Okurken 1950lerde yazıldığına inanamayacağınız, zamanının çok ötesinde bir roman. C'nin gerçek aşkı bulmak için çabalarına ve gözlem gücüne hayran bırakan buruk bir hayat hikayesi. Ya da bir insanın hayat macerasına Freudçu bir yaklaşım. Hangi yanını görmek isterseniz isteyin mükemmel bir eser. http://altinisikmurat.blo...m/2012/11/aylak-adam.html
Nihilizim, duranizm ve hatta romantizm unsurları içermekte olan bu eser, bu günden sonraki hayatınızın (Türkiyede yaşıyorsanız ve kadınsanız yaşınız-76.1 yıl, erkekseniz yaşınız-71.5 yıl -aradaki 4.6 yıllık farkın kadın dırdırından kaynaklandığını düşünüyoruz fakat bilimsel kanıtımız yok-) tümüyle değişmesine yol açabilir. (özet geç piç diyenler direk sonuç kısmına geçebilirler) Daha da kötüsü bu değişimin hangi yönde olacağını önceden kestirmek mümkün değildir. Kitabın farklı bünyeler üzerinde çok farklı etkiler gösterdiği daha önceki tecrübelerimizle sabittir. Öte yandan bazı öküz bünyelerde ise hiçbir etkisi olmamıştır.
Size bu tehlikeli eserden biraz bahsetmek istiyoruz. Aylak adam işsiz değil aylak, zengin değil paralıdır.* Aylak adam hayat tarzsızlığıyla fena halde kendine özendirir, özenmeyiniz. Parasının nereden geldiğini merak ettirir, etmeyiniz. Sorularıyla, düşünceleriyle hayatı sorgulatır, sorgulamayınız. Kısacası aylak olmak için onun, mutlu olmak için bizim dediklerimizi yapınız.**
Sonuç: Hayalinizdeki arabaya binemiyor, okulun en yakışıklı erkeğiyle beraber olamıyor olsanız da hayatınızdan memnun, mutlu ve sağlıklı iseniz derhal bu kitabı en yakın çöp kutusuna atıp, işinize bakınız.***
imza: aylak adam seven, diğer sevenlere kıl olanlar birliği
__________________________________________________________________________________
*Bu kavramların aralarında bir fark görmüyorsanız kitabın kapağını açmak için kullanacağınız enerjiyle bir ip bulup, taburenin üstüne çıkarak tavana asınız.
**Ebedi mutluluk için tavana astığınız ipin alt ucunu ilmek şekline getirip, boynunuza geçiriniz.
***Umuyoruz ki altınızdaki tabureye tekme atmayı unutmazsınız!
yavaş yürüyordu. acelesi yoktu. iskeleden ayrılan vapuru gördü. işte bu vapurla gidiyor, biliyorum. yoksa onu son defa gördüğümü sanır mıydım? iyi. bu gece arkadaşına olanları yazacak. 'onu bıraktım' diyecek. 'insan onunla oldu mu başına korkunç şeyler gelebilir.' iyi. gitsin. ilerde, üç odalı evinde sıkıldığı zaman beni düşünmeyecek mi? yazık.. (sayfa 88)
Ne iş yaptığı sorulduğunda hep "Ben aylakım." diyen bir baş kahramana sahip kitap. Aslında biraz bunalımlı ve takıntılı ruh halindeki insanı ele alıyor. Türk yazarlarımızın da gayet güzel yazabileceğinin örneğidir aynı zamanda.
"insanların yalan söylediğini anlasam da bölmem, insanlar yapamadıkları ama yapmak istedikleri veya olmak istedikleri şeyleri anlatarak yalan söylüyor." yusuf atılgan.
başkahramanı C. olan kitaptır. haftasonu olgunlarda, kitabın ismini sorunca, hemen yusuf atılgan korsanı yok orjinal baskısı var cevabı ile karşılaşılmış ve her bilinçli türk vatandaşı gibi orjinal baskısı alınmıştır.
yeni başladığım kitaptır. sevdirmeye başlamıştır. birebir olmasa da çok büyük bir kısmıyla kendimi görmekteyim "c" de. hatta tek farkımız benim sabit maaşlı bir işimin olması diyebilirim.
Çevresine bakındı. Yoktu. Oturma odasını da aradı. Orada da yoktu. Bunca lüzumsuz eşya vardı da, neden en gereken, bir sigara küllüğü yoktu. Kadınlar da böyleydi. Dünyada gereğinden çok kadın vardı ama, yalnız bir teki yoktu
c.'nin hayat denen şu yer yer eğimli yer yer leğimli çok basamaklı merdivende tutunacak bir korkuluk arayışının öyküsüdür. kimine göre para, iş ve mevki olan bu dayanak ona göre gerçek sevgidir. ve belki de bu gerçek sevgi, hep yakınlarında olduğu halde hiç fark edemediği b. idi.
--spoiler--
sustu. konuşmak gereksizdi. bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. biliyordu; anlamazlardı.
--spoiler--
yusuf atılgan'ın eserlerinden biridir. vazgeçilmez olarak nitelendirilebilir. okuduğunuzda ruh dünyanızda bir çok değişikliğe sebep olabilir.
--spoiler--
--spoiler--
"Yanından geçen kadına döndü-Merhaba! dedi
Derdemez pişman oldu. Kadın durmuş ona bakıyordu. Sol elini cebinden çıkarıp kulağını kaşıdı. Kadın,-Sizi tanımıyorum, dedi.
Buna verilecek devap belliydi."Öyleyse tanışalım" deyip kadının koluna girmesi, "Ne soğuk, sıcak bir yere gidip bir şeyler içsek" demesi gerekiyordu.Kolaylıklardı bunlar. Kadın bunları bekliyordu ondan. Oysa;
-Bende dedi.
Yürüdü. Böyle kurtuluş istemiyordu. Çok denemişti. On dakika sonra insan kendini daha da yalnız bulurdu. Balık pazarına saptı..."
"Yoksa dünyada olmayanı mı arıyordu? iki yanına bakmıştı. Sağdaki kaldırımda duvara dayanmış büyük gözlü bir okul çocuğu ilgiyle ona bakıyordu. Gözlerini kırpmadan elindeki elmayı ısırdı. Ağzı sulandı. Yürüdü. Vardı işte. Çocuklar, elmalar vardı..."
"Nasıl kolayca söyleyiveriyor bunu. Sevmek! Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dil konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?"
"Bir de bana deli sevgilim diyor. Nerem deli benim? Paçalarıma sıçramasın diye demirin oluklu yerine işemiyor muyum?"
"nasıl kolayca söyleyiveriyor bunu. sevmek! kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dil konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?" diyerek olayı bitirmiş kitaptır. kitapta bir tane fazla gereksiz cümle bulamazsınız. muhteşem bir eserdir.
yusuf atılgan romanı. ama bunu yazmak kadar kolay değil. öyle bir kitap ki, çok büyük bir içtenlikle söyleyebilirm ki evet o cümle hiç bir kitap için kurulamaz zannederdim ne de yanılmışım oysaki..
" bir kitap okudum hayatım değişti. "
ruhumun dönüm noktası olan kitap.
Eve gelirken on paket sigarayla bir deste kibrit aldı. Odasının ışığını yaktı. Elindekileri karyolanın altına, boş bavula koydu. Çevresine bakındı. Yoktu. Oturma odasını da aradı. Orada da yoktu. Bunca lüzumsuz eşya vardı da, neden en gereken, bir sigara küllüğü yoktu. Kadınlar da böyleydi. Dünyada gereğinden çok kadın vardı ama, yalnız bir teki yoktu.