buldun sanırsın, onu izlemek sana tarifi olmayan bir haz verir. Kendi kendine : \'\' Ulan bu sefer galiba buldum amk\'\' dersin. daha da sevgiyle yaklasırsın, kız da sana karsı bos degildir. fakat iç ses konusur \'\' kız iyi güzel de kızla konusacak konu kalmadı, kültür farkı cok, kafa yapısı cok farklı amk \'\' dersin ve ask mask kalmaz bir anda. gerci o anda biten şey ne kadar ask olmustur orası da mechuldur. (bkz: yorumlamam bu kadar.)
varlığı da, yokluğu da fayda etmiyor. yokken düşünüyorsun ''ulan sadece mesaj atsa yeter''. sonra bir sevgili ediniyorsun, bağlanıyorsun körü körüne... kıskanıyorsun ölümüne, sıkıyorsun sevgiliyi belki de kısıtlıyorsun... çünkü biz normal dozla yapmıyoruz hiç bir şeyi. sevginin de nefretin de bokunu çıkartıyoruz. en ufak bir olay gözünde büyüyor kafanda kuruyorsun uykusuz gecelerin oluyor.
belirli bir tanımı olmayan. belki yalnızlığın, belki mutluluğun, belki acının, belki samimiyetin, vefakarlığın, kimsesizliğin, karamsarlığın, neşenin, belki de yaşamın diğer adıdır ama dünya kuruldu kurulalı hakkında sonsuz eser yazılandır,dünya döndükçe de yazılmaya devam edilecektir ama hala bir tanımı yapılamayacaktır.
bizim oraların havası gibi. bizim oralar güzeldi ya. o zaman herkes vardı. en azından tutarsız değildim.
şimdi ise hayalet bedenlerde birilerine bağlıyorum kendimi. dedemin mişnaları vardı böyle renk renk. misnalar gömlek cebinde dururdu. belinin altına indirgemeyecek kadar aşıktı o palavralara. aşk ne kadar mişna ise işte o kadar da yalan. belki de doğru.
yüzlerce tanrı'nın esas olması gibi bir şey ama içlerinden sadece biri doğru. doğru kimde ise cennet onun elinde. şimdi sonuçlar bilinmezin ardında.
ama aşk çok gerçekçi, o kadar gerçek ki; aptallıklar, rezaletler... insani duygular ile hayvaniliğin toplamı işte aşk. galiba sessiz sedasız öpüşebildiğin akşam en gerçekçi aşk oluyor. uzaktan olan ise; vakıf olamayışın acısı oluyor.
aşk insanın özüne dönüşü gibi bir şey. kambriyen öncesine yani. güzel şey; galiba...
düşer perde, kapanır ışıklar, aç hadi ellerini,
aç hisset yalnızlığı, işlesin derine soğukça.
çek kopar hislerini, çektikçe için acısın,
acıyla kavrulsun tenin, unut yalnızlığı.
çıksın aklından her güzel söz, sana bakan her gülümseme.
yalnızsın yine, ne kolay şey yalnızlık;
unut sevgiyi tekrar, bırak umudu yarınlara.
aşkını dost ver zamana, elbet kol kola gider
ardına dönüp bakmadan yalnızlığa.
sus! onu sevdiğini söylemek çok sana!
sustur kalbini, dinmez anlamsız haykırışları.
bırak gitsin tekrar ellerinden,
bırak gitsin güzel gözleri.
öp yanaklarını son kez,
öp aşkını benim için!