beklentidir, sabırdır, korumaktır, sorumluluktur, mizahtır, şehvettir, teslimiyettir, mutluluktur, sıcaklıktır, düşlerin gerçek olmasıdır, derstir, uyumdur, yakınlıktır ama aynı zamanda yalnızlıktır.
genç kız annesine sorar:
- "anne aşk nasıl bir şey?"
- "aşk mı? şey... aşk şöyle bir şeydir kızım... hani mesela çok zengin ve yakışıklı bir adama rastlarsın, seni venedik'e götürür, dönüşte sana güzel bir araba alır, bir daire alır, elmas gerdanlıklar, altın yüzükler hediye eder, mutluluktan uçarsın adeta, işte aşk böyle bir şeydir kızım..."
- "ama anne, peki o heyecanlar, güzel duygular, kalbin küt küt çarpması, ilk buluşma, ilk öpücük... bunlar yok mu?"
- "ha onlar mı? kızım onlar seni bedavaya getirmek için meteliksiz komünistlerin uydurduğu şeylerdir, aldırma..."
aşk. bu işte anlatılmıyor, tanımını gizli tutuyor hep. bir gün umut oluyor diğer gün karın ağrısı ama bir şey var ki; tarifsiz bir doyum yaşatıyor insana. yaşanılan her şeye kucak açmayı, bacaklardaki dermanı hep o sağlıyor. ayaktaysan ona borçlusun en çok. sana aşkı göstermenin türlü türlü yolu var esasında, ama ben biraz gizli olsun istiyorum. bulabildin mi aşkı kelimelerde?
kızıyorum en büyük aşkların hep en acılılılardan olmalarına ama zoru başarmak da o oluyor hani. yani çok mutlu bir çiftin, aşklarını dolu dizgin yaşamaları normal de, var olan onca engele rağmen gönülleri bir olanlar daha bir kutsal sanki.
tanımını gizli tutuyor dedim ya. bulabildin mi aşkı kelimelerde?
yanılgı.
bir yerde şöyle bir söz görmüştüm.
"beğendiğiniz vucutlara hayalinizdeki ruhları koyup aşk sanıyorsunuz" diye sanırım bundan dolayıdır, sevgililerin birbirlerinin özelliklerini değiştirme çabaları, saçma kıskançlıkları, aldatmalar, yalanlar...
şimdi bu entrye bakıp birisi şöle diyicek, "hadi ordan sen hiç aşk yaşamamışsın" veya daha farklı olumsuz bi cümle önemli değil içeriği, ama söyleyen arkadaşlar madem aşka inanıyorsunuz, ozaman aşkın çok özel olduğunu ve insanın başına bir kere gelebileceğinide biliyorsunuz. peki bir düşünün hayatınızda kaç kere aşık oldunuz, yada yazarın deyimiyle kaç kere beden değiştirdi hayalinizdeki ruhlar. güzel bir kız veya yakışıklı bir erkek görünce kalbinizin atması aşk değildir, hoşlanmaktır, birisine sırf çok iyi diye aşık olduğunuzu zannediyorsanız oda aşk değil, sadakattir. herkes sevgilisinin beğenmediği yönleri için şu sözleri kullanıyor "beğenmiyorum o huyunu ama O'nu sevdiğim için katlanıyorum" evet katlanmak. eğer aşıksan birisine onun tamamına aşıksındır, ona katlanmazsın. eğer birşeye katlandığını düşünüyorsan günün birinde sabrının biticeğini de düşünmelisin. neyse boka sarıyo uzadıkça kısaca aşk böyle her hafta, her ay veya her yıl yeni birisinden hoşlanmak değildir, sevgide aşk değildir herkesi sevebilirsiniz, karısını aldatan adamda hem karısını hemde metresini seviyor. kısacası aşk okadar da basit birşey değil.
Özel olmasının sebebi tanımının kişiden kişiye bu kadar değişmesidir. istediği kadar bilim adamları aşkın kimyasını araştıra dursun, ozanlar hissettiklerini şiirlere döksün, türküler dile gelsin, destanlar okunsun, masallara konu, resimlere tema olsun aşk, herkesin tanımını ve hissettikleri farklı olacaktır.
en mutlu göründüğünüz anda, aynada gördüğünüz gözlerin içindeki hüzündür. en sevilenin, en seven olmadığı durumlarda; ancak zihne çöreklenen ihtimallerin güzelleştirdiği bir hayattır.
mantıklı bir yanı olmayan, bulunamayan olgudur.
manasız hareketlere aşırı sevinçlerle tepki verme, manasız sessizliklere aşırı üzülüp, ufacık tebessümlere dünyaları verebilme sebebidir.