ilham alınan kişiler arasında başı çekecek olan kişidir, eski topraktır, ben hepinizi cebimden çıkarırım, sizi gömüp öyle gideceğim potansiyeliyle yaşar.
teyzemin anlattığına göre '40 numara ayakkabı giyince mezarıma bassın' diyen annaannedir. Yaşasaydı, anne tarafından beni seven tek insan olurdu herhalde.
vefatinin uzerinden 10 yil geçmiş olmasina ragmen, hala çok aşırı özlenen ve herkesten fazla sevilendir.
heo bir tarafım eksik sensiz, beni yine dizlerinde avut anneannem. nur içinde yat, cennetler senin olsun insallah.
Gidişi bin üzerinden 22 sene geçmiş olsa bike varligi da yokluğu da ilk günkü gibi hissedilendir.
Seni alana mi isyan etmeli, senin gidişi oykesine cabuk kabullenisine mi bilemiyorum. Tek bildiğim bu gün 18 ocak ve bu gün sen benden gideli 22 sene olmuşken ben sensiz yapamiyorum hic bir saniye.
Seni çok seviyorum çok özledim ne olur ruyalarima gel, lutfeeennn.
ilk gozagrin.
haberlerden Almanya' da ebola virüsünün görüldüğünü öğrendikten sonra, telefonuna bir şekilde viber yükleyen, uygulamayı kendi halinde kullanmayı oğrenen,ardından günde iki kere arayıp:' evladım elini sürekli yıka bak sana yakın yerde görülmüş gugle maps' tan baktım.' diyerek nazikçe taciz eden kimsedir. can feda edilesi kişidir.
7 sene olmuş sensiz. oysa ki daha dün gibiydi saçlarımdan koklayıp, beni sevmen. en küçük torunun olunca tabi senin en yaşlı dönemine yetiştim. belki sen benimle oyunlar oynayamadın, belki beni hiç bakamadın ama sen bana sevgini verdin. hasta yatağında yatarken bile beni sevdin, bizi hep merak ettin. özledim seni anneanne. hiç bozmadık biz alışkanlığımızı. bayramda ilk önce sana gelirdik ya şimdi de ilk mezarına gidiyoruz bayramlaşmaya. çok şeyler değişti sen gittiğinden beri.ama hiç iyi bir şey olmadı anneanne.
benim için annemden hiçbir farkı yoktur. hastalandığımda bana bakar, moralimin bozuk olduğunu gördüğünde bana sürekli dua eder. beni düşünür uyuyamaz. evimi özleyip özlemediğimi bile düşünür, ne yeyip ne içtiğimi. eski kız arkadaşımın sonradan yazıp yazmadığını. her şeyimi düşünür, bana bakar. iyi ki var.
insanın, kendisini annesinden bile daha çok seven kişidir.
benim minnoşum öyleydi en azından.
sıradan bir gündü. acısını saklamak en iyi yaptığı şeydi. o yüzden bana sıradan gelmişti.
erkenden uyandı. bana o en sevdiğim sütlaçını yaptı. her yaptığı yemeğin içine, malzemesini ölçmeden koyardı. göz kararıydı. tam kıvamını tutturmak zor değildi onun için. en sevdiğim kaseye koydu.
tarçını biraz yüksekten özenle serpti. kokusu burnuma geldi.
-ne zaman soğuyacak anneannee- dedim.
-yemekten sonra- dedi.
sonra banyoya girdi. yeşil sabunun kokusu genzimi yaktı. hiç sevmezdim o kokuyu.
beni de yıkadı. kaynar suyla. sonrada lifledi. sırtım acıdı, kıpkırmızı oldu.
ağladım. sabunla kafama vurdu. ama şefkatle.
sonra saçlarımı taradı, okşayarak ördü. beyaz kurdele bağladı. saçlarımı öptü.
giyindi. başörtüsünü çenesinin altında özenle bağladı. kınalı dalgalı saçlarının perçemini dışarı çıkardı. saçlarının yarısı elinde kaldı. kimseye göstermeden saklayıp çöpe attı. havalardan mı nedendir, saçları çok dökülüyordu. kırmızı rujunu yanaklarına sürdü. özenle yaydı. o şekilde yüz ifadesi çok komikti. güldüm. o da güldü. haçtan getirdiği esanstan sürdü. bana da sürdü. çok çirkindi kokusu.
tüm kokular birbirine karıştı.
bir çanta hazırladı. temiz gecelik, ve iç çamaşırı koydu.
dedemin resmine baktı, kokladı öptü. takım elbiseli dimdik duran dev gibi ve çok yakışıklı siyah beyaz bir adam resmi. onu da çantaya koydu.
geceleri koynuna koyardı o resmi. bazen ağlardı. neden ağlar ki bir insan? kaynar suyla yıkanırken canı mı acıyordu ki onun da.
sonra babam geldi. onu aldı. annemle bir yere gittiler.
bir kaç gün gelmediler. halam bizde kaldı.
ben sütlaç yedim. çizgi film izledim. onun dolabını karıştırdım.
topuklu ayakkabılarını giydim. kocaman iç çamaşırlarıyla dalga geçtim. haçtan getirdiği sütyenlerini giydim. eğlendim. çok komikti. huni gibiydi.
sonra babam yine geldi. beni devlet hastanesine götürdü.
minnoşum çok çirkin bir yatakta yatıyordu.
ayılır gibi oldu. annemden kırmızı ruj istedi. çünkü çok solgundu.
ona annem sürdü. ben saçlarını okşadım. kına kokuyordu.
günler sonra eve geri geldi. ben sütlaç bitti diye üzülüyordum.
yine yaptı.
sonra koltuğa oturdu. uzandı. kalkmadı. göz yaşı gözündeydi.
sonra beni dayımlara gönderdiler. eve geri döndüğümde yere yatırmışlardı onu.
üzerine çarşaf sermişlerdi. bir de bıçak vardı.
sütlaçları kokladım, kınasını kokladım, yeşil sabunu kokladım. hacı esansını kokladım. bu sefer çok güzel geldi o esansın kokusu.
minnoşum gitmiş. bir daha gelmeyecek dediler. babam ağlama dedi. ağladım. 20 sene oldu. gerçekten de gelmedi. kimse öyle sütlaç yapamadı. kimse saçımı örmedi. yeşil sabun kimse eve almadı. hacı esansı bitti. kokusu da gitti. kendi de.