Hatirlamak istendiginde o'nun fotografina bakilan
her baktiginda hala icini acitan, duydugun her seste her yüzde o'nu aratan
gittigini bildigin ve dönmesini istemedigin
ama yaptigi her seye ragmen hala özleyebildigin,
kücücük zamanda kocaman sevdigin
ve hatta kücücük insani gözünde kocaman yapabilen
kolay kolay gelmeyen
ama gelirse de ömrünce kalbinden gitmeyen...
ya onu istemek ya da kimseyi istememektir. onun nefes aldığı odaya ondan başka kimseyi yakıştıramamak, fazlalık olarak görmek bir hastalık mıdır? sevmek değil bence bu. ben annemi severim, kitapları severim. ama bir onu isterim. "bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim, yetsin"
dünyanın sadece onun etrafında döndüğü,çok mutlu olduğun ve onun dışındaki herşeyi gözden çıkardığın, uğruna yapamıycan hiç birşeyin olmadığı,onu kendinden çok sever hale geldiğin olaydır aşk. ve hiçbir zaman akıl işlemez aşkta.
acizane fikrimdir: insanın ömründe sadece bir kez yaşayabileceği stabil duygudur. şöyle ki insanoğlu pekcok kişiyi veyahut nesneyi sever sayar ömrü hayatı boyunca. ancak ölürken yalnız birtanesini düşünür. ve öldüğünde yalnız bir tanesini yanında ister. bu kişi belki karısıdır. belki hic unutamadığı ilk sevgilisidir. belkide annesi. işte ölürken dahi yanıbasında görülmek istemem bu kişiye duyulan sevgi aşktır.
aşk sevdigim için bi gece yarısı keni canından bile vazgeçmek aşk,yaşanılan ön kutsal duygu,aşk herkezin üzerine çok şey yazp çizdigi ama yaşamayanın gerçek anlamda bilemiyecegi karmaşa dünyasır.
--spoiler--
Aşk bir kapıya varan imiş..Kapıya vuran imiş, bir kere vurup, bin kere duran imiş.. Aşk imiş ölüm.. "Ölmeden önce ölün" diyen Peygamber imiş.. Aleme Sultan imiş. Ahmed-i Mahmud imiş, aleme rahmet imiş.
--spoiler--