tıp literatüründe bir zamanlar hastalık olarak geçen, beyinde bir takım kimyasal tepkimeler sonucunda ortaya çıkan hissedip hissedilebilecek en gerçek, en saf duygu.
Sertab'ın da şarkısı var;
ask kaç büyümden
ask dön ölümden
ask bir sebepten
gel gir dünyama
ask dön ölümden
bir sebepten
gir dünyama
gir dünyama
ask dön ölümden
geç tenimden
gel gir dünyama
gel artık sözüm sabrım kalmadı
beni duysana duysana duysana
senelerdir anlayamadığım duygudur. her yerde, herkeste ayrı bir tanımı var bu aşkın. kimisi hoşlanmanın, kimisi beğenmenin, kimisi değer vermenin, kimileri alışkanlığın, kimileri de takıntının tanımıyla karıştırmış.
* telefon açarken her çalma sesinde kalbinin yerinden çıkmasıdır.
* kokusunu beyne kazımaktır.
*yüzünde ki bütün çizgileri beyne kazımaktır.
*sevgilinin burnunda ki sümüğü iğrenmeden peçeteyle silmektir.
*beraber kahvaltı yapabilmek için sabah 6 dan 11 e kadar aç beklemektir.
*bulmaca çözerken yanlış yazsa bile üzülmesin diye ses çıkarmamaktır.
*her buluşma sonrasın da kızarmış bir yüzle eve dönmektir.
*eve dönülen gece ne yapıldı ne konuşuldu hatırlamamaktır.
güzel bir duygu yaşanmalı, aşık olduğuma pişman değilim ama aşık olduğumu ona söylediğime vazgeçilmez oldugu izlenımını verdığıme duygularımı frenlemeyıp onu mutlu etmek için sevgımı fazlasıyla gösterdığıme çok pişmanım aşık olduğuma değil.
Aşk; imkansızdır bazen bazense karşılıklıdır imkansızsa sonuna kadar beklersin beklersinde bi sonuca varmaz ki bu aşk unutmaya çalışırsın nasıl unutacaksın ki kaç ay veya haftadır aklını ona vermişsin şimdi nasıl toparlarsın ki kendini nasıl çıkarsın bu karmaşadan. depresyona girersin çıkamazsın tek çarel ölmek gibi gözükür artık aşık olduğun kişi intihar sebebin olur yaşamam sebebin olacağına pişman olursun aşık olduğuna
ah ulan aşk nasıl bir illetsin sen? istemiyorum, çok fazla acıttın canımı, ama yine de cevremde onca mutlu aşk yaşayan hala saf duygularını kaybetmemiş insanlar görünce diyorum ki, belki bana da bir gün gülersin, tüm korkullarımı üstümden atacak birini cıkarırsın karşıma.