Aşk, ağır iştir: emekli olamazsın, sigortası yoktur, ikramiye alamazsın, yıllık tatil izni verilmez, greve kalkıştın mı yersin sopayı, her dakika lokavt tehlikesiyle burun burunasındır, kaza riski yüksektir, amatörce uğraşılır... Aşk, ağır iştir! Yol boyunca bunları şoföre dayatamazsın. O, uykuya yenilmek üzeredir, sen ...sen ise bitmesini hiç istemediğin bir rüyadan çıkamamanın verdiği yorgunluğa yenilmek üzeresindir.
herkesin uzun uzun değişik şekillerde dile getirdiği belkide anlatmaya çalıştığı olaydır. sonsuz mutluluğun yanında en büyük acıyı da barındırır içinde. yani öyle derler. yine de ben henüz algılayamadım şu aşk denen şeyi.
birini mayın tarlasında sevmektir. yanlış tek bir hareketinizle sizi paramparça edecek ve bedeniniz sağ kalsa bile yüreğinizi un ufak hale getirecek kadar tehlikeli ama bir o kadar da güzel bir duygudur.
onur akın'ın geceyi sana yazdım şarkısındaki sözlerin daha da güzelini yazabilecek kadar hissetmektir.
geceyi sana yazdım, sızımı sana
tutuldum, küsen sesine, tenine tutuldum
çaktım ateşi sesime, ateşi tenime
hay aydınlık sana yandım, gülen yüzüne
yandım, yanarım sana
sensizim, sana koştum iklimler boyu
uykular, yanan liman uykular haram
bir vapur geçer, dalgasında savrulan ben
dön yürek yurduma, gurbet tenime dön, yanarım sana.
iştahla yemek yerken hatırlayıp sevileni yemek boğazda düğümleniyorsa, derin uykularda görülen rüyadan sonra bir daha uyku girmiyorsa gözlere, şen bir mecliste adı anıldığında onun, inziva engin bir boyut kazanıyorsa, hamasi bir söylevin tam ortasındaki bir kelime bir cümle ne dediğini bilmezleştiriyorsa insanı işte odur aşk...
galiba varlığın çekim alanına giren en ulvi acıydı aşk; ve maddeyi mânâya veren en cömert sancıydı. ruhların çeşitli varlıklar arasında bölüştürülen süsüydü belki; belki ötelere yazgılı yitirişlerin türküsüydü. kalp kalbe konan kelebek kanatlarında renk; kudümlerde düşünüp neylerde ağlayan âhenkti aşk. şarkın bütün şiir macerasıydı, belki yesribli sevgililer için tutulan bir anadolu yasıydı. yağmur yağmur belaya başını tutmaklar ve ateş ateş denizlere kendini atmaklardı. mansûru dâra takan da, halili oda yakan da oydu, ve oydu eyyubu derde bırakan da. tuz kadar mübarek, ekmekçe aziz idi; toprakleyin bereket, su gibi temiz idi.''
pencere önünde efsun gibiyim
ufuklar bulutlu,mahsun gibiyim...
sen varsın baktığım her noktada yar,
kayasını bulmuş yosun gibiyim...
aklıma yanık türküler düşüyor,
yakılmadık...
sen varsın her baktığım noktada yar,
sen varsın...
AŞKA dair mısralar dizmekte,
sevdalı gönlüm,
kızar mısın?
duygularım kara sevdanın bestesinde,
kayasını bulmuş yosun gibiyim ,
hayatım son bulur kopartılırsa,
sana, işte öylesine vurgunum....
duygusal,alıngan ve gamlıyım,
ama kara sevdalıyım yar...
gel,gel diye çağıran ,
daveti var gözlerinin...
sen varsın her baktığım noktada yar,sen varsın...
serseri kuşlar gibi serenat söylemekte
yüreğim...
kalbime adını işledim senden habersiz,
kızar mısın?