askerlik

entry1191 galeri49
    314.
  1. insanın hayatından çalınıp, 'vatan borcu' adı altında ziyan edilen zaman bütünüdür.
    7 ...
  2. 313.
  3. kesinlikle ve kesinlikle;

    insani değerlerinizi ve belli prensiplerinizi evinizde bırakıp öyle yola çıkmanız gereken ve kendinizi belli zamanlarda insan olarak değil de ciddi derecede koyun ya da sürü özelliğine sahip herhangi bir canlı gibi hissedebileceğiniz, mantığın baş harfi olan m'yi bile aramakla zamanınızı geçirmemeniz gereken, sakin sakin şafak sayarak ve verilen emirleri en olağan şekilde yerine getirmeniz gerekiyor gerçeğinden başka bir gerçeğin varolmadığı, ilginç, soğuk, donuk ve insanın sabrının en iyi şekilde sınandığı vatani görev dönemi.
    3 ...
  4. 312.
  5. artık askerlik bitmiştir evdesinizdir o nasıl bir psikolojidir bilinmez sigara almak için anneye kantin nerde diye sorulur.
    baba yüksek sesle oğlum diye seslenir emret komtanım diye cevap verirsiniz.
    sabah gözlerinizi sizi uyandıran gülme sesleriyle açarsınız. baba, anne ve kardeşiniz kapıdan gülmektedir çünkü hazır ol şeklinde yatmaktasınızdır.
    4 ...
  6. 311.
  7. askerlik ancak sivilde ve genel olarak hayatında başarılı ve mantıklı adımlar atamamış, kabul görmemiş, isyan ve şiddetini bastırmış ya da bir şekilde kendini önemli hissetmemiş erkekler için cazip olabilir. ben ne pahasına olursa olsun eli silah değil kalem tutan bir adama güvenirim. aynı şekilde benim kadınım en azından elinde bir kitapla oturur kanepemizde. insanlar sadece kan dökerek değil düşünerek ve araştırarak da kendilerini ve o çok sevdikleri topraklarını kanıtlayabilirler. hepimizin savaşı değil sevgiyi ön plana çıkaran bir geleceğe ihtiyacı var. artık direkt olarak gözlerimizin içine bakarak konuşmak ve bencilliklerimiz, sömürge ve para hırsımız ve acınası insanlık tarihimiz ile yüzleşmeliyiz. insan olma bilinci farkındalıklarda yatar ve aptalı oynamakta bizden iyisi yok öyle değil mi? kahretsin ki aynen "öyle" ...

    “siz, asla bir şey üretemediniz yok etmek için üretmekten başka. dünyamla oynarsınız küçük oyuncağınızmış gibi! elime bir silah verirsiniz ve gözlerimden saklanırsınız. ve kaçar gidersiniz uzaklara uçuşurken mermiler. siz tetikleri çekersiniz başkaları ateş etsin diye. sonra arkanıza yaslanıp seyredersiniz. ölü sayısı artarken konağınızda saklanırsınız. genç insanların kanları bedenlerinden akarken ve çamura karışırken” bob dylan.
    0 ...
  8. 310.
  9. mantığın bittiği yerde başlamaz, vicdanın bittiği yerde başlar.
    6 ...
  10. 309.
  11. en sağlam arkadaşlıkların oluştuğu yer.
    2 ...
  12. 308.
  13. bambaşka bir şey. tarif etsen olmaz, iyi ya da kötü diye eleştirmeye kalksan sonu gelmez. en iyisi git, yaşa, dön ve hayata devam et.
    0 ...
  14. 307.
  15. sadece edindiğim gözlemler ve düşüncelerimin doğrultusunda yazıyorum bunları.
    Askerlik vatan borcu falan değil arkadaşım.zaten devletin halkına karşı yapmak zorunda olduğu hizmeti ben niye ödüllendireyim? Bu devlet bana ne katmış ki , ben en güzel dönemimi boş geçireyim. Hükümetin nedense bir türlü çözüm bulamadığı terörizm belasına niye bile bile kurban gideyim? Bu gençler hayatlarını şekillendirmeye başladıkları dönemde niye kendilerini harap etsinler? Niye sanki kendi seçimleriymiş gibi gittikleri askerlikte kendilerinden sadece rütbece büyük insanların işlerine baksınlar? Çoğu insan askerliğin ülkenin , asayiş açısından güvencesi olduğunu söylerler. Şu an askerlik var da çok mu huzurluyuz? Ben 20 senemi okulda geçirip , kendimi geliştirip , topluma ve vatana hizmet etmeye yönelmişken bi de kalkıp sözde borcumu mu ödeyeyim? Bu ülkenin beyin takımının körelmesindeki ilk adım askerliktir. Bu işi sadece mesleği bu olanlar yapsın. Emin olun biraz daha kalkınmayla yükselen bir millet olabiliriz.
    4 ...
  16. 306.
  17. a.q. küfrünün en çok edildiği ortam.
    0 ...
  18. 305.
  19. 304.
  20. ne zaman bir arkadaşım gitse 'yeter, sıkıldım bu stresten bende gidicem' diyorum. ama sabahı vazgeçiyorm.
    0 ...
  21. 303.
  22. 331. kd olarak yaptığım ve martta sözleşmeli subay adayı olarak menteş adasında yeniden yapmaya başlayacağım olay. askere iki kez gidilir mi eve gidilirmiş.
    0 ...
  23. 302.
  24. bazen sırf ortamı için özlenen.
    2 ...
  25. 301.
  26. şahsım için, 337. dönem olarak kısa veya uzun her ne haltsa artık resmen başlamış, fiilayata dökülmesine 1 hafta kalan olay.
    3 ...
  27. 300.
  28. "bu keraneyi ben kurdum siz orospuluk yapmaya geldiniz" diyen rütbeli elemanları görebileceğiniz ve akabinde kavga edebileceğiniz bir garip "vatani" görevdir.

