yaşanıp yaşanmadığına emin olmadığım, yaşayan görmediğim bir olay. aşık olduğunu sanıp, bu olayı küçümsememek lazım basit bir şey olmamalı. tanımı yok.
Büyük aşk yoktur.
Derin aşk vardır.
Onu biz büyütürüz.
Bunu yapmak hoşumuza gider.
Aşkımızı büyüttükçe elimizdekinin kocaman bir pamuk şeker olduğuna inanmaya başlarız.
Pembe, kocaman, tatlı. yemesi de bir o kadar hoş. Ama bilirsiniz, pamuk şekeri ısırmak, aynı zamanda bir boşluğu, havayı ısırmak gibidir.
Ağzınızı kocaman açarsınız, o helvayı ağzınıza doldurmak istersiniz fakat ağzınızı kapatır kapatmaz, diliniz sadece bir gram şeker tadar.
Ağzınızı açtığınız ve o enerjiyi harcadığınız kadar karşılık bulamazsınız.
Büyük aşk böyledir işte.
Dışı vardır, içi boştur.
Oysaki derin aşk, şekerin pamuğa dönüştürülmemiş halidir.
tek kişilik yatağa 2 kişi sığamayıp düşme tehlikesi geçirirken, gecenin bir yarısı aniden uyanmak ve her seferinde mal gibi bu duruma kahkahalarla güldükten sonra, her seferinde senin sığabilmemiz için göğsüme yatıp uykuya daldığımız zamanlarda kaldı herşey.
Çünkü; Öldüren Bir Şeydir Aşk..
Bir sürü cansız beden bırakır gerisinde..
Herkes kaybeder
Onun hazin savaş meydanlarında..
Duvara yazılan vuslatlar, demirden kelepçelerdir zindanlarında..
Hiç kimse, hiç kimse kurtulamaz
Onun acımasız gözyaşı yangınından..
iki gözünün ortasına vurur öldürücü darbesini,
Yani, yani alnının tam ortasına..
Büyülü ellerine düştüğünde artık tanımazsın kendini bile,
Elin ayağın bile yabancı gelir..
iki parçaya ayırır kalbini.
Gözünü bile kırpmadan, zerre kadar acımadan..
Kristal saraylar parçalanır, gözlerinden döktüğü her damla göz yaşında..
Büyümeden koparılmış körpe çiçekler ve bir sürü doğmamış yetim çocuk bırakır gerisinde..
Çünkü; Öldüren Bir Şeydir Aşk..
Öldürdükçe Yaşayan.
ne olduğunu ne hissetirdiğini unutmak üzere olduğum duygu. net olarak tek hatırladığım midemde kelebeklerin dans ettiğiydi. ama bu çok çok uzun zaman önceydi.
göze perde inmesi gibi. olduğu gibi değil, olmadığı anlamlar ve sıfatlar yükleyerek her şeye ve her olaya rağmen kabullenmek. sorgulamadan, yargılamadan, görülse de algılamadan sadece salt olarak 'istemek' demek. istemek dediysem sadece cinsellik olarak değil, hatta bazen cinsellik dahi olmadan sadece O'nu 'istemek' demek. hatta 'yanımda olsun' değil 'yanında olayım' bile diyebilmek. tüm karalarını bembeyaz görebilmek, ölümüne sahiplenmek, futursuzca bağlanmak. uçurumun köşesinde olduğunu bile bile, düşünce sadece dizlerin, avuçların değil kalbin, beynin, anılarının zarar göreceğini bile bile gerinip koşarak uçuruma atlamak gibi. güneşin ve ayın tamamen ona bağlı olması, renklerinizi avuçlarında barındırması gibi.. tek bir damla su olup rakıya dalmak gibi. aşık olmak, yaşanası ancak tekrarlanmayası tehlikeli bir şey.
'' aşk uyumsuzluğu sever...
beraberlik uyumu...
birbirini seven çiftlerin trajedisi de budur belki.
aşıklar beraber olmayı sürdüremez. beraberlikler ise aşksız devam eder.
bazen aşk birlikteliği kaldıramaz...
bazen de birliktelikler taşıyamaz uzun süre aşksızlığı.
kırgınlıklar,mutsuzluklar,ihanetler böyle doğar ilişkilerde.
beklentileri karşılamaya sevgi yetmez her zaman.
ve beklediklerini bulamadığında can çekişir aşk.
aşk ölmez de ilşkiyi öldürür,umutlarınız boşa çıktığında,kimi de.
her halükarda hayal kırıklığı aşka galebe çalar; sonunda ya hala aşık ama mutsuzsunuzdur ya da aşksız ve yalnız...''