akla geldıgınde gözlerin dolmasına sebep olandır. yıllar öncesi hatırlandıgında, gidildiğinde ıslak ıslak ama içten, öpüp sarılandır. kızına neden torunumu getirmedin diye sitem edendir. her gün görsede hep özleyendir. birazcık tutumlu ama zor zamanında canını bile esirgemeyek kadar yürekli olandır. sofrada torunlarına bakıp yemek yiyemeyendir. bunların hepsi benim canım diyendir.
öss sınavımın bir gün öncesi kalp krizi geciren iki hafta sonra ölendir. bedeni gitmiş olsa da hala her anda hissedilen susar gibi özlenendir.
her daim kıymeti bilinesidir. sen daha el kadarken üzerine titreyendir.bir dediğini iki etmeyendir.dualarını hiç ama hiç eksik etmeyendir.dizine yatırıp okuyup üfleyendir.tüm sevgisiyle seni en içten şekilde sevendir.artık çok özlenendir.huzur içinde uyuması dilenendir. *
sol tarafına felç gelen, 2 hafta hastahanelerde sürünen ve eve çıkıp tam düzeldi derken kalçasını kıran yüce insan. her daim size verdiği emekleri helal eden, onu ziyaret etmenizi dört gözle yatağında bekleyen pamuk prenses. o şimdi sırt üstü yatmaya mahkum ve bir bebek gibi bakıma muhtaç. 83 yaşında başına gelenler kolay değil. gözlerinde iki damla yaş göremeyeceğiniz moral deposu. o sizin hayatınızın anlamı ve sizin ellerinizde eriyip biten, hayata sıkı sıkı tutunmaya çalışa bir tontiş. işte o süper kadın bir anneanne.
kalp ameliyatından sonra daha bir gamsız tasasız olan, muziplikte yıllardır sınır tanımayan can kişi.
sokaktaki kedilerin kafasına su dolu torba fırlatmak, kızdığı komşunun kapısının önüne yenilen kestanelerin kabuklarını bırakmak gibi muziplikleri mevcuttur. çok yaşasındır.
yanakları kızarmış ve fazla buruşuk da olmayan, duygulanınca küçücük gözlerinden gelen yaşları silmek için gözlüğünü çıkaran, bazen öğütleriyle bunaltsa da dünyanın en şeker varlığı olan, aynı anıları defalarca anlatsa da dinlemekten vazgeçemeyeceğim canımdan bir parçadır kendisi. çok değerlidir, çok.
arada geliyorsun ya rüyama, çok garip oluyorum ki zaten ben seni hiç ölmedi sanıyorum ve böyle mutlu oluyorum... gitmeseydin de tutunacak dallarımdan birini bir daha olmamacasına kırmasaydın olmaz mıydı? gel....o kadar da uzak değilse gittiğin yerler nolursun çık gel! sığınacak sıcak bir kucağım kalmadı annemden başka yeter bu kadar şaka gel...daha böylesine sayfalarca yazı yazdırtabilecek ender varlık...
hele bi de beyle tombul *, beyle penguen gibi yürürse, beyle şiveli şiveli konuşursa *, bi de beyle yanık bi sesi varsa, kalmaya gittiğinizde kocaman bedenine sarılıp o tadından yinmez kokusunu derin derin içinize çektiğinizde 'allahım yokluğunu gösterme bana!' diye dua edersiniz.
ha bi de beyle siz uyurken sizi uyandırmamaya çalışarak sabahın en körü saatlerinde okuyup üflemesi yok mu...
çok ama çok uzaklarda olan melek yüzlüdür. beni bırak annem bile göremedi ki nasıl üzülmez insan. annem daha bebek için anneannem ahirete göçmüş. keşke bir kare de olsa bir resmi olsaydı. daha iyimseri keşke hayatta olsaydı saçlarımı okşasa, canım deseydi bana. çok ama çok özlediğim canımdır, aşkımdır, hayatımdır.
