"birlikte çıktığımız bir yolculukta, tıkış tıkış belediye otobüsünün tutunma demirlerine sarılan öbür eller arasında yan yana duran ellerimizin birbirine ne kadar az benzediğini kederle gördüğümde, seni kendi gövdemi tanır gibi, beni terkeden ruhumu arar gibi, bir başka kişi olduğumu acı ve sevinçle anlar gibi severdim."
"ama günün başka kimselere anlamlı gelmeyen anlarında
bazen onu elli geçe mesela
bazen ikiye altı kala
çorabımın tekini ararken ya da
kaç yumurta kıracağımı düşünürken tavaya
mütemadiyen seni düşündüğümü söyleyebilirim.
sevgilim denmez artık uzaktaki sevgiliye
sevgilim denmez çok ayıp ama sevdiğim diyebilirim
sevdiğim belli olmaz saçma sapan bir zamanda
bir çocuk gülüşünde ya da eski bir türk filminde
farkında bile olmadan aklına gelebilirim"
mutlu değilsen kendini kandırma aşık falan değilsin. mutluluktan kasıt karşındaki kişiyle olan mutluluk değil, hayatın geneline karşı çünkü aşk mutsuzlukları örtebilecek kudrete sahip olan ender şeylerden biridir.
yazıyorum buraya hayatınızda kim varsa bir onu bir de hayatı düşünün. o seni hayata tutundurabiliyor mu? eğer evtse devam et yok değilse aklını başına al ve bu işi bitir.
\"Aşk, bir başka varlığa karşı duyulan derin sevgi. Sevgi kuramının kurucusu Psikanalist Erich Fromm, sevgiyi, insanlığın sorunlarına bir yanıt olarak, kişideki aktif ve yaratıcı gücün kaynağı bir enerji olarak ve bu söz konusu yaratıcılıkla sevmeyi de bir sanat olarak tanımlar. Bir sanat olması bakımından da uygulamada olgunluk gerektirir.\"
yanındayken sadece yanında oldugunu hıssedersın gozlerıne bakıp dalarsın aşık oldugun kısıye, depremler olsa hele bırde ozlmıssen dunya umurunuzda olmaz.