son yıllarda akpnin yağdırdığı paralarla pek bi gelişen ülkemizin en güzel şehirlerinden biri. şehir son günlerde pek bi sosyal pek bi modern olmaya başladı. eskiden kongreler için yapılan cam piramide yılda 2 tane falan sergi olurken şimdi her hafta bir etkinlik olmakta. Bunun yanında devlet tiyatrosu hergün bir oyun ile sahne almakda. Şehire daha fazla müzisyen gelmekte. Piyano festivali olsun, altın portakal olsun uluslararası başarılara imza atmakda.
ama gelin görünki göçün cok kötü bişi olduğunu küçükken tvlerde gören eskinin cocukları bugünün gençleri*bizler cok kötü tecrübe ettik bunu. zira küçükken bile sokaklarda gönlümüzce gezerken bu yaşımızda artık konyaaltı caddesinde bile saat 11den sonra rahat rahat gezemiyoruz. türkçe bile konuşmakta zorlanan insanlar durmadan bayanlara sarkıntılık etmekde erkeklere bıçak çekmektedirler. dolmuşlarda bir bayanın yanına oturduğumuzda pis pis bakışlara maruz kalmak daha da fenası tacizcilikle suçlanmaya varan durumlar yaşanmaya başlanmıştır.
en kötüsü ki antalya gibi yıllar yılı türkiyenin aydın kesmin nadir yetişdiği şehirlerden biri olan bu turizm şehrinde bir erkeğin saç uzatması cok yadırganmaktadır. bu insanlara gidin ulan geldiğiniz yere demek geliyor içimden ama o zaman da cok şey bilen arkadaşlarımız faşistmisin lan sen demekte.
mayıs ayının sonlarında antalyalılar üç ay boyunca hamama girmeye hazırlanırlar.. zira bu şehir haziran, temmuz ve ağustos aylarında artık bir açık hamamdır. asfaltlar erir, balkonda suya konulan yumurta rahatlıkla pişer, araba sürebilmek için öncelikle arabanızın direksiyon simidini soğuk suyla güzelce sular, onu ancak o zaman tutabilirsiniz. yine de sevilesi bir şehirdir..
ilk gittiğimde elimdeki nesneyi yelpaze gibi sallayıp; 'arkadaşlar havayı boşaltmışlar' diye bağrındığım şehir.
elimi kolumu sallayıp hava akımını hissetmeye debelenirken, arkadaşlarımın; 'fazla çırpınma hepten mahfolacaksın' diyerekten bana güldükleri şehir.
sıcaktan ziyade ağır nem baskısı nedeniyle adamı heder eden şehir.
sadece beş dakika oturulan koltuğa, terden mütevvellit kopyanızın yapış yapış çıktığı şehir.
oturduğunuz yere deniz havlusu serip, kısa aralıklarla bunu değiştirmeniz gereken şehir.
zaruri bir işiniz yoksa ve sabah saatleri dönmeye başlamışsa asla akşam olmadan dışarı çıkılmaması gereken şehir.
bayılınacak ve nem kaybından ölünecek sıcaklıklara maruz kalmaya vücudunuzu alıştırmayıp ta kilimalı ortam kurduğunuz da ani sıcaklık değişikliğiyle bünyenin dengesini aptal eden şehir.
eğer iki adım ötenizde değilse, plaja ulaşana kadar eriyip yok olma ihtimalini göze alamayıp, denize girmeyi boş verebileceğiniz şehir.
yerlilerinin muhakkakiyetle yazın yaylalara kaçtığı, 'ohh bee iyiki yakında bu yaylalar var' dedirten şehir.
nefes alınması hastalıklı bir işkence olup, insanın kendini kavanozda balık gibi hissettiği, solungaç sistemine geçilmesine ramak bırakan şehir.
barları ve müzisyenleriyle istanbula taş çıkartan şehir.
film festivaliyle dünyaya damgasını vuran şehir.
ülkemiz sınırları içindeki en güzel parklara sahip şehir.
baharları portakal çiçeği kokan şehir.
deniz seviyesinde bir yerden çıkıp gittiğimde ve sahil boyu yürüyüşlerine alışkın biri olarak, falezlerin üzerinden, aşağıda salınan denize bakmaya alışmak ta zorlandığım şehir.
en çok kale içini sevdiğim şehir.
arkeoloji müzesi görülmeye değer şehir.
genellikle yerli halkın lehçesini anlamakta zorlanılan şehir.
selam verdiğiniz her iki insandan birinin turizm sektöründe çalıştığı şehir.
v.s. v.s.
sevilesi şehir.
kazık yemeyi,asık olmayı,falezlerde sabaha kadar sarap icmeyi,ozgur oldugumu "hayat bir gundur o da bugundurun" gercek anlamını ogrendigim, beni buyuten cennet.
geçici bir süreliğine çallı kavşağının kapatılmasıyla trafiğinin yandan yediği şehir. trt caddesinde bile zincir oluyor 2-3 gündür. sanırım tramvay çalışması ile ilgili bir uygulama.
istanbul'dan sonra dogudan gocun yildizi olan, son yillarda sanildiginin aksine turizmden cok tarimdan para kazanmaya baslayan, nufusunda barindirdigi soguk iklimin sicak kanli insanlari yuzunden kucuk moskova olarak adlandirilan, turizm gelirleri acisindan neredeyse kendisiyle yarisan iki buyuk ilceye sahip (bkz: alanya) , (bkz: kemer), turkiyenin kanalizasyon sistemi olmayan tek sehridir...
otogar ile havalimanını bağlayan taksiden başka bir taşıt gördüm sonunda. otogarda rastgeldim, eski kocaman bir otobüstü. üstünde de otogar-havalimanı yazıyor.