek vb. şeylerin genel adıydı aşkın.
yani neymiş aşk ego tatmininden başka bişey değilmiş.
başka biri için nefes almaktır aşk...her sabah birisi için uyanmak,her akşam rüyalarda da onu görebilmek için uyumaktır.aşk,insanın başına gelen en güzel,en korkunç,en zor ama en anlamlı şeydir.üç harfli bir duygu değil insanın kendisidir.aynaya baktığında başka birini görmektir...aşk...hiç düşünmeden seni seviyorum diyebilmektir.sevilenden bir gün ayrı kalınca ölmek istemek,delicesine özlemek,her saniyeyi aynı kişiyle yaşamak istemektir...aşk...imkansızı sevmek,imkansız olmak istemektir.durup dururken ağlamaktır aşk...
aşk...asla kavuşamayacağını bile bile ölümü göze almaktır...
aski biyolojiyi kullanarak felsefe yaparak tanimlayabiliriz suphesiz. bunu yapan insanlar asik olmamis insanlardir. bende bunlardan biriydim. askin salgilanan bir hormon oldugunu soyleyip hevesli ciftleri sinir ediyordum, eglenceliydi.
ama aski yasamak ayri bir olaymis onu anladim. yasamayan bilemez yasamayan yorum yapmamali. bu senin benim anlatabilecegim birsey degil. mantikli birsey hic degil. ask kagit ustunde tum sacmaliklarin birlesimi. asik oldugun insan kagit ustunde en olmamasi gereken, sana en ters gelen insandir.
ask hadisesi yipraticidir. aci verir. vermezse ask olmaz sevgi olur cunku. acisiz ask bitmeye mahkumdur. tek taraflidir ask. kommensalizm gibi calisir. bir taraf vurdumduymaz takilarak bundan etkilenmezken diger taraf icten icten kanar.
herseye ragmen vakti geldiginde yasanmasi gereken birseydir ask. kastirmamak gerekir. inanmak gerekir. var cunku yalan degil bu. bu kadar insan yaniliyor olamaz. ask mantiksiz birseyde olsa aci veren birseyde olsa yasanmali. doyasiya sevilmeli doyasiya aglanmali. bununda tadina varilmali.
-boğazın düğüm güne başlamak
-ağlamak
-hıçkırmak
-uykusuz kalmak
-anlam verememek
-beklemek
-telefona bakıp saatler geçirmek
-hayal kurmak
-plan yapmak
-binlerce sıfat yüklemek
-özlemek
-yanındayken bile özlerken uzaklara göndermeye tahammül edememek
-sevdiği yemeği yapmayı öğrenmek
-tek bir gözyaşının derin yaralar açıyor olması
-uyurken sabaha kadar izlemek
-nefesini dinlemek
-kokusuna hasret yaşamak
-yokluğunda yastıklara sarılmak
-içtiği sigarayı içerek bile mutlu olmak
- o olsa şöyle derdi diyebilmek
-fikirlerine değer verebilmek
-hayatı çift kişilik yaşayabilmektir aşk.
dibine kadar hissettiğim ama hakkında saçma da olsa hiçbir şey yazamayacak kadar elimi, kolumu, dilimi, kalbimi, aklımı bağlayan.yazmadan yazmak, gülmeden gülmek, koklamadan koklamak, düşünmeden bilmek, belki de ölmeden ölmek.
aşk.
başlangıç noktama ters düştüğümü farkettim şimdi okuyunca. saçmalıyabiliyormuşum aslında.