    biz askerlik yapamaya geldik sanıyorduk komutanım ama orospuluk yapacakmışız demek. vay beee...
    1 ...
  29. 299.
  30. sizi eğitmekle görevli olan ancak kendileri eğitime muhtaç olan subay astsubay uzman çavuşlarla karşılaşacağınız yapmanız gereken zorunlu hizmet. örneklerle betimlemek
    gerekirse;

    *yere tükürenlere kalayı basıp cezayı yapıştıran ama kendi yere tüküren yarbay,
    *kendi işini başkasına yaptırana gökten gazap yağdıran ama kendi çantasını biteviye askere taşıtan astsubay,
    *erlere küfrederek hakaretlerle tuvalet eğitimi veren ama kendi sifonu çekmesini bilmeyen uzman çavuşlar.
    1 ...
  31. 298.
  32. türkiyede askerliğe neden olan şartlar olmasa,askerliğin kaldırılması bile düşünülebilir.
    fakat günün şartlarına göre böyle bir şey mümkün değil.Ayrıca bir kişinin askere gitmemek istemesi aslında bir haktır. fakat bazı hakları,yanlış zamanlarda istemekte doğru değildir,haksızlıktır.
    2 ...
  33. 297.
  34. vatan için her türk gencinin yapması gereken vatani görev.
    0 ...
  35. 296.
  36. 295.
  37. 294.
  38. angarya'dır. imtiyazlı bir grubun şahsi işlerini bedava yaptırmaları için, devlet bütçesinin üçte birini yiyip bitiren, vatan millet sakarya sosuyla boyalı, aklın mantığın almayacağı bir mecburiyettir.

    erkeklerin 20'li yaşlarında hapse girmesidir.

    aralık'ta gideceğimdir.
    3 ...
  39. 293.
  40. her ne kadar sevmesem de bugünkü yazısından dolayı takdir ettiğim ahmet altan ın yorumladığı konudur. sonuna kadar okuyun. bence siz de en azında bir iki yerine aslında haklıymış diyebilirsiniz.

    Bir toplum için en büyük tehlikelerden birisaçmalıkların saçma olduğunu fark edemeyecek bir körlük içine hapsedilmesidir.

    Böyle bir körlüğün sağlanabilmesi için de saçmalıkların üstü kutsallık şalıyla örtülür.

    O yüzden en büyük saçmalıklar kutsallıkların altına gizlidir.

    Biz çok uzunca bir zamandır kutsallık şalının altında kör bir halde yaşadık.

    Nice anlamsızlığı tartışılmaz tabular olarak kabul ettik.

    Şimdi bu şalın yırtıldığı, parçalandığı bir dönemdeyiz.

    Kutsallıkların altından çıkan saçmalıklara dehşetle bakıyoruz.

    En büyük tabularımızdan biri de askerlikti ve milyonlarca genç insan hayatını bu yüzden zedeledi.

    Hepimizi alıp alıp askere götürdüler.

