hakkında, geçmişten; günümüze yazılmış-söylenmiş olan ve mutlakiyetle "-dır, -dir" şeklinde sonlanan her yargıyı yalancı çıkartabilecek türden bir hastalıktır.
modern tıp bile çare bulamıyor bu derde, hiç bir psikolojik çözümleme üstesinden gelemiyor ve "bilici" olarak tek bir kişi bulunmuyor yer yüzünde. en azından ben şimdiye dek "aşk anabilim dalı" üzerine yüksek öğrenimini tamamlamış birisini ne duydum, ne gördüm... eski ahmet altan'a göre bir kadının memelerinden ibarettir falan filan. veya bir orospuyu azize, bir azizeyi orospu yapardır da bilmem nedir.
velhasılı, bugün bir kitap yazılacaksa içinde aşka yer vermeli yazar. bir film çekilecekse eğer senarist aşkı işlemeli ve yönetmen ışığını aşka göre ayarlamalı sahnenin. bir şarkı bestelenecekse dahi aşka dair bir tarafı olmalı. öyle boktan lan. günde bilmem kaç ameliyata giren, bilmem kaç yaşındaki uzman doktorun dahi rakı masalarında kendisini heba etme sebebi...
bana göre mi? özgürlük tutkumun, ırzına geçmesine rağmen orospulaştıramadığı yegâne duygu. ışıklar söndüğünde göz bebeklerimde çığlıklar atarak feryadlarını duyurmak istercesine ortalığa saçılan o şey... artık her neyse işte.
hani karşıdaki vapurda parmaklıklara dayanmış sigara içen ama sana değil denize bakan güzel kadın var ya, aşk odur.
uzak, daha uzak, çok uzak... sonunda soğuk bir akşamda soğuk bir taşın üzerinde, bitmekte olan bir sigarayla o anı düşünürken önünden geçen çift de senin yalnızlığının kanıtıdır.
mucizevi hediye!
bir kez girdi mi hayatına, her yöne onunla bakmak istiyorsun. gittiğin her yere götürüyorsun. heyecandan nefesini tutarak sana sunduğu o renk cümbüşünü izlemekten daha güzel gelmiyor artık hiçbir şey. tüm hayallerine bulaşıyor. bir parçan oluyor resmen... sonsuzluk vaat ediyor sanki; zaman, mekan, zorunluluk, sorumluluk, etik, ahlak, ne varsa unutturuyor sana.
yan masada garip 1 çift oturuyordu. üst baş düzgün , yalnız biraz alkollüydüler.
birden kız kusmaya başladı , masanın , hatta biraz yenmiş tabağın tam üzerine. kız sürekli adama bir şeyler söylüyor ve ağlıyordu. kendi kusmama bile dayanamazdım , midem bulandı ; bakamıyordum.
şimdi deftere yazarken bile midem bulanıyor. ama adam hiçbirşey olmamış gibi kızın saçlarını topladı. eliyle yüzüne su serpti ve yemeğine devam etti.
aşk buydu galiba , midenin çok güçlü olması gerekiyordu.
yaşanması karşılığında çekilen bir çok acı sonucunda kırılan inançla dolanıp "bir daha asla" nidaları atılırken, gelip birinin inandırmasıyla insanı afallatan. bir yan varlığına bile inanmak istemezken diğer yan "gel beni inandır" diye yalvarır onun yüzünden *
Gülüş bir yanaşım'dır öbür bir kişiye;
Bir'den iki kişiyi döndürür bir kişiye..
Anılarından kale yapıp sığınsa bile,
Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.
budur.