Yetmiş yaşlarını aşmış bir çiftten erkek olanının eşine deniz terliğini giydirdikten sonra elele ve arada birbirlerine destek vererek denize doğru yürümelerini gördüğümde anladığım sevgi türevidir.
Sevdiğinin mutluluğu için başka biriyle sevgili olmasına razı olmak mı yoksa defalarca reddedilmeye rağmen uğraşmaya devam etmek midir ikilemine düşmektir.
Sevdiğinin mutluluğu için başka biriyle sevgili olmasına razı olmak mı yoksa defalarca reddedilmeye rağmen uğraşmaya devam etmek midir ikilemine düşmektir.
uğruna yazılanlar kadar saçma olan şey... aşk mı ?
edit: aşk dengesizlik işi.bir önceki entrym de saçma dedim şimdi kabulümdür ...dengemi şaşırtıyor ..
bir kaç parça anıyla içmeden sarhoş olmaktır. böyle ondan mesaj vb geldiğinde karnında kelebekler uçar. lan olm liselimisn ne aşkı dersin ama aşk her yaşta yaşanır, yaşanmalıdır.
gözlerimi kapatsam, o nereye isterse oraya yürüsem, o ne giymemi isterse onu giysem, ne yememi isterse onu yesem, sadece onun istediği kişilerle konuşsam, içten içe kıvransam onun için başka ne yapabilirim diye, ne yapsam mutlu olur...
hissettirdiği kocaman güven duygusu için ona nasıl teşekkür etsem, beş para etmeyen insanlar yüzünden ses tonuna yansıyan siniri, üzüntüyü nasıl yok etsem, ne söylesem mutlu olur...
(bkz: teslimiyet) benimki. aklımla, kalbimle.
hiç böyle olmadım. senin yokluğundaki hiçbir şeyin zerre kadar anlamı, değeri yok. sana nasıl aşık olduğumu herkesten iyi sen görüyorsun. 'gerçek' bir erkeksin ve ben bununla ilk kez karşılaşıyorum.
sen sinirliyken bile bana çorap giy diyen şefkat dolu bir yüreğe sahipsin ben seni nasıl sevmem.
Seksin alevlendirdigi diye düşünürsün ne yazık ki karşıdaki senin düşündüğün gibi düşünmüyordur.ona göre sikişmektir adı, sana göre aşk. Çift taraflı yaşanmayan.
acı çekiyorum bugün ondan ayrildigim icin kendimi bir omur boyu affetmeyecegim ben onu hak edemedim acı çekiyorum cunku artik her sabah beni uyandiran Günaydın mesaji atan her gece iyi gecelet sevgilim diyecek bir sevgilim olmayacak ama psikolojik bir cikmaza girdim ne yapacağımı bilemedim tek çıkış yolunun yalnız kalmak olduğunu anladım. Yolun acik olsun hatunum bil ki ben hep senin yaninda olacağım.
En pis insanı olgu, duygu ya da işte her ne deniyorsa... Insanın içini kemirir, mahveder. Ayrıca aşk lükstür. Parası olmayan, tipsiz olan biri aşık olmamalıdır. Aşık olmak güzel ve zengin erkekle kadınlar içindir.
Kendim için ise, keşke başıma gelmese, keşke maruz kalmasam diye düşündüğüm, üzüldüğüm bir şey. Hayır seviyorum, elimde de değil, zaten seçebiliyor olsam daha uygun birini seçeceğim veya kimseyi seçmeyeceğim. Ama seçemiyor insan işte. Aşık olduğum her insanda da her seferinde hayal kırıklığı sonucunu alıyorum. Madem olmuyorsa niye aşık oluyorum, Niye kendime hakim olup aşık olmamı engelleyemiyorum, hiç bilmiyorum. Olmuyor işte, istemiyor o insan beni biliyorum, zaten olmayacağı da belli, hissetme işte şu duyguyu. Ama işte hissediyorum maalesef. Bıktım bu duygudan. Keşke hiç bana uğramasa...
galiba yıllar geçtikçe azalıyor. inanamıyorsun hayır bitemez diyorsun. ama azalarak bitiyor. ya da işler zorlaştığında aşk yetmiyor nedenini bilmiyorum.
bittiğinde dünyanın en acıtan şeyi haline geliyor. artık onun da sevdiğini bilerek değil aşkın tek taraflı olduğuna inanmak istemeyerek uyumak zorunda olmak dünyanın en acı şeyiymiş.
aşk bir dengesizlik işi der bülent ortaçgil malum eserinde*, gegen die wand da ise cahit*, sibel *'ye zil zurna aşık olmuştur, şerefgüven kıraç'e o kırık türkçe'siyle, ''aşikim abi aşik'' der, ve önündeki bardakları tuz buz eder, şeref de,
- aşk ne demek sen biliyor musun, aşk lunaparktaki o tahta ata benzer, hani o üzerine bindiğin, hani böyle bir ileri bir geri gidiyormuşsun gibi bir his, sanki bir yere gidiyormuşsun gibi bir coşku, bir sikime gittiğin yok.'' der.
aha işte böyledir aşk, cahit'te sonra gider o kesik kollarıyla karışır kalabalığın arasına, kaptırmış bir şekilde dans eder, hiçbir şeyi taktığı yoktur, sonunu bilmeden o kesik içerisinde kana bulanmış elleri havada, arasına karıştığı kalabalığın şaşkın bakışları arasında sahneye çıkar, bilmez sonunun aşkın oynadığı oyun olduğu.
aşkta böyledir işte, binersin tahtaya ileri gidermiş gibi yaparsın, bir şeyime gittiğin yoktur. kendini avutmak, paralamaktır aşk, karşıdan beklentinin olmadan sevmek. eğer ki, beklentin olmadan sevdiğin aşık olduğun kişi yine karşılık beklemeden aşıksa sana, o tahta atta gittiğin iki adım ilerisi sana gelir; haa o beklediğin karşılık sana hüzün olarak geri dönüyorsa varsın o attan düş, çiftelerine gel o atın, kaldığın yerden de olmaz, en iyisi aklını başına devşirirsin.
tanım: hissiyatlar bütünü.
ayrıca hayatımın filmlerinden birisi olan film için,
ne güzel şeyler yazılıyor aşk adına. Bu kadar bağlamayın kendinizi aşk'a Kendinizi bağladığınız da onun kollarındaki bi kelepçe oluyorsunuz. Ne o kelepçenin anahtarı vardır , nede kelepçenizi açıcak insan.
Yakınken kolay aşk. Bir de araya yüzlerce kilometre girdiğini düşün. Bir de çok tatlı olduğunu düşün. Hadi bi de süper karizmatik güldüğünü ve cana yakınlığını düşün. Tamam, artık çıldırabilirsin.