Muteber bir sarhoşluk ve keşmekeşlik ihtiva eden, kişilerin ruh dünyasına göre değişkenlik göstererek her içsel alemde bir başka tezahür eden naif ve bir o kadar da cevval bir garabet. Naifliği ilişkilerin vitrini cevvalliği ise perde arkasıdır.
Bir makalede okumuştum. Çeşitliliği arttırıp dayanıklılık kazanmak için biyolojik olarak kendimize en uzak en farklı olanı arzular, ona aşık olurmuşuz. Belki de aşkın içine gömülü trajedinin de nedeni budur. Hep en olmayacak her zaman en uzak olanı isteyeme programıdır insanoğlu. işte bu yüzden aşkın en tatlısında bile ağzımıza acı bir tat gelir.
Bir insan 1000 hata yapar binindede siz her yanlışıyla yalanıyla onu kabul edersiniz, hatalarını görmez kör olursunuz, sanki dünya o, sizin her şeyiniz o, gerçek sevgi aşktan daha kıymetlidir bunu asla unutmayın, Aşk bir ruh hastalığıdır, ölünecek en güzel gündür, gerçek sevgi her günü doya doya yaşanacak bir hayattır.
Aşk en tehlikeli hastalıktır, sizi ve benliğinizi darmadağan edecek gücü verip bir insana bunu kullanmamasını ummaktır.
ölmüyor galiba ya. üzerinden onca yıl geçiyor, fotoğrafını görünce kalbim hızlanıyor. Bana sorsanız unuttum, üzerine başka kadınları da sevdim. Ona gerçekten aşıkmışım. Gelse kaldığım yerden severim yine.