inanmadıkları halde, o zaman bu niye böyle, aaaa bak bak bak kuranda şöyle olmuş mümkün değil diye yorumlar yapan insanlar topluluğu. kardeşim madem inanmıyorsun salla boş ver bak sen dalgana, takıl kafana göre, yaşa hayatını, nasıl olsa bir daha dirilmeyeceksin şu üç günlük dünyada, değmez be kardeşim kafa patlatmaya.
insan doğduğu andan itibaren içinde bir tanrı sevgisi vardır bu zamanla öğrenilerek din şeklini alır. ve bazıları insanların tüm samimiyetiyle inandıkları kutsal değerleri kendi çıkarları adına kullanır. orta çağdan yakın çağa geçerken yaşanan fransız ihtilali ile insanlar papanın ve kilisenin kendilerini kullandığını, matbanın bulunmasıyla incilin yaygınlaşmasıyla üstünde değiştirmeler yapıldığı anlaşıldı. ve o günden sonra kilise ve din adamlarına karşı büyük bir güvensizlik başladı çünkü herkes yıllarca papanın kendi çıkarları için kiliseyi kullandığını anladı. sonrasında farklı mezhepler de ortaya çıkmasına rağmen hiç kimse eskisi kadar din adamlarına güvenemedi ve halkın çoğu ateist yani hiç bir kutsal varlığa inanmayan kişiler oldu. ve ateistlik avrupada oldukça yayıldı. tabiki herşeyi batıdan örnek almaya başlayan osmanlı modernleşerek cumhuriyeti kursa da yine de batılaşmaya devam etti. ve baktılar ki avrupa daha refah içinde, baktılar ki daha mutlular sebebini araştırdılar, sonuç olarak çoğu ateist çıktı. herşeyi aynen aldık bi bu eksikti birde bunu alalım o zaman olacak düşüncesiyle özenti toplumun, özenti inanışıdır.
inanan insan bir şeye inanır, ateist ise göreceli olarak inandıklarını değiştirebilir. insan inanmadan yapamaz, yapısında bu vardır. mevcut bir ateist belli bir düşünce içerisindedir ama aradan 3-5 yıl geçer mevcut düşüncesinden biraz daha farklılaşmış olarak inanmaya da devam edebilir. yani dogma diye aşağıladıkları şeyin yerine koydukları dinamizm bir nevi kaypaklıktır. düşünce süreçlerine açık olarak akıl ettikleri şeyin alanı genişledikçe fikirleri değişir. ahlak anlayışı da böyledir. değişmemesi için bir sebep yoktur çünkü ucu açık bir süreçtir bu zihniyet. yani akılları bilgileri ve algı alanları içinde bulunduğu konum itibari ile nereye kadar yetiyorsa o inançtadırlar. biz buna yalın aklın ilahlaştırılması diyoruz.
Bilinenin aksine, çoğu müslümandan daha ahlaklıdırlar. kendilerini geliştirmişlerdir. Onlarda herkes gibi insandır. Bir insanın ateist olmasıyla, herhangi bir dine mensup olmasının arasında hiçbir fark yoktur. Herkes kendi seçimini yapmıştır. Ateist, o seviyeye gelene kadar çoğu şeyini feda eden insandır. Yıllarını harcadığı inanıştan, uyanışa geçtiği vakit çok şeyleri artık geride bırakmıştır.
inançları ile yaşamları en tutarsız insanların dahil olduğu akımdır. Öbür tarafta hesap vermeyecceğine inanan bir insanın bu dünyada hala neden kurallara uyduğuna akıl erdirmek imkansızdır.
Tanınan bir yazar, öbür tarafın olmadığına inansaydı bu dünyanın amına koyardı.
evren bir kaostur, kaos içerisinde bir takım sebeplilikler zinciri bugünkü varlık alanını oluşturmuştur. zaman yoktu madde yoktu sonra zaman ve madde bir şekilde var oldu. maddeden canlı türedi ilk canlıdan yeni canlılar türedi milyarlarca yıldan sonra bugünkü yaşam oluştu. insanda bu zincirin en mükemmel son halkasıdır. bu çerçevede milyonlarca yıl sonra insandan daha üstün canlılar oluşacaktır ve bu canlılar ölümsüzlüğü de başaracaklardır. bunun yanı sıra daha çok evrilen bilinçle birlikte insanlar mükemmel bir ahlak anlayışına da ulaşacaklardır. bunun çözümü de insanı zincirlerinden koparmaktır, özgür bırakılan bir zihin doğru yolu bulacaktır, bunun için tanrı kavramına gerek yoktur. bu süre içerisinde geçen zamanda doğal seleksiyonla insan türlerinin bir kısmı yok olacaktır bu doğaldır ama en güçlü olan gelişmiş tür varlığını sürdürecektir. ölümsüzlük ve insanların ulaştığı ahlak seviyesi ile dünya bir cennetten farksız olacaktır ama olmayabilir de.
yaratıcı: doğa öncesi bilinmezlik ve doğa.
