istanbul’un işgal altında olduğu günlerde; kilise olarak tasvir edilen ayasofya görseliyle yunanistan tarafından bastırılan 500 yunan drahmisi, kurtuluş savaşı'nın kazanılmasının ardından bu para tedavüle çıkarılamamıştır.
"Dördüncü Haçlı Seferi sırasında, Venedik Cumhuriyeti'nin âmâ Doçu Enrico Dandolo komutasındaki Haçlılar istanbul’u ele geçirip Ayasofya’yı yağmalamışlardır. Bu olay Bizanslı tarihçi Nikitas Honiatis'in kaleminden ayrıntılı olarak öğrenilmektedir..."
istanbul'un 1453'te Osmanlı Türkleri tarafından fethinden sonra, fethin sembolü olarak, Ayasofya Kilisesi camiye dönüştürülmüştür. O sıralarda Ayasofya harap bir haldeydi. Bu durum Kordoba soylusu Pero Tafur[28] ve Florentine Cristoforo Buondelmonti[29] gibi Batılı ziyaretçilerce betimlenmektedir. Ayasofya’ya özel bir önem veren Fatih Sultan Mehmed kilisenin temizlenip camiye çevrilmesini emretti, fakat adını değiştirmedi.
________
Müslümanlar tarihi yapıyı katletti diyenlere gelsin. Evet.
Tanım: 15 yy. Boyu değişimlere uğramış kutsal yapı.
istanbul'da tarihî bir cami, eski bazilika, katedral ve müze. Bizans imparatoru I. Justinianus tarafından, 532-537 yılları arasında istanbul'un tarihî yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup, 1453 yılında istanbul'un Osmanlılar tarafından fethedilmesinden sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından camiye dönüştürülmüştür.
Bu yapı camiye dönüştürülerek dış politika aleminden gelecek tepkileri dinlemeden "kararlı ülke profili" çizilmeye çalışılacaktı. Keza iç politikada yükselecek muhalif sesler, iktidarın istediği formata çekilecekti ama bunların hiçbirisi olmadı. Bunların sonucunda Akp'nin ve kadim türk- islamcı silahının en güçlü cephanesi atıldı ve tükendi, mermisi bitti. Afiyet olsun *
Ayasofya konusundaki düşüncem muhalif çizgide olan biri olarak senelerdir bellidir. inancım ne olursa olsun, Ayasofya'nın cami olmasını hep savundum. Nitekim daha önceki sözlerim ve eylemlerim de ortadadır. Hatta dolayısıyla seksen küsür yıldır savunulan bir şeyi, desteklemediğim biri gerçekleştirdi diye niye eleştireyim?
Hep diyorum, demeye de devam edeceğim. AyaSofya ile ilgili alınan her karâr, sadece dış politika ile ilgilidir. istediğiniz kadar olayları iç politika açısından yorumlayın, bir anlamı olmaz. Bu karar, Mavi Vatan, Adalar Denizi, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konusunda yaşananların, tarihi siyasetteki karşılığıdır.
Biraz tarihi-siyasi bilginiz ve fikriniz varsa, Türkiye'yi buna zorlayan hamlelerin neler olduğuyla ve Türkiye'nin karşı karşıya olduğu dış sorunlar hakkında düşünün.
Edit: açlık, süleyman şah türbesi edebiyatı yapmayın. Bu konu iç siyasetin çok üstünde bir durum. Aç olan kişiye egemenliği elbette anlatamazsın. Ama aç olan kişiye, toprağının değerini de anlatamazsın. Bu durumda vatanı da anlatamazsın demiş olursun. Egemenlik yoksa, vatan da yoktur. Ve nitekim Ayasofya bir hakimiyet konusudur. Kabul etseniz de öyledir, etmeseniz de öyledir. Bu konuda yapacak hiçbir şey yok. Ayasofya, iplerin koptuğunu gösterir. Sorunun yoksa, çok güçlüysen dokunamazsın. Başka ihtimal kalmadığı için bu yapılır.
Süleyman Şah Türbesi'ne gelirsek; türbenin taşınmasını, o zaman da eleştirdim. Ancak bunu eleştirmem, AyaSofya'nın camiye çevrilmesini desteklediğim gibi davamı reddeceğim, karşı olacağım anlamına gelmiyor.
namaz esnasında mozaik ve fresklerindeki yüzlerin lazer ışıkla kapatılacağı “cami”.
Flash kullanarak fotoğraf çekmenin yasak olduğu mozaiklere gün boyu lazer tutacaklar.