en en en güzelidir şarkıların.
eğer bir de ayrı bir yeri varsa bünyede hiç dayanılmaz kulağınıza tınısı gelse ağlarsınız.. öyle ya o çalmıştır beraber söylemişsinizdir..ve ikinizde yüzlerinizi çevirmişsinizdir başka taraflara. gücünüz yoktur ya gözlerinize bakmaya; zor gelir işte o yüzden.
başıma neler geldi sana diyemedim! var mı lan ötesi.
lisede aşık,berduş ve her türk genci gibi kelebek bıçak taşıdığımız günlerdi ve biz sevgiliyi ancak cama çıktığında görebiliyorduk kar altında beklerken. pencereden attığı o bakışlar adeta bir lutuftu. saatte bir bakardı aşağı hala orada ise daha bir asılırdı derslerine. sonra o güzel bir okul kazandı, bizse aynı sokakta ki kahvede okeye dönmeyi. öyle triplerdi işte bu şarkının bizi anlattığını düşünüp sevdiğimiz zamanlar..
kürtce versiyonu türkce olanindan güzeldir. zamaninda ahmet kaya'nin kürtce seslendirmesine izin verilmemistir o cok istedigi halde. kürtce okursa terör'e girer tabi onlar da haklilar.
ayrica kürtce versiyonunu sonradan grup carnewa seslendirmistir.
ne mutlu arka mahalleler vardı biz çocukken ,plastik topların ve bilumum pet şişelerin peşinden koşturduğumuz dönemlerdi. henüz markalar kaplamamıştı insanların bedenlerini ve ilkokul çocuklarının siyah önlükler giydiği annelerin yaka kolaladığı dönemlerdi,sular sık sık kesilirdi ama tedirginliğimiz pis kokmak üzerine değildi zira henüz bunu söyleyecek kabalıkta değildi bünyelerimiz,pazar günleri trt'de sinema olacak diye bütün hafta beklediğimiz komşuya video bağlantısı için 4.kattan kablo sarkıttığımız günlerdi üstelik,mahalleye büyük su damacanaları gelirdi hasırdan sepetlerin içine ve evet süt kamyonu bir köşede kadınlar elinde tencereler süt sırasında, telefon geldiğinde yan komşuya haber vermeler vardı.