AŞK BUDUR...
Aşk; seni hapsedecek göz aramak,
Yalnız gecelerde genç kalbine sığınmak ve gece onun hayaliyle yatmak ama uyandığında onu bulamamaktır...
Aşk; onu görünce titremek üşümek, Kalbinden kilitli söz çalmak, Aniden güneşli düşlere dalmak ama ordan çıkamayıp boğulmaktır...
Aşk; dünyayı bildiklerini unutmak, Kemiklerinden gelen sesi duymak, Yıllarca aradığın aşkı bulmak ama onu görüp kavuşamamaktır...
Aşk; düşündüklerini anlatamamak, Sebepsiz yere gülüp ağlamak, Hassas bir kalp taşımak ama onu hiç kırmamaktır...
Aşk; yalnız seni sevmek, Gözlerindeki beni görmek, iki kelime uğruna yaşamak ama seni seviyorum diyememektir...
Aşk; yalanla değil güvenle yaşar... SONUNA KADAR.
imkansız olandır. gözyaşlarını uğruna harcarsın da dönüp bakmaz sana vefasızdır.
gaza getirip sözler verdirir de, tutmanızı istemez. günahı da boynuna, ben tutmak istemiştim.
ölsen yüzüne bakmaz, acımasızdır.
edit: bu anlamı çıkartmam da yardımcı olan hatuna teşekkürlerimi sunuyorum. ben bir şey yapmadım, sen yaptın ve sen keşfettin. ben sadece aşk olabilirliğini keşfettim. *
edit 2. o değilde hatun kişi, duygular hisler ile destan olabilecek az ve öz kelime ve cümleler kullanmış, ben ise aşkın tanımını ona göstermekle neyin peşindeyim anlamadım. *
edit 3: belki hatun kişi bana asılmış, asılmış mıyım demiş, ben de çamaşırları kim asacak demişim gibi bir çıkarım yapmış aşk tanımına bağlamışım. **ayı*
üst sokağımda oturmasına rağmen bir kez bile görmediğim, aynı okulda hatta yan yana sınıflarda okuyup tanışmaya fırsat bulamadığımız, belki de son şansımız olan, aynı lise de okumak sayesinde tanışıp, hayatımda ki en güzel şeyi bulmama yardımcı olan kaderle ortak çalışan beni git gide içine sürükleyen durumdur.
'' Aşk Öyle bir yalan ki dallarda çiçekler, yuvalarda kuşlar, her tarafta bütün eczayı tabiat birbirine söylüyor. Bir yalan ki zehir oluyor, ilaç oluyor, bade oluyor, ter, kan, gözyaşı oluyor. Bir yalan ki, asabımızla oynuyor, dimağımıza istediği şekli veriyor.''
ilginctir. erkeklerin hepsinin ayni tip, ayni karakter oldugunu dusundugun anlarda gelirse daha da ilginc olur.
erkeklerin hepsi serefsiz iste, hepsi! dedigin anlarda kapidan girisini, arkadaslarina gulumseyisini gorursun. o ne be? diye bakarsin suratina. o seni fark etmez basta. ilerler yan masana oturur.
sonra kendine gel dersin icten ice. erkek dedigin nedir? duygusuzdur, anlamaz seni, odundur, unutur, simdiye kadar sevdigin tum arkadaslarinin, hatta annenin de kalbini kiran erkek degil miydi?
sonra kafana dank eder. ben korkuyorum bu degisiklerden galiba.. dersin. sessizce cayini icer, arkadaslarini dinliyormus gibi davranirsin, ani bir soru gelse sapsalca suratlarina bakacagini bile bile izlemeye baslarsin onu. siyah saclari, kirli sakali, kizlarin etrafinda donmesine sebep fitligi dikkatini cekmez basta. yalnizca bakarsin, seni fark etmedigini dusunerek izlersin gulusunu, konusmalarini, arkadaslariyla sakalasmalarini. buyulenmis gibi bir seysindir o an, eksigi degil.
ask anlik olur, zamanla katlanir gider.
sonra vakit gelir, sesini duymak icin cirpinirsin, hastalansa seni opeyim, bana gecsin hastaligin diyecek kadar seversin.
sevin, sevmek cok guzel.