Bilinenin aksine, çoğu müslümandan daha ahlaklıdırlar. kendilerini geliştirmişlerdir. Onlarda herkes gibi insandır. Bir insanın ateist olmasıyla, herhangi bir dine mensup olmasının arasında hiçbir fark yoktur. Herkes kendi seçimini yapmıştır. Ateist, o seviyeye gelene kadar çoğu şeyini feda eden insandır. Yıllarını harcadığı inanıştan, uyanışa geçtiği vakit çok şeyleri artık geride bırakmıştır.
inanan insan bir şeye inanır, ateist ise göreceli olarak inandıklarını değiştirebilir. insan inanmadan yapamaz, yapısında bu vardır. mevcut bir ateist belli bir düşünce içerisindedir ama aradan 3-5 yıl geçer mevcut düşüncesinden biraz daha farklılaşmış olarak inanmaya da devam edebilir. yani dogma diye aşağıladıkları şeyin yerine koydukları dinamizm bir nevi kaypaklıktır. düşünce süreçlerine açık olarak akıl ettikleri şeyin alanı genişledikçe fikirleri değişir. ahlak anlayışı da böyledir. değişmemesi için bir sebep yoktur çünkü ucu açık bir süreçtir bu zihniyet. yani akılları bilgileri ve algı alanları içinde bulunduğu konum itibari ile nereye kadar yetiyorsa o inançtadırlar. biz buna yalın aklın ilahlaştırılması diyoruz.
insan doğduğu andan itibaren içinde bir tanrı sevgisi vardır bu zamanla öğrenilerek din şeklini alır. ve bazıları insanların tüm samimiyetiyle inandıkları kutsal değerleri kendi çıkarları adına kullanır. orta çağdan yakın çağa geçerken yaşanan fransız ihtilali ile insanlar papanın ve kilisenin kendilerini kullandığını, matbanın bulunmasıyla incilin yaygınlaşmasıyla üstünde değiştirmeler yapıldığı anlaşıldı. ve o günden sonra kilise ve din adamlarına karşı büyük bir güvensizlik başladı çünkü herkes yıllarca papanın kendi çıkarları için kiliseyi kullandığını anladı. sonrasında farklı mezhepler de ortaya çıkmasına rağmen hiç kimse eskisi kadar din adamlarına güvenemedi ve halkın çoğu ateist yani hiç bir kutsal varlığa inanmayan kişiler oldu. ve ateistlik avrupada oldukça yayıldı. tabiki herşeyi batıdan örnek almaya başlayan osmanlı modernleşerek cumhuriyeti kursa da yine de batılaşmaya devam etti. ve baktılar ki avrupa daha refah içinde, baktılar ki daha mutlular sebebini araştırdılar, sonuç olarak çoğu ateist çıktı. herşeyi aynen aldık bi bu eksikti birde bunu alalım o zaman olacak düşüncesiyle özenti toplumun, özenti inanışıdır.
inanmadıkları halde, o zaman bu niye böyle, aaaa bak bak bak kuranda şöyle olmuş mümkün değil diye yorumlar yapan insanlar topluluğu. kardeşim madem inanmıyorsun salla boş ver bak sen dalgana, takıl kafana göre, yaşa hayatını, nasıl olsa bir daha dirilmeyeceksin şu üç günlük dünyada, değmez be kardeşim kafa patlatmaya.
Bu konu hakkında en çok yanılgıya düşülen taraf inanç olduğudur. Ateizm bir inanç değildir. Zaten inanç olduğunda özgür düşünceden uzaklaşacağından, din ile kesişir. Ateizm sorgulamaktır, araştırmak, tüm nedenleri tek bir sonuca bağlamak yerine her sonucun bir nedenini arar. Kolay olana kaçmaz. Araştırır bilgi edinir mantık çerçevesinde değerlendirtikten sonra 'anlar' inanmaz. inanmak, bir şeye körü körüne bağlanmak, sorgulamamaktır. Ama ateizm sorgudan çıkan sorguya dayanan bir yapı izler.
Ateist birey ; zor zamanlarında gökyüzünden yardım dilemek yerine , beynini kullanarak çözümler üretir.
Bilinçsiz eleştirilerden önce dünyayı değiştiren bilim insanları ve felsefecilwrin ne kadar büyük bir kısmının ateist olduğunu hatırlayın , ya da öğrenin .
aslen yahudi olan bir tanesiyle aynen şu muhabbet geçmiştir aramızda:
ben : evrenin oluşumuna yorumunuz nedir?
o: evrenin oluşumunda çok güçlü bir enerji vardır. kozmik bir enerji.
ben: peki evreni oluşturan bu enerjiyi bana gösterebilir misiniz veya siz bu enerjyi görebildiniz mi hiç? yeni evrenler oluşturmak adına bahsettiğiniz bu enerjiyi kontrol altına almak mümkün mü?
o: şimdi bak o şöyle oluyor
başını kuma gömen insanlara verilmiş isimdir. Düşünüyorum da kökenimizdeki yaratığın bir dizi gelişigüzel mutasyon sonucunda evrimleştiği konusunda ısrar edenler yaşamın amaçsız olduğu konusunda kör bir direnişe kapılır ve etrafımızı saran sayısız mucizeyi görmezden gelirler. Öldüğümüzde yok olup gideceğimizi düşünür, ruh diye birşeyin olmadığını kabul eder ve yaşamın hiç bir anlamı olmadığını dayatırlar kendilerine. .
neden burdayız? amacımız ne? öldükten sonra ne oluyor? dünyaya gelmenin sadece bir kaza olduğunu düşünen inançsızlar için bunlar anlamsız sorulardır. .
öldüğünüz zaman herşeyin bittiğine inanıyorsunuz dünyanız yaşamınız bilinciniz yok olup gidiyor. ama inançsızların çoğu yine de, sanki ölümden sonra bir yaşama inanır gibi yaparak yaşıyor. Reddettikleri dinin dayattığı etik yasaya uyarak yapıyorlar bunu: yalan söyleme, hile yapma, çalma vesaire
Ünlü felsefeci Decartes tümdengelimi kullanarak nedenin de en az sonuç kadar gerçekliği olmasını söyleyen Nedensellik ilkesini oluşturdu ve şu tezi ortaya attı:
"Sonsuz mükemmelliğe sahip Allah(Rab) hakkında bir fikrim var. Bu fikir bir yerden gelmiş olmalıdır çünkü bir şeyin hiçlikten gelmesi olanaksızdır". . . .