aşk Yersiz yurtsuz bir bedevi. Gelip yerleşiveriyor odalarına. Parası da yok ki kira ödesin. Çıkarıp bir tutam neşe veriyor. Ya kıymetli bir taş gibi her gün parlatıyorsun verdiklerini, ya da kaprislerinin ırmağına atıp yosun bağlatıyorsun. Aşksa sessizce bakıp yaptıklarına, ya pelerinini sürüye sürüye çıkıp gidiyor paslı kapılarından, ya da kalıp gönlünün dört bir yanına salıyor cübbesinde sakladığı ateş böceklerini. Ve işte o zaman tek bir cümle dökülüyor insanın dudaklarından.
sanki güneş onun gözlerinden doğar, ömrünün sonuna kadar bir tek o gözlere bakabilirsin. ne kadar zamandır birlikte olursan ol, her kavuşmadan önce ilk defa öpecekmiş gibi heyecan duyarsın. seversin, o seni öyle güzel sevdikçe daha da seversin. bir gün bir bakmışsın bütün hayatını birlikte geçirmeyi kabul etmişsin. bütün sabahlar sadece ikinizin olsun diye..
Sokaktaki adamların gözlerinde yitik
Nasıl oluyor bir türlü anlamıyorum
Arada bir barış arada bir gökyüzü
Her şeyin güzeli aşkla beraber
Kesik kesik
Hiç durmadı aşk dursa bile dünya
insanlar sevdiler hep bazı insanları
Gece inmesin gözlere ve sokaklara
Vücutlar arasında kadınlık erkeklik
Aşkla ayakta.
Dünya üzerinde olmaması gereken bir duygu halbuki neden varki böle saçma şey ye iç yat kalk işe git ne gereği var aşık olmanın çiçek paraı sinema parası zart parası zurt parası vermenın.
şarkılarda onu bulmak, yaşamak ve onun hep yanında olduğunu hissetmektir. alıskanlık halini aldıktan sonra ise kaybetmekten korkmama haline bürünendir aşk!
insanın aklını başından alan, sihirli elleriyle pembe bir gözlük takan gözlerine, kimi zaman ağlatan, kimi zaman sigara yaktırandır. eğer işin içine aşk girerse, duygular önden akıl arkadan gelir.