Hep taze kalsa belki guzel duygudur. Her seyin bir sonu oldugu gibi bu duygunun da bir sonu var maalesef. Ama israrla aşik olmaya aşik olmak icin insan aramaya devam ediyoruz.
Beraberligin birkac ayi ya da belki bir iki yili mutlu gecerken sonrasindaki dertler o gunleri lanetle andirabiliyor.
insanoglu hic ders almiyor, hic.
19 kasım 2015 perşembe.
yaklaşık 2 ay süren normal bir arkadaşlık sonunda, iş için bir otelde bulunduğumuz esnada vestiyere bıraktığı çantasının içine bir mektup attım. bir şiir. yeteneğim olmamasına rağmen, içimden gelen safiyane bir kaç mısra ile nostaljik bir şekilde açılayım istedim ona.
"hoşgeldin;
hayatıma anlam katan,
sabahları tebessümle uyanmama sebep olan...
hoşgeldin;
bana iş yerine gitmek için can attıran,
izinli günümde bile işe gidebilmek için bahane aratan...
hoşgeldin;
salı ve çarşamba günlerinden nefret etmeme sebep olan (izinli günleri),
bana hayatımda ilk defa mektup yazdıran...
hoşgeldin;
bütün aşk şarkılarının yazılma sebebi,
bütün şairlerin ilham kaynağı...
hoşgeldin;
çocukluğumun bayram sabahı, en sevdiğim tasom,
bütün bilyelerim, yanımdan ayırmadığım yumoş'um...
hoşgeldin;
hayatımı değiştiren, renklendiren, canlandıran,
hayatımı tamamıyla sorgulamama sebep olan...
ve hoşgeldin;
sesi gülen kadın,
sol yanım'a hoşgeldin...
o akşam saat 23:00 a kadar herhangi bir tepki almadım.
daha fazla dayanamayarak 23:30 gibi evinin önüne gidip aradım onu.
+ bu bektup benim için mi gerçekten?
- farkında değil miydin sanki?
+ bir şeyler seziyordum ama hiç emin olamamıştım.
- şimdi biliyorsun artık. buradan evime kadar müzik dinleyerek gideceğim, hoşgeldin temalı bir şarkı mı yoksa elveda temalı bir şarkı mı dinleyeyim?
+ şu anda içinde bulunduğum durumu anlatacak herhangi bir şarkı yok.
- o zaman ben hoşgeldin temalı dinliyorum.
+ ... gecenin vakti bu soğukta niye buraya kadar geldin, şarkı falan dinleme seninle konuşucam gidene kadar.
kilidi çeviripte eve adım attığım âna kadar nasıl bu hâle geldiğimi anlattım.
o da bana ağlaya ağlaya daha 3 ay önce, evlenme arefesindeyken, nişanlısının onu "sen çok iyisin. seninle bir sorunum yok ama annenle anlaşamıyorum ben" ana temalı tamamen saçmalıktan oluşan bir telefon mesajıyla terkettiğini anlattı.
herhangi birine karşı herhangi bir şey hissedecek durumda olmadığını.
ben n'aptım?
her platoniğin ne kadar yanlış olduğunu bilsede aldığı kararı.
"arkadaş kalalım."
sonraki 4 ay boyunca konuştuk. romantik hiç bir konuya girmeden konuştuk ama neredeyse her gece saat 23:00 lerden 03:00 lere kadar.
konuşacak ne buluyorduk bilmiyorum ama çok eğleniyorduk.
bu zaman diliminde çok buluştuk.
beraber sinemaya, alışverişlere, galataya, istiklale, eminönüne, ümraniyeye vs. gittik.
21 şubat olan doğum gününde yurt dışında olacağım için, uçağımın kalkacağı 14 şubat günü hediyelerini verdim.
ailesini her şeyden çok sevdiği için, ailesinin bulunduğu bir resmi çerçevelettirip verdim.
ailesinin bulunduğu ile gidebilmesi için açık tarihli gidiş-dönüş uçak bileti verdim. kendisi alamayacağı için değil, onu ailesine, mutluluğuna kavuştaracak şeye ben sebep olmak istedim.
ve birbirimizin şımarıklıktan kaşımızı, gözümüzü oynatıp maymunlaştığımız 7 fotoğrafı kalpli bir yastığa bastırıp verdim.
sohbetimiz hiç kesilmedi.
ben sürekli küçük sinyaller vermeye devam ettim, o sürekli görmezden gelmeye devam etti. geçtiğimiz perşembe akşamı, jolly joker deki koray avcı konserine gittik.
konser çıkışı altunizadeden evine kadar 1 saat boyunca yürüdük, ve ben herşeyi anlattım.
ve bir de şans istedim.
+ ben sana karşı bir şey hissetmiyorum.
- gecelerce konuşmalar, konserler, geziler.. bunlar normal bir arkadaşlık mı sence?
+ sen benim ne arkadaşımsın, ne sevgilimsin. arkadaş yerinede koyamıyorum ama hiçbir şeyde hissedemiyorum sana karşı.
- o zaman bana bir şans ver. benimleyken mutlu olduğunu görebiliyorum. şu an acın taze, belki zamanla bir şeyler hissedebilirsin?
+ bana yarın akşama kadar müsaade et olur mu?
- tamam, iyi düşün lütfen.
ve ertesi akşam gelen mesaj;
"çok düşündüm ama olmaz. seni zaten uzun süredir tanıyorum, bana verebileceğin herşeyi verdin. bütün bunlardan sonra sana karşı birşeyler hissedemediysem, bundan sonra da hissedemem. ve ilerde bu şekilde bir ayrılık durumu yaşarsak çok daha kötü olursun, daha fazla birbirimizi kırmayalım."
ben şimdi ne yapayım sözlük.
gönül sakın peşini bırakma diyor.
her yerden umut parçacıkları çıkarıyor.
neden direk reddetmedi de süre istedi ki en başında?
gecelerce konuşmalar, gezmeler, tozmalar.
siz söyleyin sözlük kızları, var mı hayatınızda her gün 3-4 saat telefonda konuştuğunuz, gezdiğiniz, tozduğunuz ama hiç birşey hissetmediğiniz adamlar?
işin en kötü yanı aynı yerde çalışıyor olmak.
unutmayı aklının ucundan bile geçirsen, onu her gün göreceksin, her gün duyacaksın.
böyle birşeyle nasıl başa çıkılır
tüm gemileri yaktığınız insanın günün birinde aşk diye bir şey yok lan yalan onlar filan demesidir. kim bilir belki de haklıdır. ne demiş sair;
aşk eski bir yalan ademle havadan kalan .
An gelir,
En çok ona ihtiyacın olduğunu anlarsın.
Gözlerine bakıp derin bir iç çekmek yerine.
Onu komple içine çekip,
Her hücrende onu hissetmek istersin.
işte bu aşktır.
Garip, değil mi?