değişir yönü rüzgarın
solar ansızın yapraklar;
şaşırır yolunu denizde gemi
boşuna bir liman arar;
gülüşü bir yabancının
çalmıştır senden sevdiğini;
içinde biriken zehir
sadece kendini öldürecektir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk, iki kişiliktir.
bir anı bile kalmamıştır
geceler boyu sevişmelerden
binlerce yıl uzaktadır
binlerce kez dokunduğun ten;
yazabileceğin şiirler
çoktan yazılıp bitmiştir;
ölümdür yaşanan tek başına.
aşk, iki kişiliktir
avutmaz olur artık
seni bildiğin şarkılar;
boşanır keder zincirlerinden
sular tersin tersin akar;
bir hançer gibi çeksen de sevgini
onu ancak öldürmeye yarar:
uçarı kuşu sevdanın
alıp başını gitmiştir;
ölümdür yaşanan tek başına.
aşk, iki kişiliktir.
yitik bir ezgisin sadece
tüketilmiş ve düşmüş gözden;
düşlerinde bir çocuk hıçkırır
gece camlara sürtünürken;
çünkü hiç bir kelebek
tek başına yaşamaz sevdasını,
severken hiç bir böcek
hiç bir kuş yalnız değildir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk, iki kişiliktir.
Ahmed Rufâi, Abdülkâdir Geylâni, Fahreddin Irakî, Mevlâna Celâleddin gibi bir çok değerli zât Allah'tan ''Aşk'' ismiyle sözetmişlerdir çeşitli zamanlarda...
sevilecek, öylesine sevilecek ki, uğruna herşeyden,
benliğinden bile vazgeçilmek sûretiyle O'nda yok olunacak varlıktır, ''AŞK''!
Aşk, O olduğu gibi; âşık da O'dur.
Çünkü O'nun dışında vücûdu olan bir varlık yoktur!
Ve dahi mâşuk, yine kendisidir!
Sevgi, sevdiğin, seven hep O'dur!
Kim, ne zaman, nerede, neyi severse sevsin; sevdiğinin ismi ne olursa olsun, gerçekte sevilen hep O'dur!
''Murad etti ki, kendisinden gayrı sevilmeye; sonra zâhir oldu sevilenler sûretinde; sonra da baktı ki kendisinden gayrı mevcut değil, bu defa hep seven ol kendi oldu!'' cümleleri işte bu durumu açıklar.
iyi bilelim sevgi nedir;
hangi isim altında olursa olsun sevilenler kimdir;
sevgiyi oluşturan cazîbe nedir,
kimdendir,
kime aittir;
ve nihâyet seven kimdir?
''Bildik ki âlemde her ne var, hep AŞK imiş'' beytinde işte bu sırra işaret edilmektedir.