aslında aşık olduğunuzu geçen uzun süre sonunda fark edersiniz, muhakemenizi kaybetmiş vaziyette sadece gözlerine bakarak saatler geçirebildiğiniz, canı yandığında en az onun kadar canınızın yandığını sadece hafif bir tebessümü için 6 saat 40 derece sıcakta yürümüş olduğunuzu onu mutlu etmek için kendinizi mutsuz edeceğini bildiğiniz eylemleri bile gerçekleştirmiş olduğunuzun farkına vardıysanız aşık olmuşsunuzdur, farkına vardığınızdaysa büyük ihtimalle aşkınızı artık sorguluyor bir durumdasınızdır.
bir süre sonra uğrunda dağ tepeleri aştığınız ufak bir tebessümü için yırtındığınız kişi için normal arkadaşlarınıza ayırdığınız vakti gösterdiğiniz özeni ve ilgiyi göstermez olmuşsunuzdur, yoğun kavgalardan sıkılmış geçmişte yaşadığınız güzel anlar ile ilişkiyi ayakta tutmaya çalışmaya başlamışsınızdır, freni boşalmış yokuş aşağı inen bir kamyona dönüşmenize çok az zaman kalmıştır, kavgaların arkasından içiniz acımamaya onun gözünden akan yaşların sizin için bir önemi kalmadıysa onun yerine yeni birini koymak için araştırmalara başladıysan görüşmek istediğinde bahaneler yaratıyorsan kamyon yokuşun sonunda duran duvara çarpmış demektir.
aşk gelirken size çaktırmadan gelir, yaşadığınız mutluluğun aslında aşk olduğunun farkında olmadan sizi ele geçirir, giderken size çaktırarak her yanınızı acıtarak gider, ama yaşanan onca şeye rağmen yinede aşık olmak için kendimizi yeniden motive edip aynı yola farklı sürücüyle çıkmaya çalışma sebebimiz bu duygu durumunun doğası olsa gerek.
unutulmaması gereken birbirinize aşık olduğunuz kişiden ayrılırken onun bir zamanlar uğruna öleceğiniz kişi olmasıdır, hayatınızda tuttuğu yer ve zaman için yaşanılan güzellikler için ona gereken saygıyı duyun, ve hayatından çıkarken şereflice çıkın, başka birisini bulduktan sonra gitmeyin, aşkım dediğiniz insana gerçekten aşık olduğunuzu farz ettiğim insana en azından giderken bile değer verdiğinizi gösterin...
aşk en azından bunu hak eder, ve dünya üzerinde aşkın ne olduğunu bilmeyen milyonlarca insan varken bu duyguyu yaşadığınız için kendinizi şanslı hissedin.
Bir korku, bir uzuntu ne kadar tarif edilebilirse bu duygunun da tarif edilebilirligi o kadardir. Yok tarif etmek imkansizdir kelimeler yermez bilmemne diyenleri anlamiyorum sanki köre maviyi anlatmislar da bir bu kalmis.
Bence ask bir takim hirstir. Asik olunan kisi elde edilip ona alismaya baslaninca gider cunku. Heyecan kalmaz cunku insan yapisi geregi alistigi bir seye karsi asiri buyuk duygular besleyemez. Bu kadar buyutulen sey aslinda sadece onemli hissetme istegi ya da bir cesit hirs veyahut heyecan arayisinin vucut ustundeki degisik bir etkisidir.
Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım