Başlığı okuduktan sonra ''ne yazıcam lan ben buna'' dedirten kelimedir.
Midenizde kelebekler uçuşturan, kışınızı yaza çeviren, geceleri karşı cinsi düşünmenizi sağlayan, sizi hayallere daldıran ve bununla birlikte birçok eylemi yapmanızın tek sebebidir aşk...
yüceltilmiş cinselliktir. fakir hastalığıdır. soyut bir kavramdır. fakir hastalığıdır dedik, buradaki fakirlik aklınıza gelebilecek her anlamda. fikir, zeka, bilge, şefkat, her duygu, maddiyat.
aşk yoktur, libido vardır. bu önermeyi söyleyen freud'un ta kendisidir. yukarıdaki beyanlar da bana değil, freud'a aittir. ve freud, haksızdır. yanılmıştır.
zaten ensest ilişkinin bile güzel olduğunu ve eş cinselliğin her insanda güdü olarak bulunduğunu savunan bir filozof, aşk konusunda ne kadar yanılabilir? bence tamamen yanılabilir. bazen haksızdır da. bazen sırf kendi zevkleri için bu önermelerde bulunduğunu düşündürür.
aşk yoktur, libido vardır, öyleyse herkes aşık mıdır? libido, üreme güdüsünden kaynaklanır. her insan üremeye koşullanmıştır çünkü. tıpkı diğer hayvanlar gibi. biyoloji dersinde ilk öğretilen şeylerden biridir bu. canlılığın temel kavramlardan biri de nesilleri devam ettirmektir, hatırladınız mı?
biriyle cinsel ilişki yaşamayı istemenin adı aşk ise, cinsel birliktelik dışında o karşı cinsle yaşananlar nedir? insanların uydurduğu enerji olduğunu iddia eden freud, burada da yanıldı. zira unutulmaz olan şeyler, cinsel ilişki sırasında yaşananlar yahut libido değil, o karşı cinsle aşk yaşadığını iddia ettiğin an hissetiklerindir. sarılmak mesela. bir insanın kokusunu içine çekme isteği ne kadar libido ile alakalı olabilir ki? yada bu isteği biz kendimiz nasıl uydurabiliriz? kişi, karşı cinsten birini izlemekten neden keyif alır? bu bizim uydurduğumuz enerjiyle de alakalı değil, libido ile de alakalı değil, bu aşktır ve freud yanılmıştı. aşk fakir hastalığı ise, özlem mi aşkı doğurur yoksa aşk mı özlemi? bence aşk özlemi doğurur. aşık olduğun insanı özlersin. özlediğin insana beslediğin duygular aşk değildir. ikisi de aynı şeymiş gibi düşünmeyin, aslında farklı şeyler. insan aşık olacağını bilebilir mi ya da kaç kere aşık olur hiç bir bilgim yok. ben bir kez aşık oldum. ve aşık olduğum kadına, aşık olacağımı biliyordum. onunla konuşurken hep mutluluk duyuyordum çünkü. ona bakarken inanılmaz mutlu oluyordum. sonrasın bi ufak dokunuş oldu o kadın bana koşarak gelip sarıldığında, sanki eros o an ok fırlattı benim kıçıma ve ben aşık oldum. biliyordum dedim, karşımda duran kadının gözlerine baktığımda. ben sana aşık olacağımı biliyordum dedim. önceden kestirebilmiştim. sonra bir şekilde o ilişki bitti. geriye en ufak bir şey kalmadı. şimdi arasa, gel dese, yardımına ihtiyacım var dese koşarak giderdim. ama ben bilinçliyim. bu ihtimalin olmayacağını biliyorum. o kadın beni çağırmayacak, ben de koşarak gidemeyeceğim. beklentim yok yani. peki ben bir daha aşık olabilir miyim? meçhul. tekrar aynı duyguları bir başka kadına beslemeyi çok istiyorum. olsun, bir daha olsun istiyorum. freud'u karşımda hissedip ona sağlam bir el hareketi çekmek istiyorum, tekrar aşık olduğum zaman. *
kalpteki bütün duyguların bir kişi uğruna, bir hiç uğruna coşması eylemine verilen ad. yüreği hop hop ettirir. hele gönül bırakıp gidilecek kişiye verilmişse insanı üzer ve eritir.
kişinin kendi özelinde kendi içinde yaşadığı karmaşık bir duygudur. Bu sebep ile sevgiliniz size " aşkım" diye sesleniyorsa o ağzından çıkan güzel kelimeyi kendi sesinden duymak istemesidir. neden aşkım dediginiz ilk insanlarla birlikte değilsiniz? kelimelerden bedene bedenden ruha ulaşmak istediğiniz o " arzuluyorum " duygusunu aşk ile percinlemektir. Aşk Bir oyundur insanın kendine mutluluk hormonu salgılanmasıdir. 2 kişilik değildir aşk. Aşk kendine bencildir.
Aşk seni bulabilir de, uzakta durabilir de
Samimi oluyor derken mesafe koyabilir de
Bu böyle vurabilir de, ilgisiz durabilir de
onu sana katıyor derken tuzaklar kurabilir de diyerek yorumladığı hayatta sadece bir defa karşılaşacağımız duygu.
"Soğuktan eliniz ayağınız uyuşmuş bir halde eve geldiniz ve hemen sobanın yanına sokuldunuz. Isınmak için sobanın yanına sokulduğunuz andan itibaren, her geçen dakika sobadan biraz daha uzaklaşır ve en sonunda odanın, sobaya en uzak köşesine oturursunuz. ilk dakikada sizi rahatlatan, huzur veren ateş; yavaş yavaş canınızı sıkmaya başlamıştır. Önce üstünüzdeki kazağı çıkarır, daha sonra evdekilerin bütün itirazına rağmen, pencereyi hafifçe aralamaya kalkarsın. Aşk da böyledir işte."
Lisânı ağızda olanı değil, lisânı gönülde olanlara yâr et bizi... Tebessümü simâsında olanı değil, tebessümü gönülde olanlara kat bizi... Aşkı tende sananı değil, aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi!.. Mevlana
Biraz bencil bir duygudur. Sadece onu düşünmezsin belki ama düşündüğün her şeyde o vardır. Her şeyi bir köşesinden tutar, ona tamamlarsın. Her gününe onu da dahil edersin. Belki bilinçsizce, kendiliğinden oluverir, engel olamazsın. Aşık olduğun adamı/kadını bir de sevdiysen, senden mutlusu yok. Sevgiye dönüşen aşk güçlenir ve baştaki bencillik silinir yavaş yavaş. Sevgi kuşatır çünkü. Malesef çoğu insan aşık olur ama sevmez, sevemez. Sevgi barındırmayan aşk bağımlılık gibidir, zararlıdır. Dikkatli olmakta fayda var efenim.
gitmektir. her nerdeyse gidip onu bulmak. kuzey ırakta olsa bile, savaş alanının ortasında kalsa bile gidecek cesareti bulmak.
gitmek my marlon and brando filminde ayça damgacı aşkın tarifini öyle güzel yapıyor ki, gidesim geliyor benim de, her nerdeyse gidip bulasım.
"ey sevgili! seni sevmekten ve düşlemekten asla vazgeçmedim.
sen benim diego rivera'msın. yıldızlarsın sen, ay ve bulutlar, haberlerdeki f-16'lar. kırmızı yatağımdaki o koca bedensin. çekmecemdeki son sigara, beni sarmalayan o koca kadife yeşil ceketsin. bir kuş misali uçarak gitmek istediğim kadınsın, iran'sın, suriye'sin. habur'da nöbet tutan askercik, mezapotamya'daki en vahşi kıpkırmızı gelincik, üzerine yattığım uçsuz bucaksız, boz bir vadisin, marlon ve brando'msun, küvetimde yatan şişman melek, sevincim, acılarım, tüm arzularım, tiyatrodaki, istiklal caddesi'ndeki eşim, gabriel garcia marquez'in son mektubusun. ve ben de, zorba'daki her tarafından şehvet fışkıran o şişman dul kadın gibiyim.
kim uçurdu kafamı acaba? ben kafam olmadan da yaşarım... çünkü elim, kolum, bacaklarım var sana ulaşmak için ve bir el bombası gibi fırlatıp tüm kahrolası sınırları havaya uçuracak bir kalbim... "