"Tüm sınırlamalar kişiyi mutlu kılar." Görme, etki ve temas alanımız ne denli dar ise o denli mutlu oluruz; ne denli geniş ise o denli ve o sıklıkta kendimizi azap içinde ya da ürkütülmüş duyumsarız. Çünkü bu alanla birlikte kaygılar, istekler, ürkünç şeyler de çoğalır ve büyür..." derken düşündüren filozof.
"Bütün dinler, insanlara, nefsin ya da kalbin faziletleri için öbür dünyada sonsuza kadar ödüllendirilecekleri sözünü verir, aklın ve anlayışın faziletleri için değil."
Doğuştan gelen tek bir yanılgı vardır. O da mutlu olmak için burada olduğumuzu sandığımızdır.
Kim ne derse desin, mutlu insanın en mutlu anı, uykuya daldığı andır ve mutsuz bir insanın en mutsuz anı, uykudan uyandığı andır. insan hayatı, bir tür hata olmalı.
Mutlu bir hayat olanaksızdır; insanın başarabileceği en iyi şey kahramanca bir hayattır.
Tüm sınırlamalar kişiyi mutlu kılar. Görme, etki ve temas alanımız ne denli dar ise o denli mutlu oluruz; ne denli geniş ise o denli ve o sıklıkta kendimizi azap içinde ya da ürkütülmüş duyumsarız. Çünkü bu alanla birlikte kaygılar, istekler, ürkünç şeyler de çoğalır ve büyür...
Beyin olanca gücüyle ilerlerken, cinsel sistemlerin korkunç etkinliği daha uykuda olduğu için çocukluk, hayatımız boyunca özlemle geri dönüp baktığımız masumiyet ve mutluluk dönemi, hayatın cennetidir, kayıp cennet.
Kısmen de olsa 'alman idealizmi' akımının içerisine aldığımız pek karamsar filozof ve yazar. Hayatın anlamı, ölüm, aşk, cinsellik gibi; epeyce derin alanlar ile ilgili karamsar fikirler savunduğu için yaşadığı dönem itibariyle absürt olarak nitelendirilmekten kaçamamıştır.
retorikçilere olan nefretim, şopenhauer'in "mantık-diyalektik ve retorik bir bütündür" savıyla yumuşamıştır. kabul etmeliyim ki retorik bu işin bir parçası...
"gençliğin en başta gelen öğrenimlerinden biri yalnızlığa katlanmayı öğrenmek olmalı; yalnızlık mutluluğun, ruh dinginliğinin kaynaklarından biridir çünkü."
Kültür kasılması gereken ortamlarda * kişinin kitap okumadığını itiraf edip akabinde örnek göstermesi gereken; Okumak, kişinin kendi kafası yerine başkasının kafasıyla düşünmesini sağlayan eylemdir sözlerinin sahibi ünlü Alman filozof. Kendi kendine düşünebilen üstün kabiliyetli insanların eserlerinde göze çarpan olguların ' kararlılık' ve ' belirlilik' olduğunu, dolayısıyla bu tür kafaların dile getirmek istedikleri her şeyi açık ve belirli şekilde bildiklerini söyler. Aşmış bir bakış açısına sahiptir, öyle ki;
" Truth that has been merely learned is like an artificial limb, a false tooth, a waxen nose; at best, like a nose made out of another’s flesh; it adheres to us only because it is put on. But truth acquired by thinking of our own is like a natural limb; it alone really belongs to us. This is the fundamental difference between the thinker and the mere man of learning.The intellectual attainments of a man who thinks for himself resemble a fine painting, where the light and shade are correct, the tone sustained, the color perfectly harmonized; it is true to life. On the other hand, the intellectual attainments of the mere man of learning are like a large palette, full of all sorts of colors, which at most are systematically arranged, but devoid of harmony, connection and meaning. "
'' Safi öğrenilmiş doğru bize suni bir uzuv gibi bağlıdır. Takma bir diş veya yapıştırma bir burun ya da en iyi haliyle bir başkasının dokusundan yapılma bir burun gibi, o sadece takıldığı veya tutturulduğu için bize bağlıdır; halbuki bir kimsenin kendi kendine düşünerek elde ettiği doğru tabii bir uzuv gibidir. Gerçekten bize ait olan sadece odur. Düşünen insan ile öğrenimden geçmiş olmaktan başka bir meziyeti olmayan insan arasındaki fark buna dayanır. Dolayısıyla kendi kendine düşünmesini öğrenmiş bir insanın zihinsel kazanımları güzel bir resme benzer, ki ışık ve gölge yerli yerinde, açıklık ve koyuluklar yumuşak, renk uyumu mükemmeldir. Tek kelimeyle o, hayata sadıktır. Halbuki bütün meziyeti öğrenim görmüş olmaktan ibaret olan kişinin zihinsel kazanımları her türlü renkle kaplı, olsa olsa sistematik biçimde düzenlenmiş, fakat uyumdan, bağlantıdan ve anlamdan yoksun büyük bir palete benzer. ''
Kadınlarla ilgili saplantılı fikirleri ne yazık ki kendisini okuyan nietzche ye de sirayet etmiş filozoftur.
Annesine olan nefreti ve öfkesi evrensel kadına olan objektif bakış açısını değiştirmiştir. Dilimize çevrilen aşka ve kadınlara dair isimli kitap hariç diğer eserleri okunmaya değerdir fikrimce.