geceyle gündüzün hiç bir şey ifade etmemesi değildir aşk. geceyle gündüzün hatta her saatin her dakikanın takvim yapraklarının tek bir şeyi söylemesidir.
sebepsiz sevmektir aşk,
nedeni olmadan bağlanmak birine.
gözlerine baktığında erimektir içten içe,...
ellerini tuttuğunda titremektir tüm benliğinle.
hatta sarılamamktır utançtan,
çünkü utanmaktır sevmek aslında,
sevmek nedir aslen?
ölmek mi uğruna?
yaşamak mı onunla?
sevmek mi ömür boyunca?
yoksa ayrılmak mı gerekince?
nedir insanı başkasına bağlayan?
güzelliğimi?
bilmez kimse bu soruların cevabını..
kimi sever güzelini,
kimi sever özelini...
Mevlanaya sormuşlar aşk nedir diye 'aşk topuktan etine kadar işlemiş nasırdır,ya canın acıya acıya adım atacaksın,ya da canını acıta acıta söküp atacaksın..Her iki yolda da tek bir gerçek olacak canın çok ama çok acıayacak' buda gösteriyorki aşk=acıııı
nefretle arasında ince bi çizgi vardır arkadaş, geçersen fena olur, aşkın ne kadar büyükse nefret onun katbe kat fazlasına dönüşür.
işte öyle bir yerlerdeyim sözlük
bitti.
varlığından şüphe duyduğum şey.
aşk aşık veysel in dediği gibi oğlan kızı sevmesi ama kavuşamamasıdır.
var saydığımız aşkta birisi birini karşılık beklemeden sever. ona bakmaya kıyamaz. ona zarar gelsin, üzülsün istemez. onun her dilediği yapar ki mutlu olsun. mutlu etmeyi başarır başarmasına ama dediğim gibi karşılık almaz, zira karşı taraf "aşık" değildir bunu göze almıştır bir "aşık" ama fark eder ki üzüntüye kapılmış.
bu onu ona karşı soğutur ve bir zamanlar güya aşık olduğu kişiden nefret kapmaya başlar, kin besler ve gün gelir onu artık sevmediğini anlar. dolayısiyle gerçekten "aşık" olmadığını anlar.
eğer aşk birisini sevip kavuşamamaksa, ama kavuşamadığı için birisinden soğumaya başlarsa, gerçekten var mıdır?