Kesinlikle insan hayatının kalitesini düşüren duygu bak sevgi deseniz anlarım.
aşık olmak, aşk.. bunların temelinde bağımlılık vardır ve bağımlılıklar insan hayatının en büyük düşmanıdır.
Hakkında milyonlarca görüş bulunmaktadır. Hakkında bitiremiyeceniğiz kadar kitap vardır. Ancak şurası bir kesindir ki herkes hayatında bir kez yaşamalıdır.
-Nasıl bir aşk istiyorsun?
-Öyle bir aşk olsun ki, beni sevip sevmediğini sormayayım. Zaten hiç sormadim çunki Şüphe etmedim ... https://galeri.uludagsozluk.com/r/979510/+
bugün üzerine epey yoğunlaştığım, dikkat çekilmesi gereken notları bir bir ilettiğim " ulan bir de entry giriyim " derken lönk diye kendimi bu başlıkta bulduğum, saatin her evresini / 3 saat beklemek hariç / iletişimin ve frekansın dibine vurduğum en güzel üç harfli tanım.
yazarken, konuşurken düğümlenme olur insanda.. tıkanırsın bazen. kelimeleri potur potur sıralarken kilit anlarda boğazın düğümlenir. Bilirsin ki o kelime ona dokunacak. yazarsın, okursun yazdıklarını, kafandakileri bir bir yalnız değilseniz bir de aktarırsınız çaktırmada.. karşında ki çok zeki be bilader, adamın ter kokusundan mesajı anlar, kaldı ki zati anlatıyorsun bir de.
o stres dolu anlarda yine de durmaz anlatmaya çalışırsın. zaman kısıtlı, dokunma mesafesi (bkz: 5 cm) hemen hemen yokken alttan üstten, ceketten temas edersin. amaç elektriği aktarmaktır ama anlatamazsın derdini.
a yavrum haklı tabi, trafo gibi olmuşsun, sanayi elektriği üretiyorsun. 9 V ' luk ampül değil karşındaki.
cazır cuzur elektrik sıça sıça giderken yanına, 5 cm mesafe değil, beton duvar örse anca keser tabi.
5 sn de olsa değmek mutluluk verir. az da olsa elektrik geçmiştir. telefonunun şarjı bitmesin diyedir. yanlış anlaşılmasın..
espri kattım bugün yazılarıma. mutluyum bugün. ışığın, rengin, çizgi gözlerin pek bi mutlu etti.
benim manzaram çok güzeldi bugün, çok güzel kokuyordu.
Aşk, birisiyle ayrıldığında, kalp gitme! Ben sensiz yapamam diye bağırırken! Oysa sen yüksek sesle seslenirsin, kendine iyi bak, mutlu ol... https://galeri.uludagsozluk.com/r/978514/+
Sevgiyi bile tanımayan insanlara, aşkı nasıl anlatabilirsin?
Annesini sevmeyen, babasını sevmeyen, kardeşini sevmeyen insanlara, şimdi burada E. Fromm'u mu anlatayım?
Onun tanımladığı sevgi çeşitlerini mi?
Dahası, ülkesini sevemeyen, dünyayı sevemeyen insanlardan mı bahsedeyim?
Hayır yapmayacağım.
Sizler, sevgisizliğinizde boğulun da demeyeceğim.
Hayat, size de sevgi sunsun deyip, geçeceğim.
Biliyorum ki hayat, sevgi sunmaz; siz, sevgiyi yaratmadıkça...
Sevişmenin doruğunda, erkekliğimi içinden çıkardıktan sonra, iki eliyle yüzümü kavrayıp, "hayatımsın." dediğinde; kızıyorum ona;
sonra bir daha aldığında beni içine, ve "doyamıyorum sana!" dediğinde, bir daha aşık oluyorum.
Bir daha, bir daha.
Ve daha çok, ve daha çok.
",Yarından az, dünden çok sevdiğimsin.", bir şiirden mülhemdir dediğimde, amma seni öyle çok seviyorum dediğimde, bir bakışı vardı ki bana, hayatı ve onu yeniden seviyorum.
Artık bunlar sana:
Hayat, senle kaimdir sevdam.
Bir kere, dinsiz oluşumdan şikayet etmedin.
Bir kere, niye dinsizsin diye sormadın.
Sana niye sormadın diye sorduğumda da, "sen bana niye dindarsın diye sordun mu ki, sorayım." diyecek incelikle yanıtladın.
Ne güzel...
Ne güzel, ne güzel...
Seni, namaz kılarken bile özlediğim anlar olduğunda, gelip dudaklarını dudaklarıma verirken "duamdaydın." deyişine aşık oldum.
Aşk, sensin; sen, güzel aşkımsın.
Bu çirkin, güzelleştirmeye gücümün yetmediği dünyada aşkımsın; son güzelliğimsin...