--spoiler--
varoluşçu temaları romanlarında-ki anayurt oteli de öyledir- çok başarılı şekilde işleyen yusuf atılgan bu romanında , karakterine isim vermekten ziyade onu toplumun içinde ve kendi dünyasında bir kimlik oluşturmaya davet eder. ressamlık da bu bağlamda oluş ve yaratıyı ifade etmesi bakımından isabetli bir göstergedir. aylaklık gündelik dildeki boşvermişlik değildir; fransızca kelime olan bohem'e tekabül ettiği dahi öne sürülebilir.
--spoiler--
Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. içimdeki sıkıntı eridi. ( Bu sıkıntı garsonun yüzündendi. Öyle sanıyordum. Paltomu tutarken yüzünü görmüştüm: Gülmekten değil sırıtmaktan kırışmış, gözleri, ne derler, sırnaşık mı, yok yılışıktı. Para versem eli elime yapışacaktı. Vermedim.) Çevreme ilgiyle baktım. Erkekler yeni tıraş olmuşlar, kadınlar yeni boyanmışlardı. Yüzleri tasasızdı. Caminin dirseğindeki bacakları kesik dilenci, soğuktan morarmış, çorapsız gazeteci çocuk bile öyleydiler. Sanki onu tanıyormuşum, görsem bilecekmişim gibi bakıyordum geçenlere. Bu gece bencildim. Kendi kendime kızdım. Oysa onu bu caddeye pek seyrek gönderirdim: Binde bir, güzel bir filmi görsün diye. önlerde bir yere oturur, yanağı avcuna dayalı filmi seyreder, tam beni düşünmesini istediğim zaman beni düşünürdü. Film bitince eve yürüyerek dönerdi..
Türk edebiyatında yusuf atılgan'a önemli bir yer kazandıran ilginç, okunası, incelenesi, düşünülesi roman. yazıldığı dönemde edebiyatı sarmalamış köy gerçekliğinin dışına çıkmayı başarmış, yayımlandığında çok konuşulmuş, tartılışmış ödüllü bir romandır. hatta seçici kurul üyelerini birbirine düşürmüş, birinciliğe layık görülmüşken genel eğilimler nedeniyle ikincilik ödülü verilmişti hafıza nisyan ile malul değilse şimdi.
ayrıca seçtiği nick nedeniyle dikkat çekmiş sözlük yazarı, hoş gelmiştir.
octavio paz 'ın da dediği gibi, "yalnız olduğunu bilen ve bir başkasını arayan tek varlık insandır. yalnızlık duygusu hem bir ceza hem bir arınmadır." yusuf atılgan 'ın 'tutunamayan'ı aylak adam c, silahlanmış duygular ülkesinde toplumun tüm beklentilerine karşın 'birey' olma çabası içinde olan 'kendinden'i arar. bu farkındalık hem acıdır onun için hem de ona paz 'ın dediği arınma hazzını yaşatır.
--spoiler--
c eli torbalılar diye tabir ettiği insanların arasında elinde torba olmayanın peşinden gitmek ister, ama karşılaştığı kimse ondan değildir. güler de ayşe de 'üç oda bir mutfak' yaşantısını benimsemiştir. ayşe 'de bir an o ışığı gördüğünü sanımıştır c, ama aradığının ayşe olmadığını kısa sürede anlamıştır. onun aradığı b 'dir, o da roman sonunda bir otobüsle onun hayatından çıkar. b, romandaki iki 'adako'ludan biridir. adako; ağaç dalı kompleksidir. nasıl dallar ağaçlardan bağımsızlaşmaya, uzaklaşmaya çalışırlarsa c 'ye göre ötekilerden farklı olanlar da aynen o şekilde toplumdan uzaklaşmaya çalışırlar. romanda bir de bu durumun tam karşıtı vardır; kuyara, yani kumda yatma rahatlığı. bu tarz insanlar kendi küçük dünyalarında, toplumun yönlendirmesiyle, kendilerinden habersiz yaşarlar, herkes gibi düşünüp, herkes gibi davranırlar. kollektif bir toplum bilincine sahiptirler. c de b ilk gruba dahildirler.
c, kentte "başıdolu" dolaşır. aylaklıkla avarelik bir değildir. c kesinlikle avare değildi, o 'aylak'tı. bunu kimseye anlatmaya çalışmazdı ama, çünkü "biliyordu, anlamazlardı."
--spoiler--