Asur Kralı Ashurbanipal’ın aslan avı sahnesinin betimlendiği duvar kabartması. MÖ 668 – 631 arası döneme tarihlenen eser Kuzey Irak’ta yer alan Nineveh Sarayı’nda bulundu.
Gerginlik ve gerçekçilik dolu av sahneleri, Asur sanatının en iyi başarıları arasında yer alıyor. Aslanların salıverilmesini, takip eden kovalamacayı ve daha sonra öldürüldükleri anı tasvir ediyorlar.
Eski Asur’da aslanları avlamak, iktidardaki hükümdarın halkını koruma ve savaşma görevinin sembolü olarak kralların sporu kabul ediliyordu.
yerel idarelerin başına getirdikleri valileri hadım eden medeniyet. sebebi; valinin çocuk sahibi olmasını engelleyerek, yerel idarecilerin kafasında oluşabilecek hanedanlık kurma, görevini oğluna devretme gibi fikirlerin önüne geçmekti.
çıkıntılı taşlardan yapılmış gediksiz duvarlar, mazgallarla donatılmış tahkimli surlar ve yüksek taraçaların üstüne
pişmemiş tuğlalardan yapılma çok büyük yapılar inşa etmişlerdir.saraylarının duvarları av ve savaş sahnelerini anlatan ince alçıtaşı ve alçıdan yapılma büyük levhalarla kaplıdır.evet.
--alıntıdır--
aslen Kuzey Irak'ta, Dicle kıyısında bulunan Asur Şarkat Kalesi kenti ve çevresinde yaşayan bir Sami toplulukken özellikle MÖ 2000 sonrası Doğu-Batı arası küresel ticaretten faydalanarak gelişmiş ve topraklarını genişleterek ülkelerini bir imparatorluğa dönüştürmüş eskiçağ halkı. Anadolu'daki en büyük ticaret kolonileri Kültepe (Kayseri)'de bulunmaktaydı. Başkentleri Ninova'dır.
ilkçağda, Ortadoğu'nun en büyük imparatorluklarından biri olmuştur. MÖ 2. bin yılın başından itibaren özellikle Anadolu'da koloniler kurmuş, Anadolu'ya yazıyı taşımışlardır. Asur ülkesi, önceleri Babil'e, MÖ 2. bin yılın büyük bölümü boyunca Mitannilere bağımlı kalsalar da MÖ 14. yüzyılda bağımsızlıklarını kazanmış ve Fırat'a kadar topraklarını genişleterek buralara yerleşmişlerdir. Daha sonra Mezopotamya'da, Anadolu'nun güneydoğusunda, zaman zaman da Suriye'nin kuzeyinde büyük güç kazanmışlardır.
Fakat I. Tukulti-Ninurta'nın ölümünden (MÖ 1208) sonra gerileme dönemine girdi. MÖ 11. yüzyılda I. Tiglat-Pileser zamanında kısa süre yeniden eski gücüne kavuştuysa da, bunu izleyen dönemde hem Asur Krallığı, hem de düşmanları, yarı göçebe Aramiler'in akınlarıyla yıprandı. MÖ 9. yüzyılda Asur kralları sınırlarını yeniden genişletmeye başladılar; MÖ 8. yüzyılın ortasından, MÖ 7. yüzyılın sonuna değin III. Tukultī-Apil-Ešarra (III. Tiglath-Pileser), II. Šarru-Kinu (II. Şarrum-Ken, II. Sargon) ve Sin-Ahhe-Eriba (Sinahherib) gibi güçlü kralların önderliğinde Basra Körfezinden Mısır'a kadar uzanan toprakları egemenlikleri altında birleştirerek günümüzde Yeni Asur imparatorluğu olarak adlandırılan bir imparatorluk kurdular.