ölüm: yeni türler tarafından çaresi bulunacak gerçeklik. şu an için maddesel dönüşüm.
ahlak: evrimleşen insan aklının ürünü evrensel bir mükemmellik.
cennet: yeni dünya ya da keşfedilecek daha mükemmel gezegenler.
insan: yerini daha mükemmel varlıklara bırakacak yok olacak canlı türü. dünya da yaşadığı her şey dünya da kalacak asla kimseye hesap vermeyecek, sevdiklerinden sonsuza kadar ayrılacak yok olacaktır.
hayvanlar: onlardan da yeni yeni türler oluşacaktır.
tekrar vurgu şu andaki insan: evrim aşamasının bir boyutundaki canlı türü. ölüp gidecek sonsuza kadar yok olacaktır.
zaman: sonsuza kadar devam edecek mefhum.
madde: sonsuza kadar değişimle birlikte devam edecek asıl gerçeklik. canlılar yok olabilir fakat madde varlığını sonsuza kadar sürdürecektir.
anlam: insanın kendi içsel bütünlüğünü sağlama olayı. bedensel tatmin, hormon seviyelerindeki denge.
tatmin olan beri gelsin.. allah inancına saldıran insanların tasavvurudur bu. sonuç: metafizik gibi mi geldi? bilime iman edin siz kurtulamasanızda yeni tür için yol açmış olursunuz. şu andaki sen evrimini tamamlamamış maddeden bilinçlilik haline ulaşmış basit bir organizmasın ve şimdilik belli bir süre için yaşayıp öleceksin, dolayısıyla kimseye zararı dokunmayacağını bildiğin eylemlerinde hürsün nasıl olsa ölüp gideceksin hayattan zevk almaya bak bunun yanı sıra yeni türlere yol aç. bazı şeyler çok basit geliyor değil mi? olsun iman etmeye devam, bilimin her buluşu sana anlam katar. bilim şu anda buluş aşamasındadır ileride yaratma aşamasına da geçer zaten? burdan da bir yol açıldı şimdi? yoksa yeni türler doğal seleksiyondan ziyade mevcut kıt kafalı insanların tasavvuru ile mi şekillenecektir? ilginç.. hadi ama ateistler akılla milyonlarca yıl ötesine uzanın.. daha ilginç fikirler edinebilirsiniz.
madde ve zamandan önceki durum mu? o düşünmeye değmez bir şekilde var olmuştur evren.. mükemmel varlık tasavvuru ileriye yönelik olmalıdır dimi ama?
yaratıcı: allah (insan aklının erişebildiği son mükemmelik düşüncesi, elçilerle insanlar unuttuğunda ya da sapıttığında hatırlatılan)
insan: dünya hayatında sebebini bizde varolan cüz'i akıl ile tam kavramayacağımız bir şekilde iyilik ve doğruluk ile sınanacak yaratılmış (sebeplilikle) ve insanın idrak alanına sığmayacak mükemmel varlık allah'tan ruh üflenmiş, tüm yaşama amacı yaratıcıya ulaşma ve o'nu tanıma olan ve bu yolda bir takım sorumluluklarla yükümlü varlık.
cennet: yaratıcının kendisine verdiği aklı önyargısız saf haliyle vahiy yoluyla gönderilmiş uyarıcılarla gelen mesajlar çerçevesinde
şekillendiren bireycilikten uzaklaşmış ruhundaki temel unsur sevginin farkındalığını fiilen yaşayan insanın varacağı yer.
cehennem: ruhunun derinliklerinin aksine kendi aklını, nefsini ya da saçma sapan inançlarını ilahlaştıran insanın içine konulan sevgiyi yanlış konumlandıran ve hatta aksi çerçevede hareket eden insanların ıslahını sağlayacak ilahi adaletin tecelli edeceği nihai yer.
kader: hayatta insanın önüne konulan seçenekler. her insana göre farklı aşamalarda farklı zorluklar yer alacaktır. farkına vardığımız ya da varamadığımız sebeplilik ilkesinden genelde sapmayan yürek fısıltıları tesadüf diye adlandırdığımız vakalar derken ömür boyu sürecek ana hatları belirlenmiş yazgı. önceden bilinmesi iradeyi yok saymayan ıq testi yapılıp sınavsız geçişle değil insanın bizzat tadarak kendi gerçekleştirdiği eylemlerin sorumluluğunu üstlenmesi hadisesi. bu alanda aşırı düşünceye girişmek bir sonuç değil kaos doğurur ki unutmamalı allah insanın idrak alanına inerken bir takım sembolleri de kullanmıştır ve insani akıl ile kader konusunu tartışmasız çözümleyemeyiz. burada mühim olan irade olayının varlığıdır.
ölüm: insana emanet olarak verilen bedenin maddi yönünün yaratıldığı unsurlara geri dönüşü. bu sırada ruh varlığını sürdürecektir. insan için küçük kıyamet olayıdır ve büyük kıyametle birlikte herkesin kalbindekiler ve yaptıkları ortaya dökülecektir, böylece insana verilen sınırlı zaman içerisindeki eylemlerinin sorumluluğu hatırlatılacak ve eylemlerine göre en küçük bir adaletsizlik olmaksızın muamele edilecektir.
anlam: insanın dünya hayatının geçiciliği ve ölümün varlığının farkındalığını duyumsayarak içerisinde var edilen ve olumlu her fiille birlikte yaklaşılması söz konusu olan özünde varolan asıla (allah'tan üflenen ruh) dönme çabasıdır.
şeytan: insanın içinde var olan nefsani yönünü abartılı şekilde yaşamasına yönelik kışkırtıcı unsur.bildirildiği şekliyle insanın inkar etme mekanizmasının arka planında görülen kibir ve ben her şeyi bilirim imgesinin manevi hali. yaratılmış ve varlığa inanması istenmemiş bizzat bildiği halde kendi özünü cismaniyette aramış varlık. insanın özünü maddesel bedeninde araması gibi.
allah her şeyin en doğrusunu bilir. akletmek ve akılcılık farklıdır. akletmez misiniz?
en son yapılacak şey yine secdedir. o'nun gönderdikleri olmadan şüphesizki insan sapıtmaya çok meyillidir, allah esirgesin.