yaz günü, samimiyetsiz, soğuk omuzlara çarparken ben, ölümüne kanat çırpan bir kelebek gibi, konduğum renksiz, kokusuz çiçekti. toprağa en yakın olandı, ondan sonrası topraktı işte. düştüğünde kimse seni önemsemeyecekti. bir temizlik işçisinin süpürgesine takılabilir, rüzgarda savrulup, deniz varsa kavuşabilirdin denize.
seni gördüm. tüm renklere rağmen, senin solgun renksizliğini, benimkine benzer kimsesizliğini sevdim. seni seçtim, senin beni seçmene şans vermeden, bunu düşünmeden hatta, aşk gibi aniden!
bir önceki hayatım
karanlığa tercih ettiğim bir çift mavi, ışık gören son penceremi de aldı benden. ne kadar beklediysem, bilmiyorum. hatırladığım ben değildi, gördüğüm ben. aceleyle başladım uçmaya. önceki hayatımın sarhoş yürümeleri gibi özensizceydi uçuşum da.
alışırım dediğimde duydum:
+ ayılmak gibidir sanıyorsan alışmayı, yanılıyorsun. vaktin dar, sadece uç!
uçtum, anladım ki sorgulayacak zaman yoktu ve şimdiden yorulmuştum.
bir şey değişmedi uçarken, ayılmak gibi değildi alışmak, doğru.
savruluyordum, uçtuğumu, onlardan kaçtığımı sandı birileri.
bünyeler arası değişkenlik gösteren ruh, kalp, beyin hali.
başlangıcı ile dünyalar senin olur, bitişi ile dünya başına yıkılır.
tepkimesi, kişiler arası farklılık gösterebilir. sırf bunun için suçlanabilirsin.
muhakkak bi yerde bitmesi gerekir. çünkü bok gibi bir şeydir. ağzına sıçar. gereksizdir.
mantık neyine yetmiyor ki?
aşk; onu topluma açık alanda öpememektir, koklayamamaktır. onun saçlarının bir telinin kopmasına bile kıyamamaktır. her zaman ona sarılma ihtiyacı duymaktır. onun karşısına geçip ömrünün sonuna kadar gülümseyişini izlemeyi istemektir. aşk anlatılmaz yaşanır bir olaydır. herkesin yaşaması gereken ama acısını cekmemesi gereken bir hadisedir.
insana saçma sapan şeyler yaptıran ancak masalsı bir duygudur. insan aşkının şiddetinden korkabilir, ağlayabilir, bu ona hayat ışığı olabilir, onu mahvedebilir de. ancak yine de çok güzeldir. *
üstüne şiirler, destanlar yazılan ve insanı kendinden alan tuhaf bir duygudur aşk. kişisel aşk daha çok acıtan ve bile bile tekraredilendir. karşındaki kişiyi ilah ya da ilahe yapandır. aynaya değil de sevgilinin gözünün içine bakılan durumdur. en güzel ya da en yakışıklı hissedilen durumdur aşk. yanındaki sevgiliyi düşünde de görebilmektir.
bazen hiç karşılık beklenmeyendir...
(bkz: sen elmayı seviyorsun diye, elmanın da seni sevmesi şart mı)
kendini kopyalayıp hayatta kalmaya çalışan genlerin, kullandıkları vücudu çeşitli kimyasallarla uyararak, kopyaları için en iyi vücudu yaratma çabasıdır. kalanı edebiyattır.