--alıntıdır--
mezopotamya'da var olmuş bir medeniyet. mezopotomya da enteresan bir yermiş, ha babam de babam medeniyet üretip durmuşlar. hangi medeniyet varsa bu mezopotamya'dan çıkmış.
düşmanlarına uyguladıkları korkunç işkenceleriyle bilinirler. Ölüm cezaları işkence ile yerine getirilirdi. düşmanlarının derilerini yüzme, kazığa oturtma,ateşte diri diri yakma gibi türlü türlü işkenceleri vardır. hatta günümüzdeki işkence yöntemlerinin kökenleri de çoğunlukla bu medeniyete dayanır. o derece vahşilerdir.
ayrıca şeriat kelimesi de arapça değil aslen asurca'dır. eski bir tarih hocamız şeriat kurallarının asurlulardan çıktığını söylerdi.
Kan ve Dehşet imparatorluğu "Asur"
"Hareketli, güçlü, aynı zamanda da acımasız ve kan dökücü bir halk olan Asurlular, korkunç savaşlarla büyük zaferler kazandılar. Ne var ki, bu yırtıcı insanlar, kazandıkları her zaferin ardından, ele geçirdikleri savaş tutsaklarına büyük işkenceler yapıyor, işgal ettikleri ülkelerdeki insanları ya öldürüyor ya da sürüyor, ülkeyi sistemli biçimde yakıp yıkıyorlardı."
Asur krallarından biri olan II. Asurnasirpal kendisine isyan edenlere yaptıklarıyla şöyle övündü:
Şehrin kapısının karşısına bir sütun diktim, isyan eden tüm önderlerin derilerini yüzdüm ve sütunu onların derileriyle kapladım; bazılarını sütunun içine gömdüm, bazılarını sütunun üzerinde kazığa oturttum, . . . . isyan eden memurların, üst düzey memurların kol ve bacaklarını kestim. . . . . Tutsakların birçoğunu ateşte yaktım, birçoğunu da canlı bıraktım. Asur kraliyet saraylarında kazı yapan arkeologlar, tutsakların uğradığı korkunç zulmü resmeden duvarları gün ışığına çıkardı.
beylikler döneminin sebebi olan uygarlıktır.
Bu Beyliklerin kurulmasındaki ana etken Asur Devletidir. Asur zengin maden yatakları ve bölgenin ticaret yolları üzerinde bulunması nedeniyle bölgeyle ilgilenmiştir. Asurlar zaman zaman bu Beyliklerin üzerine akınlar düzenlemiştir. Bu akınlar Asur Kitabelerinde de geçmiş olduğundan dönemi biraz olsun aydınlatır. Asur Kralı Salmansar'ın yazıtında Uruadri (Urartu) adıyla anılan ülkenin kapsamı konusunda güvenli bir belirleme yapılabilmiş değildir. Fakat anlaşıldığına göre o, ülke, en azından, belki her biri kendi başkentinin adıyla anılan, Himme, Vadkun, Borgun ( ya da Maşkun ), Salua, Halila, Nilipahri, Zingun adlı sekiz beylikten oluşmakta ve ülke kapsamında en azından eli bir kent bulunmaktadır. Yine Asur Kralı Tiglat Pileser'in yaptırmış olduğu kitabelerde kendisine karşı, yirmi üç yerel bey, birleşik yerel bir ordu çıkardığı yazılıdır. Tiglat Pileser bu orduyu i.Ö. 1112'de Muş'un Bulanık ilçesinde Yoncalı denen yerde yaptığı savaşta yenmiş ve yengisini oraya çivi yazılı anıtta yazmıştır.
Dönemin sonlarına doğru Asurlular'ın Doğu Anadolu üzerine yaptıkları seferleri sonucu, aralarında herhangi bir siyasi birlik bulunmayan Feodal Beylikler tehlike ile karşı karşıya kaldıkları için birleşerek güç birliği yapmışlar ve böylece tarih sahnesine Asurluların yazıtlarında geçen şekliyle "Nari" ya da "Uruatri" -bildiğimiz urartular- krallığı ortaya çıkmıştır.
Asurluların varlığına M.Ö. 612'de Medler Babilliler ve iskitler tarafından son verildi. *
* dünya'da ilk kara ticaret koloniliciliğini gerçekleştirmişlerdir.
* ilk kütüphane, asurlulara ait başkent ninova'da kurulan ninova kütüphanesidir.
* anadolu'ya ilk yazıyı getiren, tarih çağlarını anadolu'da başlatan medeniyettir. *