insanın kendini keşfetmesidir. bir süreliğine insan sadece boyut değiştirir çevresine maneviyat boyutunda bakar , çevresinde farkedemediği bazı ilişkileri iyi ve kötüyü ayırteder.
kendini , ruhunun sınırlarını ne kadar bencil yada fedakar olduğunu görür dürüstlüğünü sorgular ,bir çeşit insanın kendi içinde yaptığı hesaplaşmadır.
aşk ve ardından gelebilecek ayrılık acısı insanın kendisini yeniden dizayn etmesine yardımcı olur.
Üç harfli bir kelimeyi anlatmak için nice sultan siirler yazmışta delirmiş...
filozoflar, kimyagerler, psikologlar denemişte denemiş...
sonuç bir atom fiziği kadar karmaşık, insan beyni kadar çapraşık.
büyük krizlere neden. evlere şenlik. şenlere müjgan. müjgana selda.
kadın bitirir. der bitti. soran olursa ayrıldık dersin. ayrıldı demek acayip. terkedilmişlik hissi paranoyaklık başlangıcı. yalnızlık tekrar en büyük korku. amaçsızlık en büyük boşluk. huzursuzluk daimi. düne kadar seni görünce 'bugün az sarıldın' diyen kadın, bugün konuşacak hiçbir şeyi olmayan yabancı
hayat acayip. dünya komik. sorunlar çözülür. ruh yok. ruhsuz. üzgün. amaçsız. yarınlar çok net, güneş daha sıcak. ama senin ısıtacağın kimse yok. kimsenin güneşi değilsin.
savaşmak ama korkmadan. yarattıklarım benim peşimde. yarattıklarım yaratıklarım. yalanlar senin peşinde. pişmanlık dilimin ucunda. karar vermek imkansız. anlatsam dinleyemez. konuşsak söylecek söz yok. bakacak olsam kaybettiğim iki göz. bana ait olduğunu sandığım iki el. eksik olan gülücük. gerçekçi değilmiş hayaller. gerçek olamayacağı için onlar hayaller.
kayıp giden ellerimden, zaman değil. an değil. hayaller geri dönüşüm kutusuna. olmamış gibi yapmak yakışmaz, yokmuşsun gibi yapmak daha kolay. yakınken uzak olmak. dibinden ayrılmazken kaçacak yer arayan olmak. biraz aşk verse müzik. daha çok dinlese herkes. kuşla konuşmak şart değil, dinlemek yeter. kaçmasa hazinem. kaybolmasam ormanda. konuşmasam kediyle. dinlemese böcekler. hayal etmek gülümsetir.
uyardığında dinlemedim. söylediğinde duymadım. duymak istediklerim değildi. istemediğimi duyunca sonrasını dinlemedim. baktım. uzak. baktığım yer uzak. uyandığım yer evim değil. güneş daha çok yakıyor gözümü. yaratık var arkanda.
ama denedim söylemeyi. kaybetmek kötü. güzel olanı kaybetmek daha kötü. sadece senin olduğunu bildiğin birini kaybetmek kötü. kaybetmek ölüm olsa bu kadar kötü değil. ölüm kötü. kaybetmektense ölmek daha kötü. hazırım ama. doymuşluk hissi. kaybedince anlamak değeri. dışarıdan bakmadan tam anlamıyla görememek birşeyi. gereksiz görünen yer. gerek siz, gerek biz.
en azından savaştım. en azından denedim. ben istemedim. bende istemedim diyemem. bence istedin. sen istediysen bitmesini, bende izliyorum bitmesini. seni, beni, bizi. aynı odada farklı yerde olmak.
kaybettim. ve yitirdiğimi görmek istemiyorum.
dokunmak güzel. konuşmak değil. sessizlik güzel. ağaçlarda dans eder. rüzgar tutar ellerinden.
aşk iki kişilik midir? yani aşkın illaki bağımlayıcı ve kıstırak bir etkisi mi olmalı? mesela sartre ve beauvoir unki gibi bir aşk mümkün mü? aşk her karakter özelliğine göre farklı şekillenebilen bir şey onu anlıyoruz evet. ama içinde kocaman bağımlılıkları barındırması her seferinde karşılaştığımız cinsten. o iki dahideli de bile. çünkü bir gün kıskanıyor simone onu m.den.. sonra yine ikna oluyor neyseki ve bunun yaşanılabilir bir şey olduğunu gösteriyor. bu bana aşkın tanımı için daha uygun geliyor. yaşamlarının sonuna dek bağımlılar ama farklı insanlarla heyecan yaşayabileceklerinin farkındalar ve bunu kısıtlamıyorlar çünkü bağımlılıkları geçici birşey değil. günümüz aşkları gibi değil. bu kendinden bir parça olması da değil. bu insanın kendi içinde de bir çok farklı deneyim yaşamak istemesi gibi. aslında tek yönlü bir kişiliğinin olmaması gibi. deniyor, mutlu oluyor ya da hazzını alıyor ya da belki hüsranla bitiyor ama yine o kişiliğine dönüyor. özüne. ki bunları yaşarken de özüyle bir bütündü. gerçek aşkın tanımı bu olmalı ve gerçekliktense öz kelimesi kullanılmalı bana göre.