yaz günü, samimiyetsiz, soğuk omuzlara çarparken ben, ölümüne kanat çırpan bir kelebek gibi, konduğum renksiz, kokusuz çiçekti. toprağa en yakın olandı, ondan sonrası topraktı işte. düştüğünde kimse seni önemsemeyecekti. bir temizlik işçisinin süpürgesine takılabilir, rüzgarda savrulup, deniz varsa kavuşabilirdin denize.
seni gördüm. tüm renklere rağmen, senin solgun renksizliğini, benimkine benzer kimsesizliğini sevdim. seni seçtim, senin beni seçmene şans vermeden, bunu düşünmeden hatta, aşk gibi aniden!
bir önceki hayatım
karanlığa tercih ettiğim bir çift mavi, ışık gören son penceremi de aldı benden. ne kadar beklediysem, bilmiyorum. hatırladığım ben değildi, gördüğüm ben. aceleyle başladım uçmaya. önceki hayatımın sarhoş yürümeleri gibi özensizceydi uçuşum da.
alışırım dediğimde duydum:
+ ayılmak gibidir sanıyorsan alışmayı, yanılıyorsun. vaktin dar, sadece uç!
uçtum, anladım ki sorgulayacak zaman yoktu ve şimdiden yorulmuştum.
bir şey değişmedi uçarken, ayılmak gibi değildi alışmak, doğru.
savruluyordum, uçtuğumu, onlardan kaçtığımı sandı birileri.
acıkıp yemek yemekten farksızdır aşk. acıkınca pek yemek seçmezsiniz. tabi o en sevdiğiniz yemeği yemenin hazzı başkadır. ama unutmayın ne yerseniz yiyin doyarsınız.
uyuşturucuya çok benzer bir kere bulaştıysan asla bırakamazsın kendine zararlı olduğunu bilirsin defalarca bırakmaya çalışırsın onu, başarırsında ama sonra derin bir mutsuzluk
Karanlık bir suyun içindeyim. Bir balık gibi korkuyorum. bitmez tükenmez insan isteklerine ortak olup, nefes alamadan gökyüzünü son kez göreceğim günü bekliyorum. işte ağları atmaya başladılar, ışıklar yakıp bizi çağırıyorlar.
Öylesine bıktım ki korkmaktan, her gece bir taşın altına saklanıp yaşamaktan değil, yaşamaya çalışmaktan!
Kimse dur demedi, ben ağlara yüzerken, kimse "özleriz" diye de geçirmedi içinden, biliyorum.
Yaklaştıkça ağlara, gecenin karanlığında gökyüzünün mavisini gördüm. Bir çift mavi!
Ağlar sanki saçları olmuştu, mavi gözleri...
Öldüm sandım, bir insan suretinde serin bir kumsala düştüğümde!
Önce başı düştü göğsüme, sonra biramdan bir yudum aldı. dudaklarının ıslaklığı kaldı sigaramın üzerinde.
Sarıldım, bilmeden sarılmanın anlamını.
Her yanımı kaplarken vücudunun ılıklığı, öldüm sandım.
Öldüm sandım, aşık olurken.
Son kez gördüm gökyüzünün mavisini, bir o kaldı senden geri..