deli gibi sıcak şehir. 3 gündür burnum kanıyor. akdeniz insanı bence de sıcakkanlı olmalı yoksa çekilmez bu iklim. nerede o istanbul'un dengesiz iklimi, sabahı serin gündüzü yakan akşamı rüzgarlı. yok ikisi kıyaslanamaz bile.
antalyada bulunan sözlük yazarlarıyla bir araya gelme umudunu taşıyarak işten eve evden işe yaşadığım şehir. denize akın var hafta sonu açıyorum sezonu.
edit: bunu eksileme nedenini sanırım ömrümün sonuna kadar anlayamayacağım. te allam.
oha, kimse nasıl yazmamış? gümbür gümbür sallandık bugün. merkez üssü fethiye olan 6 şiddetindeki depremi en kuvvetli şekilde hisseden şehirlerden biri oldu sanırım antalya.
korkunçtu. sokaklara dökülmüştü herkes.
ben de kedimi kapıp sokağa çıktım titreye titreye.
bir süre sonra mecburen eve girdik ve bir çanta hazırladım hemen ikimiz için. bir sonraki depremde, yedinci kattan aşağı inmek yok. kedi ve çantayla birlikte buzdolabının yanında koşulacak ve cenin pozisyonu alınacak. öleceksek öleceğiz, birlikte...
yaz aylarının kapıya dayanmasıyla Antalya tabelası yakınlarına kamyon kamyon yağız delikanlı bırakılan şehir. o yağız delikanlıların yaşanılası memleketimi mahvettiği ama sözüm onlara ruslar artık sizi çözdü olumm dediğim güzel şehrim.
sıcağı cehennemi aratmayan, soğuğu ayazı sıcağından beter olan, bol yeşil, yaşaması rahat, trafiği insanı katil edebilecek düzeyde saçma işleyen, yıl olmuş 2012 hala elektrik kesiliyor dedirten (hemen her gün elektrik kesintisi mi olur bir de merkezdeyiz), arap yağı bol bulunca hikayesindeki gibi, suyu bol bulmuş heryere küçük şelaleler, havuzlar, su gösterileri filan yapılan, belediye başkanı prof. mustafa akaydın olan güzel bir şehir. gidin görün. görmeden ölmeyin.