dün gece, eve hırsız girdiğini sanarak şahsımı yataktan fırlatma etkisine sahip yağmuruyla beni dumurlara sürüklemiş şehirdir. yağmur bu şehirde yere paralel yağar efenim. yan yan yağar, bardaktan boşalmaz, galondan boşalır.
her sene hem tatil hem para kazanmak için gittiğim her yeri ayrı güzel yer. ama para kazanma kısmını yapamıyorum bi türlü. tamam diyorum bu işten çıkmayacam ama o kadar zor ki bu işler. e diyeceksin ki orada çalışanlar nasıl çalışıyor? benimle aynı işi yapan 3 kişi vardı. biri askere gidecekti çalışmak zorundaymış. birinin babası bırakmış zaten eti senin kemiği benim diye. diğeri de doğudan gelme zaten adamlar yorulmuyor. günde 14 saatlik çalışma benim bünyeme göre değil. 3 gün dayanabildim. sonra çıktım. bulaşık işleri, garsonluk ve getir götür işleriydi.
ama turistlerin güzelliği olsun şehrin güzelliği olsun cidden 10 numara şehir.
dün gece telefonda -4 derece olduğunu gördüğüm havaya inanmayarak laboratuvarda kullandığım cam derece ile ölçtüğüm ve -4 derece gördüğüm soğuğa maruz kalmış "sıcak" memleket.
ulan antalya yakışıyor mu sana? üst katımdaki rus hatun sabah koşuya çıktı birde bünyesi alışkın tabi kevaşenin -3-4 ona soğuk bile gelmiyor.
Yazın terlememek için göz kapaklarınızı bile hareket ettirmediğiniz, kışın ise ''yağmur yağdı'' sözü yerine ''yağmur aktı'' denmesi gereken, yolda yürürken bronzlaştıran güzel memleketim.
çok sıcak. aşırı sıcak. o kadar sıcak ki...
o kadar çok sıcak ki delirtecek derecede sıcak.
--spoiler--
aşııı deecede sıcaksın antaaaya. ah severim seni ben.
--spoiler--
sıcağı olmasa türkiye nin en güzel şehri. çok ciddiyim en güzel şehri antalyadır heralde. sadece sıcağını saymazsak ama o sıcak o şehirdeyken, gözümde yozgat kadar değeri yok amk. *