içine nereden düştüğünüzü bilemediğiniz çıkamadığınız,battıkça çıkmak istemediğiniz bir çukurdur.
şimdi ben kendimi hazır zannettiğim halde ama hiç hazır değilken, en olmadık zamanda en olmadık adamın açtığı çukura düştüm ve o gelir mi çıkartmaya ya da düşer mi peşimden bilmezken bu kelimeyi telaffuz etmekten bile korkuyorum.
aşk..
konuşmakla yorulmayan ben onun yanında sus pus oluyor.
gözleri değdikçe gözlerime kaçıyorum çok uzaklara o çukurun içine.
aşık olmuş olabilir miyim diye sormaktan korkar geziniyorum derinliklerde.
adıyla başlayan cümleleri onun yanındayken üç nokta ile bitirmekten korkuyorum.
ve korkuyorum
beğenilmemekten, reddedilmekten, aramızdaki dostluğu bitirmekten
erken davranmaktan korkuyorum
ve dillere düşmek zerre kadar umurumda değilken tanıdık bildik kimselere söyleyemiyorum.
"aşk hakkında tam olarak ne düşündüğümü aşık olduğum kişi gözlerimde görebilir... Gerisi... Kelimelere döküşüm doğru olmaz, saflığını yitirir. Ve kelimeler de yetmez..." demiş ünlü bir düşünür aşk hakkında.
evet evet, sorumluluk değil, sorunluluk. karnın ağrır, göğüs kafesin sıkışır, kalbin kontrolden çıkar deli gibi çarpar, nefes alamazsın, dalar gidersin, başın ağrır, kurarsın sürekli, düşünürsün, düşersin olur olmadık. savaşırsın, çarpışırsın, kavga edersin, onu dahi karşına alırsın, bazen aileni görmezden gelirsin bazen arkadaşlarını, yalnız kalırsın sonunda aşkın için. bunun adı sorun değil de nedir?
ansızın gelir. habersiz, hiç hesapta yokken... sormaz bile müsaitseniz size gelmek istiyorum diye. böyle de düşüncesizdir. dengesizdir. adap bilmez, usul bilmez. kuralsızdır, sınırsızdır. kontrol altına alınamaz. bazen bir bakışmayla, bazen bir dokunuşla, belki minicik bir öpücükle, bir ses tonuyla, jestle mimikle, minicik bir gülümsemeyle gelir.
ve genelde tezata gider gönül. onun seni istememesi, birlikteyken ağzına etmesi, seninle mücadele etmesi, aksine tavır alması, araya türlü engeller girmesi gerekir ki aşk denilsin adına. acı olmadan, sorun olmadan onun adına aşk denir mi hiç?
ve kalan uktedir içinde aşk. olmaz, o gider, sen gidersin, yarım kalır, yediremezsin, sindiremezsin. aşk tüketemediğindir. tükettiğin halde zorluyorsan onun adı tutkudur, bağlılıktır, yalnızlık korkusudur.
kaç tane başından sonuna kadar kedersiz, gamsız, dertsiz başlayan, süren ve biten aşk gördünüz? bir düşünün okuduklarınızı, izlediklerinizi, dinlediğiniz şarkıları. size anlatılan aşk efsanelerini, gözlemlediklerinizi ve en önemlisi yaşadıklarınızı. içinde acı olmazsa aşk olmaz onun adı. aksi durumda aşk adı altında yasa dışı faaliyette bulunan ilişkidir onun adı.
aşk kalıcı değildir. geçer gider. geldiği gibi kolay olmaz gidişi elbette. yıkar, ezer ama gider. acıyı hissetmediğiniz zaman, işte tam da o zaman, alır başını gider. arkasına dahi bakmaz.
kadınım, her bir saç teline sinmiş pahalı parfümlerin kokusunu yok eden o kenar mahallenin kokusu avucumda şimdi. gitmeseydin bunun adı aşk olurdu. her gece sevişmelerimizde dile getirdiğimiz, o izbe yatak odasının duvarlarına kazılıydı ayrılık, göremedik. zamanı değişmeyen, yaprakları düşmeyen takvim gibiydik ayrılık duvarlarında. güneş doğduğunda.. siyah perdelerden içeri girmeye kalkışan o sarı renge inat ayrılık kokusunu kazıdık dudağımıza.
ısrarla gelmesini beklediğim, tesadüf sonucu oluşan durum.. ne yazıkki benim tesadüflerle aram pek iyi değil.belki de işi tesadüfe bırakmamak gerek.ne demiş orhan pamuk:
delice aşık olmak için,
akıllıca bir planım var.
Demiş şair.. Bize demiş yine, yüzyıldır dinlenen bu aşka demiş.. Beni düşlemiş, seni düşlemiş.. Çiçek adlarını, umudu, cesareti anlatmış yaa, yüzyıldır dinlenen bu aşkın göz bebeğine bakmış..
Ve... Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun..... işte o vakit bütün kara parçalarında sana sesleniyorum Afrika dahil... doğduğun bu güne tebessümüm var... içimin sol yanı.. Sevdiğim......