    Bunu sorgulamayı da yasakladılar.
    Niye bizi askere götürüyorsunuz; diyemedik.

    Başımızı eğip gittik.

    Ben tam bir sene boyunca bir dağın başındaki bir kerpiç odada oturarak yaptım askerliğimi.

    Benim orduya pek bir faydam olmadı, ordu benim hayatımdan bir buçuk yılı çaldı.

    Buna gerek yoktu.

    Şimdi genç insanlar kutsallık tabusunu yırttılar ve altından çıkan gerçeği gördüler.

    Eskiden kimsenin söyleyemediği, söylemenin büyük bir;günah&; sayıldığı, utanç olarak kabul edildiği cümleyi rahatlıkla söylüyorlar.

    Ben askere gitmek istemiyorum. Neden hayatımı tam kurduğum sırada askere gitmek zorundayım?

    Bunun manalı bir cevabı yok.

    Çünkü ordu, askere aldığı gençlerin yaklaşık iki yüz bin tanesini zaten askerlik dışı işlerde kullanıyor, berberlik, şoförlük, aşçılık, marangozluk yaptırıyor.

    Bir kısmını da Güneydoğu ya gönderip, koruyamadığı karakollarda öldürtüyor.

    Neşe Düzelle konuşan Doç. Dr. Suavi Aydın&;ın söylediği gibi gençleri askere almak ordu açısından ideolojik bir amaç taşıyor.

    Ordu, gizli iktidarını askere aldığı milyonlarca genç üzerinden topluma yayıp sağlamlaştırmaya uğraşıyor.

    Generallerin amaçlarını biliyoruz.

    Peki, siyasilere ne oluyor?

    Toplumun temsilcisi olan siyasetçiler, toplumun haklı taleplerini gerçekleştirmekle yükümlü değil mi?

    Bugün neredeyse bütün toplum zorunlu askerliğin kaldırılmasını istiyor.

    Kimse çocuğunu cephelerde öldürsünler istemiyor.

    Toplumun bu isteğine sahip çıkan siyasi parti hangisi peki?

    Öyle bir parti yok.

    Referandumdan önce bedelli askerlik çıkaracağına televizyon programında söz veren Başbakan, referandumdan sonra ben söz vermedim dedi.

    De ki söz vermedi.

    Toplumla ordunun istekleri çatıştığında Başbakan ve diğer siyasiler, kimin temsilciliğini üstlenecek?

    Halkın mı, generallerin mi?

    Eğer generallerin temsilciliğini ve sözcülüğünü üstleneceklerse, halkın sözcülüğünü ve temsilciliğini kim yapacak?

    Bizi temsil etsinler, isteklerimizi gerçekleştirsinler diye Ankaraya gönderdiğimiz insanlar, başkente varınca taraf değiştireceklerse, biz kendimizi ihanete uğramış hissetmez miyiz?

    Lale Kemal, geçen gün bedelli askerlik hazırlıkları yapıldığını yazdı, haberi de kuvvetli bir kaynağa dayanıyordu.

    Başbakan pişmemiş aşa su katmayın dedi.

    Ben, Lale Kemale inanıyorum, haberine de güveniyorum.

    Benim anlayamadığım, bu pişmemiş aş neden halkın gözlerinden uzakta kotarılıyor, mesele bu halkın meselesi değil mi?

    Bu aş, sadece generallerle siyasetçilerin kendi aralarındaki konuşmalar ve pazarlıklarla mı pişecek?

    Bu halk, Ankara daki başrol oyuncularına figüranlık mı edecek?

    Bence askerlik meselesi açıkça tartışılmalı ve önce bedelli çıkartılıp arkasından da zorunlu askerlik tümden kaldırılmalı.

    Ölen çocuklar bu halkın çocukları olduğuna göre, son söz de bu halkın olmalı.

    Halktan habersiz pişen aşların tadı olmaz zira.

