bugün itibarı ile anladığım inanılmaz duygu. bu nasıl bir şeydir mantık kayboluyor. istediğiniz kadar soğukkanlı olun ama olmuyor bir türlü söz geçiremiyorsun. aşk kelimelerle anlatılamayacak bir duygu. çok değişkenli ve sabiti olmayan denklem. istediğin kadar belli etmemeye çalış istediğin kadar uğraş olmuyor. ama bunu bastıran tek şey vardır. o da gurur, insana aslında çok şey kazandırırken, aşkta hep bastıran kuvvet olmakta. hele bir de hayatınızı onur ve gururunuz üstüne kurduysanız, aşk sizin için bir eziyet olacaktır. ama ne olursa olsun sizi bu saate kadar uyutmuyor ya aşk böyle bir şey işte.
en uykulu halde, uykudan yeni uyanmış halde bile hala "dünyadaki hiçbir şey bu kadar sevimli ve güzel olamaz." diyebiliyorsa ve onu kendinin uykudan uyanmak istemeyen yanı olarak görüp uyandırmaya kıyamıyorsa, bir parçası uyanık bir parçası uyuyorsa, aşkı tam olarak ayaktadır demektir.
aşk alır seni götürür heyecanın dehlizlerine.
arşınlarsın yolları bir şey bulma umudu ile.
sonra kayıp sokaklar keşfedersin kendine.
kaçıncı kat olduğuna dikkat etmeden bir ev tutarsın, içine yerleşirsin.
tasını tarağını yavaşça yerleştirisin.
sonra kendin yerleşirsin usuldan içine, dışına...
aşk kaybeder inceden heyecanını, ezberlemeye başlar her şeyi ama yerine meşki bırakır olgunluk deminde.
arşınladığın heyecanlı yol ve dehlizler, kayıp sokaklar, bilinmez katlı evler ve içlerde barınan aymazlık yerine sokağın adını, apartmanın adını ve kaçıncı katında olduğunu, bilindik sokakları; emin olmayı, güvenmeyi, sevmeyi, sadakati, birbirinizin olmayı telkin eder.
arada bir hissettiğinizi sandığınız,
kalbinizde kelebekleri hatta yarasaları uyandıran,
arada bir cılız nefsinize balyoz gibi vuran,
sizi umursamayıp tanrıdan bile üstüne olan,
şerefsiz, ahlaksız, namussuz ve fütursuz,
ağzınıza sıçan, neye uğradığınızı şaşırtan,
yaşayabileceğiniz en muhteşem duygu...