başlangıcında tanrı'nın, ortasında insanın, bitişinde şeytanın rol aldığı bir büyük muamma.
aşkın başlangıç safhasında tanrı işe el koyar. dünyadaki 6 milyar insandan birinin bir anda sizin için dünyadaki her şeyden hatta sizden bile önemli olması, hayatın bir anda güzelleşmesi, belki bir daha ancak cennette yaşayabileceğiniz bir mutluluğu sadece onun gözlerine bakarak yaşamanız şüphesiz sadece tanrı'nın becerebileceği bir mucizedir.
aşkın ortasında dizginler insanın elindedir artık. kah mutlu kah mutsuz, kah kavgalı kah barışık, yani insan doğasının gereği olan bir tutarsızlıkla yaşanmaya devam eder.
sonu ise kesinlikle şeytanın işidir. çünkü, artık aşkın bitiş şekline göre, dünyada en çok sevdiğiniz insan bir anda en çok nefret ettiğiniz insan haline gelebilir, dün size yaşama sevinvi veren bugün tüm yaşama isteğinizi elinizden alabilir, ve ilk başlarda yaşanan o cennet mutluluğu yerini cehennem azabına bırakır ki bu işin ustası da şüphesiz ki şeytan dır.
sizin aşkınıza şeytan eli değmemesi dileğiyle... *
bütün bu yıkılmışlığımın sebebi! aşk karşılıklı yaşarken gülücüklerin en büyüğünü ama tek başına kaldığında katbe kat acısını yaşatandır. gururundan vazgeçip bir adama gel diye ağlayabilmektir aşk sev diyebilmektir. küçülmektir aşk, küçücük kalıp hiç yok olmamaktır ki acısını çekmeye devam et!
varlığı farklı yokluğu farklı bi köşesinden acıya bağlanabilen; tuhaf bir duygudur. içine girildimi hayatınızın her alanında azıcıkta olsa kendini gösteren, özellikle yazı yazma çabasındaki insanların yazılarına sıçrayarak mutlu veya mutsuz etkiler bırakandır.
son ders filminde şöyle bir replik geçer. baba kızına sorar:
- hatırlıyormusun bana yaptığın aşkın tarifini
- hatırlıyorum kızım ''birinin dünyanın geri kalanından daha önemli olmasıdır.''
edit:yanlış hatırlıyor olabilirim ama böyle birşeydi.