    Çoğunlukla da yanlış pişirildiğinden halkın bünyesine dokunur.
    2 ...
  41. 292.
  42. emre aköz;

    askerlik süresiyle ilgili bir noktaya değinmek isterim. eski genelkurmay başkanı org. ilker başbuğ, bu konuyla ilgili açıklama yaparken, "ordunun belkemiğini mehmetçik oluşturuyor" demişti.
    bu cümle vahim bir durumun itirafıdır. çünkü mehmetçik tipik olarak piyadedir.
    piyadelerin başrolü oynadıkları son harp, 100 yıl önce yapıldı: birinci dünya savaşı (1914-1918).
    ii. dünya savaşı ise tank ve uçak savaşı oldu. avrupa ve afrika muharebelerinde tank, ingiltere muharebesinde ise uçak öne çıktı.
    bugün dijital savaş çağındayız: füzeler, insansız araçlar, uydu kontrollü silahlar...
    elbette ordu belli bir alana egemen olduktan sonra, o bölgedeki "temizliği" piyade yapar: bu bakımdan piyadeye her zaman ihtiyaç olacak.
    ama onun dışında piyade ile savaş kazanılamaz!
    eğer, başbuğ'un dediği gibi bizim ordunun belkemiğini mehmetçik, yani piyade meydana getiriyorsa... geçmiş olsun!
    not: tabii başbuğ'un bunları bilmemesi imkânsız. konuşması, övülmeyi pek seven halkımıza karşı bir popülist propagandadan ibaretti.
    neyse... kıssadan hisse:

    1) türkiye'nin uluslararası siyasetini hükümet belirler, asker o "konsepte" göre plan yapar, ihtiyaçları saptar. (şimdiye kadar tersi oldu, siyaset, güvenliğe yani askere tabiydi.)
    2) ordunun asker mevcudu azaltılmalı, ileri teknolojiyle donatılmış, ateş gücü yüksek hızlı birimlere ağırlık verilmeli. çünkü faraza "uzak" bir "komşumuzun" yardımına koşmak gerekirse, bunu piyadeyle yapamayız.
    mehmetçik'te, yani piyadede ısrar, "türkiye büyük oynamasın" anlamına gelir.
    3) mevcudun azaltılması, orduya daha az para harcanacağı anlamına gelmez. teknolojiye yatırım pahalıdır. pamuk eller ceb
    1 ...
  43. 291.
  44. 290.
  45. hakkında en fazla konuşulan, en fazla mizah üretilen, en fazla küfredilen, en fazla savunulan, en fazla tabulaştırılan, en fazla kullanılan, en fazla uzak durulan kısaca hayatınızdan pıt diye koparılan yılların ve bitsin diye geri sayım yapılan ülkemizde zorunlu olan bir zor mekanizmasıdır askerlik.

    zor, insan hayatında altüst oluşların, değişen paradigmaların, yıkılan ve yeniden yapılan toplumsal kurguların sosyolojik adıdır.

    "tarihte zor'un rolü" eseriyle lenin zor'u kutsarken, ne gariptir ki pek de sevilmeyen ünlü tarihçi toynbe, "kılıç'la gelen, kılıç'la gider" teorisini ispatlamaya çalışır eserlerinde.

    tarih'te ilk askerlik karşıtı duruşun, yani vicdani red'din roma'lı bir askerden geldiği muhtelif kaynaklarda anlatılır.

    askerliğin her ne kadar er işi olduğu söylense de tarih'te kadın askerlerin etkin olduğu kesitlerde görülür.

    bizde bu durum alenen anlatılmazken, daha çok erkek kılığında savaşmış kadın kahraman motifleri işlenir.

    bugün siyasi şovlar ve yükselen milliyetçilik dalgasında davullarla gidilen askerliğin kalktığı söylense, davul çalmayacak er kişi de zor bulunur inancındayım.

    kısaca, mantık bitişidir askerlik.

    kısaca, hiyerarşinin insan üzerindeki egemenliğidir askerlik.

    hiçbir zaman, bir vatan ya da toprak savunması değil, bir başka vatan'a, bir başka toprağa göz dikişin adıdır askerlik.

    ve askerlik namus adı altında, başka namusların kirletilmesidir.

    insanın vahşi yanının açığa çıkarılarak,hayvanla özdeşleştiği veya özdeşleştirilebildiği yegane alandır askerlik.

    tarih, kurulan ve yenilen orduların destanlarıyla anlatılır. insanlık tarihinin namusunu çalan tek olgudur askerlik.

    vahşetin, ölümün kahramanlık adında yüceltildiği araçtır askerlik.

    son olarakta, tanrıya gidişin şahadet yollu kutsanışıdır askerlik.

    aslında, sadece egemenlğin bir başka egemenliğe karşı kullandığı ve ihtiyaç duyduğu ve genellikle büyük bölümü yoksullardan oluşturulan toplumsal, kurgusal verili bir gerçekliktir askerlik.
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük