yusuf atılgan'ın c.olmak isteten, her kelimesini tekrarlatan, kitabı okuyunca aslında ben de c. yim yok ya c olmak zor iş dedirten 2 muhteşem kitabından ilki. bir de karaköy'de o kahvehaneyi aratan... belki de c. b.'dir olamaz mı? olabilir. yani bence. a.
herşeye karşı olan zihinlerdeki normlara ''karşı'' yaşam sürdüren, salt sevgiyi arayıp her seferinde buldum diyerek zaman geçtikçe özünü kaybeden sevgilerde 'onu(B.'yi)' arayan C.'yi anlatan yusuf atılganın romanı.
sizi alıp yirminci yüzyılın ortasına götüren, geri getirmesini de hiç istemeyeceğiniz bir roman. bittikten sonra balayından dönen çift mutsuzluğunu tadıyor insan.
Yusuf Atılgan'ın muhteşem eseri. insanın kitapta kendinden bir şeyler bulması daha da sevilesi yapıyor kitabı. Hem ne demişler, Selim ileri'den önce Aylak Adam vardı.
kanımca yusuf atılgan'ın en güzel kitabıdır. yusuf atılgan zaten iki eşsiz kitabını bırakıp erken yaşta aramızdan ayrılmıştır, o kadar iyi bir kitaptır ki arkadaşlar arasında birader aylak adamcı mısın? anayurt otelci misin? sorusunu sordurur. kitap yapı kredi yayınlarından çıkmıştır.
eli paketlilere olan bir isyandır bu kitap, tüm sıradan insanlara olan öfkedir: çünkü c. olanla yetinerek, aramadan, düşünmeden yaşanılsın diye yaratılmış bir dünyada yalnızdı.
--spoiler--
biliyorum sizi. küçük sürtünmelerle yetinirsiniz. büyüklerinden korkarsınız. akşamları elinizde paketlerle dönersiniz. sizi bekleyenler vardır. rahatsınızdır. hem ne kolay rahatlıyorsunuz. içinizde boşluklar yok. neden ben de sizin gibi olamıyorum? bir ben miyim düşünen? bir ben miyim yalnız?
--spoiler--
bu kitap, canlıymış gibi soluk alır kitaplığınızda. Nefesini hiç kımıldamasa bile ensenizde hissettiriverir. Elinize aldığınızda göz kamaştıran bir ışık huzmesinin içinden C.'nin çıkıvereceğini ve vücut bulacağını zannettirir. Öyle bir vücut bulma ki, elbet elinde bir şişe şarabı da olacak C.'nin. Serecek gazete kağıdını masaya; sonra portakalı, elmayı soyacak. Siz onu seyrederken belki konuşur, gevezelik eder sıradanlığın boktanlığı üzerine; belki ağzından tek kelime çıkmaz. Gözleri anlatır herşeyi. şişenin dibini görmek de isteyebilir o an; elini şişeye uzattığı anda çıkıp gitmek de. Ne yaparsa yapsın kalbinizin daimi mukimidir C, eski bir dost gibi. Siz onu ne kadar görmezden gelseniz de o bir şekilde varlığını duyurur.
bir yusuf atılgan romanı. kitap sürekli olarak bir arayış içinde yaşayan, tek düzelikten nefret eden, herşeye karşı; ama bütün bu karşı duruşlarının da farkında olan aylak adam c'yi anlatıyor. yazar kitapta bilinç akışı tekniğini şaşırtıcı derecede iyi kullanıyor. okuyucu kitabın başında c'nin hayatına eğlenceli bir oyunmuş gibi bakarken, c'nin hayatını şekillendiren şeylerin onun ruhunda nasıl travmalara neden olduğunu görerek şaşırıyor.
yazar kitabın kurgusunu yaparken freudyen bir bakış açısıyla bakmış. c'nin mavi gözlü kadınlardan hoşlanması, bıyık takıntısı, kulağını kaşımak tiki ve bacak korkusu konusundaki yaklaşımı hep freud'u hatırlatıyor. kitabın en çok hoşuma giden tarafı ise ravel'in bolero'sundaki gibi yavaş ve tatlı bir havada başlayıp okudukça daha etkileyici ve sarcısı bir görünüme bürünmesiydi. ayrıca yusuf atılgan öyle bir karakter yaratmış ki, çoğu zaman okurken roman kahramanı c ile birlikte düşünmeye başlıyor ve garip bir şekilde bu sıradışı karakteri seviyorsunuz
keyifli ve derin bir roman. fakat sonu, yusuf atılgan'ın da sonradan söylediği gibi, öylesine verilmiş bir kararla tamamlanmış. dolayısıyla bir "roman" olduğunu hissettirmekte. ki bunun atılgan'ın ilk romanı olduğunu hesaba katarsak, bu durumu bir sorun olarak görmeyebiliriz.
--spoiler--
aylak adamın belki de ''b'' ile karşılaşmaması hakikaten onun hayrına olacaktır. ben karşılaştım, hiç de iyi insanlar değil, allah'tan o takside polis vardı da gidemedin.
--spoiler--
yaklaşık 6-7 yıl kitabevi işlettim. her gün bir şeyler yazıp, bir şeyler okuyan birisiyim. kendimce bir kaç roman ortaya koymaya çalıştım. fakat tek bir kitaba hibe ettim gözyaşlarımı. o da bu kitaptır işte..
-sizi birine benzetiyorum galiba, dedi.
gözleri koyu maviydi. sigarasını attı.
-babamı tanır mıydınız? diye sordu.
-bilmem ki... adı neydi?
-unuttum, dedi.
Okunması gereken Türk romanlarından biridir. Bundan yaklaşık 60 yıl önce yazılmasına rağmen konu, mekan ve verdiği fikirlerle bugünün romanı hissini verir. Teknik ve kurgusu güçlü bir romandır. Taşlar tek tek yerlerine oturur. Hem de sadece 160 sayfa.
C nin özellikle mavi gözlü bir bayan aramasının sebebi geçmişle ilgilidir. '' Annemi bilmiyorum . Ben bir yaşındayken ölmüş. Belki de teyzem, onun güzel, mavi gözlerinden bahsettiği için , bu gözleri gördüğümü sanıyorum. Mavi gözlerden hep hoşlandım.'' (syf 126)AYLAK ADAM YUSUF ATILGAN