bir erkeğe ne kadar beyefendi,ne kadar kibar diye överken,fotoğrafını gördüğün anda gülümserken, erkekliğine küfrettiğin,suratını bile gördüğünde tiksindiğin ana kadar geçen süre.
Zıtlıklar toplumudur. Çok mutluyken çok üzülebilirsiniz. Havalara uçacakken zincirlerle yere bağlı hissedersiniz. Ağlarken ufak bir tebessüm oluşabilir dudaklarınızda. Hem istersiniz hem de köşe bucak kaçmaya çalışırsınız ondan. Çok severken nefret edersiniz. Ne büsbütün özgürsünüzdür ne de tutsak tam anlamıyla. Hem sevmek gibi dünyanın en masum duygusunu yaşarsınız hem de suçlusunuzdur. Dünyadaki tüm zıt şeyler biraradadır sanki... Kurtulmak istersiniz ama kaçmazsınız...
inanmadığınız, komik gelen her türlü duygusallığın içinde bulmanızdır kendinizi.
... ve gerçekten "gerçekmiş" dediğiniz an, "aşk".
hatta bunu sürekli tekrarlarsanız bile gerçek olduğuna bir türlü inanamayışınızmış "aşk".
bu kadar sevebileceğinize, sevilebileceğinize inanamamakmış.
şarkıda da dediği gibi " bir orman kuytusu, bir üzüm buğusu"
A ve ş harfi yer değiştirdiğinde 'şak' kelimesine dönüşen duygu. Yani yanlış zamanda yanlış kişiye hissedilirse bu duygu, şak diye koyar adamın amına hiç affetmez.
O değil de, ne diyorum lan ben. Uykusuzluktan bunlar hep.