Bu dünyadan çok erken giden insan. parası olmamasına rağmen eve her geldiğinde mutlaka bana müşebbek kardeşime şam tatlısı getiren 3 aylığı yattığında kesinlikle bizi sahile götüren kardeşimi kıskanıp evden kaçtığımda sığındığım limanım. her ölüm erken derler birtanem ama seninki çok erken oldu daha yapacak çok şeyimiz vardı dedirten şu anda büyük ihtimalle cennetten beni izleyen insan.
candır, çalışan kızının bebegine bakandır, o bebegin 6-7 yaşına kadar anne dedigidir. dedeyle birlikte torun büyütmek gibi bir görevi üstlenmiş insandır. sabahın beşinde kalkıp su böregi yapmışlıgı vardır.
anneannem. annemin anası. sebebim, var oluşumun nedeni. kocası vefat ettiğinden beri 25 sene boyunca oğlu ile bir o evde bir bu evde ikamet etmek zorunda kalmış, üç kuruş emekli maaşı ve ördüğü dantellerin parası ile bir oğul okutmuş, kira ödemiş, ev geçindirmiştir. ne zaman oğulun eli ekmek tuttu işte o zaman biraz ferah görmüşlerdir. yinede bazen sofralarından sadece tarhana çorbası içerek kalkmışlıkları da vardır. zaten var oluşumuzun sebebi sınav değil midir? sonra bir illet hastalık sarar bünyesini alzheimer. kimseleri tanıyamaz olur. hastalık beraberinde başka hastalıklarıde getirerek ilerler. sonunda yatalak olur. bir gün hastaneye kaldırılır. nefes alamamaktadır. 45 gün yaşam mücadelesi verir. ne böbrek kalmıştır ne ciğer. doktorlar der; yarına çıkmaz durumu çok ağır. ama gönül dinlemez. o vardır ve hep var olacaktır! hastanede geçirdiği süre zarfında nefes alamaz, komaya girer, tansiyonu 20 olur, vücud tarumar olur. sonra bir sabah 5:45 de telefon çalar. gözler anında açılır. zaten herkes tilki uykusundadır. evet final gerçekleşmiştir. aile fertlerinden başkasının kalkıp telefona bakması beklenir. sonunda hisse ablaya çıkar. kalkar, telefona bakar anayı babayı uyandırır zira artık o yoktur. halbuki küçükken eteğini yırtmışlığım vardır. büyüyünce ona etek almamı söylemiştir ta o zaman. ama ben maalesef etek borcumu ödeyemedim sana anneanne.. nur içinde yat.
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
insan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
CAHiT SITKI TARANCI
yook ! onun yaşam tarzı bir namazlık saltanat kadar değildi. aslanlar gibi şerefi ile yaşanmış seneler süren bir saltanattı. her acıyla yoğrulmuş dul bir kadıncağızdı o. şair başkaları için yazmış bu şiiri. bu benim anneannem olamaz.
yıl 2002. gözü gibi baktığı, öpmeye doyamadığı bizleri bırakıp giden güzel varlığım. canım. doğduğum günden öldüğü güne kadar bizi bırakmamış, bakmış, büyütmüş, kollamış, annenin gazabından saklamış, dünyalara değişilmez güzel insan. o şimdi uzaktan ama en özel duygularla bizi izliyor, kokusuna kurban olduğum, yüzündeki her bir kırışığa hayran olduğum, çektiklerinin ve yaşadıklarının yanında her zaman dimdik kalabilen çınarım. çok özlenen, sevilen, doğurmayan ama büyüten annem...
kendine has, acayip huzur veren bir kokusu olan ( özellikle tülbentleri) , göğüs altı bankasında paracıklarını saklayan sevgi insanı , poğaça yanaklı, tatlı dil abidesi, yüce insan.Çok özledim .Nur içinde yatsın.